Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Ocak 2005

Alpay Durduran

 

PROAKTİF POLİTİKAYMIŞ

Aktifini az buldular da proaktif diyorlar. Bir zamanlar inisiyatif almalıyız diye konuşurduk. Şimdi proaktif dediler. Olsan ne olur? Mademki polisi sivile bağlamaktan bahsedince lafını ağzına tıkadılar ama bunu koalisyonu bozma, istifa etme sorunu yapmadın. Ta tekmelesinler koltuğu korumaya bakdın. Sana kim inanır.

Proaktifi madem dillendirdin gel de açıkla. Barış ve Demokrasi adayını rodyodan izledim. Programcı soruyor: Yani ne demek istiyorsunuz? Yanıta bakın!

Örneğin diyor; AB yasaları hazırlandı, BM yardımcı oldu. Binlerce sayfalık yasa tasarıları hazır, halk da %65 onayladı. Al da bozdur. Tek bir AB uyum yasası hazırlanmış değil. Hazırlananlar Annan planına göre merkezi hükümetin uygulayacağı yasalar ve kanatların uygulayacağı ama koordinasyon gerektiren yasalar hazırlandı. Bunları aday efendi AB yasaları sanıyor. Demek ki parti adaylara bile proaktif politikanın ne olduğunu anlatamamış çünkü sadece bir laf.

Adaylar da işi ciddiye almış değil. Mebus olacak olan da mebus olan da olaylarla ilgilenmemiş. Mebus aday bile Avrupalılar parlamentosuna doğrudan seçim yapıldığını öğrenememiş; meclisten iki mebusu seçip gönderelim diyor. Maşallah Avrupa Konseyi parlamenterler asamblesi ile AP’yi ayırt edememiş ama mebus olmuş, gene de olmak istiyor.

TKP’yi mahvettikleri, sözlerini tutmadıkları ve uyduruk bir paravan partinin uyduruk organlarında aldıkları bir kararla BDH’yi yaşatmaya kalktıkları o kadar kolay unutulur mu? TKP’de Akıncı aleyhtarları çok ama BDH paravanasında az onun için kendi parti üyelerinden kurtulmak isteyen Akıncı BDH’yi kullandı ve kendinin başkanlığını garantiledi. Üç parti paravanayla seçime girdi ama devlet yardımını tek başına BDH yuttu.

Yasalara göre seçimde partiler işbirliği yapamaz ve dernekler siyasete karışamaz. Halbuki CTP-BG adı üstünde birleşik güç adı altında dernek ve sendikaların desteğini toplamaya çalışıyor. BDH ise üç partili bir seçim ittifakı. Şimdi de TKP ile BKP bir seçim ittifakında.

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Bir zamanlar hep beraber Denktaş’ı destekleyen derneklere ve diğerlerine yasaları çiğnediler diye bağırırlardı. Sendikalar da üyelerini toplayıp siyasi fon kurmadan parti veya aday destekleyemezler ama onu da çiğnediler.

Yasa dediğin de ki! Yasa çiğnensin diye yapılır değil mi?

Halin bu iken proaktif politika güdecekmişsin, Türkiye’ye kafa tutup sivilleşme ve demokratikleşme adımları atacakmışsın! Bunlar kapatılmak için gerekli yasal unsurları elleriyle hazırlıyorlar ve kapatılmaktan korkmuyorlar. Acaba neden? Kim güvence veriyor kendilerine?

Yasalar bu kadar da değil. Annan planı Türkiye’den kopuşu ön görür. Türk askerinin ayrılışını planlar. KKTC’nin yaşamına son verir. Halk bilerek bunları referandumda onayladı. Gelin bu anayasa ve yasalardaki yasakları kaldıralım, kaldıramadıklarımızı da seçilirsek kaldıracağımızı açıklayalım ve seçime ondan sonra katılacağımızı ilan edelim dedik. Dinlemediler. Şimdi karatılma tehdidi ile seçime gittiler. Uğurlar olsun.

Eğreti oturanlar hesap yaptılar. Usluların partilerinde yer yok. Seçmen arasında ise usluluğa karşı olan var. Çözüm isteyen ve Türkiye’yi beklemekten bıkmış olan var. Onlar da bunların oylarını almak için proaktif veya yeni girişim diye laflarla yoları almak istiyor. Ancak gereğini yerine getirmek istemiyorlar. Durum açıktır. Yetkisi olmayan meclis ve hükümete imajlar yaratarak katılmak isteyenler devlet olanaklarından istifadeye çalışıyor. Onun için sözlerinin değeri seçimin ertesi gününe kadardır. Seçimden sonra gene meydanlarda söylenenler meydanlarda kalacak. Birlik ve beraberlik ve düşmanlıklar yaratmama iddiasıyla seçim sonrası, öncesinde vermiş oldukları sözleri demokrasi ve insanlık adına unutacaklar.

Önce güvenlik diyen Mehmet Ali şimdi önce demokrasi ve insan hakları çünkü onlar olmadan güvenlik olmaz diyor mu? Şaka mı bu?

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org