Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 31 Aralık 2003

Alpay Durduran

 

OYNAYIN BAKALIM

Ne anlama geldiğini anlamak zor. Anayasa der ki cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini güven oyu alabilecek birisine verir. Bu demek değildir ki kendi kanaat getirse verir. Çünkü rejimin temeli hukuk devleti olsun denilmiştir ve orada öznellik değil nesnellik vardır ve olmalıdır. Anayasa onun için herkesin görebileceği şekilde hükümet kurabileceğine inanılabilecek birisine görev vermek yoksa beklemek zorundadır der.

Bilindiği gibi hükümet kurma işinde de Denktaş’a güvenilmiş değildir. Onun için en çok üyeye sahip bir partiden başyarak diyen öneriler de görüşülmüş sonra şimdiki metinde anlaşılmıştır. Son seçimde de çoşup göz göre göre taraf tutmuş ve makamını da alet etmiş olduğu için ispatlamıştır ki bu adam iflah olmaz. Şimdi de yattı pusuya ve görevi vererek veya vermeyerek adamlarını kollayacak. Bu oyuna gelecekler mi?

Gelecekler tabii adam orada boşuna oturabilmiş değil ya! İşini biliyor ve ondan daha kurnaz geçinenlerin uyanıklıklarına dayanarak oturuyor. Bir kere Türkiye’nin istediği gibi halkı uyutacak en iyi adam niteliğini koruması nedeniyle ordadır. Bununla yarışmak mümkün mü? Deneyen olmadı değil ama başaramadılar. Yarışan onun gibi olur yani emir kulu. Deneyenler de öyle oldular veya o damgayı yediler. Aslı dururken taklitlerinden sakınan Türkiye başka adam aramadı.

Onun için halka verilmiş sözlerini tutmak isteyen muhalefet iseler oyuna gelmemenin kurallarına göre oyunu oynamalıdırlar. Oyun şöyle diyor: herkes kimin hükümet kurabileceğini görmelidir ki cumhurbaşkanı görevi versin. O halde partiler aralarında anlaşıp göstermeldirler ki hükümet kurabilirler. Denktaş’ın atamasını beklemek görevi alıp görevi almış olmaktan yararlanmayı düşünmek demektir. Denktaş’ın görev vermesi bir avantajsa Denktaş’a tabi oldun demektir. Halbuki görevi almadan önce görüşme yapanlar süre baskısından da kurtulmuş olurlar.

Neden bu adamlar görevi almadan anlaşma yapamayacaklarına inanıyorlar, anlaşılır gibi değildir. Hazır oldukları halde kendilerine görev verilmeyebileceğine inanıyorlarsaydı niye seçime girdiler? Ne demek istiyorlar? Görevi alan şansını zorluyor mu, şans mı kazanıyor? Seçimi at yharışına çevirdilerdi şimdid e seçim sonrasını...

Geçen dönemlerde de ayni şekilde davranmışlar, Denktaş da ona göre hareket etmişti. Bunlar bir birlerini tamamlıyorlar doğrusu.

İlle de Denktaş birini görevlendirsin de ona göre görüşmeleri başlatalım demek ne demektir. Buna amma da aciz adamlar ha oturup anlaşacaklarına yüzünü görmek bile istemedikleri Denktaş’ın ilk adımı atmasını bekliyorlar.

Bir tarihi bilgi vereyim. Bir zamanlar Yunanistan’da Papandreu’nun dedesi hükümet başkanı idi. Kral ise onu devirmek istiyordu. Onun hükmette değişiklik istemesini bahane edip saraya çağırdı ve “madem değişiklik istiyorsun, istifanı sun ki seni yeniden görevlendireyim de değişiklikleri yapasın” diye kandırmış O da istifasını buna dayanarak verince Kral, arka odada beklemeye aldırdığı papandreu’nun partisinden bir nüfuzlu adama görevi vermiş.

Görevi alan adam makam dağıtma olanağına kısmen dahi olsa kavuşmuş olur. Bundan yararlanan Papandreu’nun partisinin ikinci adamı becerip partiden biyik bir partça koparmış ama hükümet kurma işi aksamış. Bu kargaşaya neden olunca da asker ayaklanmış. Olaylar karalın da başını yemiş yemiş yani krallık da devrilmiş.

İsteyen ders çıkarsın. Bu maddeler öyle damdan düşer gibi anayasalarta konmadılar.

Bu durum bundan önceki bir seçimin sonunda da olmuştu. O zaman da paritler anlaşıp gitsinler demiştik. Şimdi de aynini uyarıyoruz. Bu kez Özker Hoca da bizim görüşe gelmiş. Kendi yapmamıştı, şimdi Mehmet Ali’ye yap diyor. Amma bu kez öyle demesi Anayasal olmasından değil halkın koalisyonunu kurmuş sayacaklarmış kendilerini ve dayatacaklarmış diye öyle olsun istiyor.

Olmaz Hoca! Madem ki halk oyunu verdi diyemiyorsun sne bile inanman söylediklerine, başkaları inanıp da ne yapsın!

Burdan hükümet çıkacak da bir şey mi olacak? Oyalanın işte.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org