Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 29 Ocak 2004

Alpay Durduran

 

ULUSLARARASI DÜZEN

Anladığım kadarıyla Türkiye işinin zora girdiğini gördü ve görüşmeleri başlatıp durumu yumuşatmak ve Kıbrıs dışındaki işlerini yürütmeyi olanaklı hale getirmek istiyor. Neden kıbrıs dışında diyorum? Çünkü çözmeye karar vermeyeceğini gördü. Ama durumu yumuşatma gereği var çünkü diğer sorunlarında bir tür ön şart oluşturdu.

ABD elindeki programın Kıbrıs yüzünden tıkanmasını önlemek gereğini duydu ve Kıbrıs’ın çözülme çabalarına devam edebileceği bir ortamda diğer işlerine devam edecek yol aradı. AB de bu işte rol aldı. Sonuçta Kıbrıs’ta çabalara devam ama çözüm için acele etmeden yürümek demek olan görüşmeleri başlatmak işine geldi. Rum tarafını da tezgaha kattılar.

İlgililer hep kendilerine göre konuya baktılar ve başka niyetlerle tezgaha dahil oldular. Sorumluluk alan da olmadı.

Annan da taraflardan yeterli güvence almamasına rağmen bu optimum yola girdi.

Tezgah işlemeye başladı ama taraflar dünde kalan pozisyonlarını terk etmedikleri için ikinci derecedeki aktörler ki en ateşli onlardır ve onlara dayanarak bir birleri ile didişirler, eski nakaratlarını tekrarlamaya devam ettiler ve ediyorlar.

Şu altın sözü unutmamak lazım. Sorununuz varsa pozisyon saptayıp (mevzi kazıp) içine girmeyin yoksa çözüm elde edemezsiniz ve boşuna yıpranır ve yıpratırsınız. Arkasından da döne döne dönek olursunuz.

Türk tarafı garantiler vermeden görüşmeye oturmayacağız derken Annan nasıl olsa boşuna görüşme başlatmaz deyip Annan çağırırsa geliriz demeye başlarsınız ve hiç garanti almadan başlayınca suçlayacak adam ararsınız.

Hatırlayınız. Nerede o Kıbrıs çözüm olmadan AB’ye üye olmasın diye sonuna kadar mücadele edecek olanlar!

Söylenenlerin ifade edilmese bile bir yığın ön kabule dayalı olduğunu ve onlar değişince yeni tutumların şart olduğunu unutmamak gerekir.

Yeni hükümet kuruldu. Buna göre Kıbrıs’ta Annan planını esas alan görüşmeler olsun dedi ama görüşmelerin Annan planı zemininde olmasını onayladıklarını söylememişler. Halbuki çözümün Annan planı zemininde olmasıyla görüşmelerin Annan planı zemininde olması gerekirdi. Görüşmelerin zemini olmak farklı çözümün zemini olması farklıdır derken şimdi esas alınması demekle kastedilen nedir diye düşün babam düşün.

Bir aklı evvel ortak bir metin çıkarmak için farklı iki görüşü de savunabilecek bir kelime bulmak marifetmiş gibi iftihar edenlere kim izin verirse sorunu ortak metin bulmak haline dönüştürür. Taraflar buna izin verirlerse şüphesiz birilerini aldatmaya çalışmaktadır. Aldatmaya çalışan CTP ile DP ve arkalarındakiler aldatılan da halklardır. Halk bunlara izin veriyorsa aldatmaya devam edeceklerdir. İzin verenlere yuh olsun.

Talat Annan planında geçiş uygulamada geçiş süreleri var, Türkiye’ye AB üyeliği için tarih verilmezse orada uygulamayı durdurmak mümkündür diye iddialar ileri sürüyor. Bunu da uluslararası basının önünde iftiharla açıklıyor. O ki rehine olamaya hayır diye atar tutardı, rehin alanla işbirliği yapan rehine gibi davranıyor ve bizi rehine olarak kabul ediyor.

Andlaşmaya taraf olanlara kendileri ile ilgili olmayan AB üyelik tarihi yüzünden andlaşmayı ihlal edeceklerini açıklayan nasıl nitelendirilebilir? Buyurun siz nitelendirin.

Hükümet programında çelişen görüşlerini bir terimin arkasına saklayan ortaklar aklı başında kimse ile dost olamazlar. Partilerinin akıllı üyelerine bunları nasıl yutturuyorlar bilemem ama bile bile lades oluyorlarsa kendi düşen ağlamaz.

Ne yazık ki seçimlerde bu memleket bizim biz yöneteceğiz diyenler yönetmeden geçtik ne olacağı bile kendilerine söylenmediği halde hallerinden memnun. Görüşmeler için her şey yapılıyor çözüme uygun kararlar alınmadan ve onlar da yardımcı oluyorlar. Biri hükümetsiz bırakmayacağım diyerek diğeri meclisi kilitlemek için diyerek durumu entrikalara uygun hale getiriyor. Sahip olmaktan bahsederken maşa oldular.

Yazıklar olsun.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org