Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 7 Aralık 2004

Alpay Durduran

 

KIBRIS’I TANIMAK

Kafayı Türkiye’nin tanıması ile bozmak durumu anlamamakla eş değerdedir. Türkiye Kıbrıs’ı zaten tanımaktadır. Toprak bütünlüğünü ve egemenliğini tanımakta ve garanti ettiği bir tarafa başka şekilde de ihlal edilmesi halinde silahla tehdit etmektedir. Ne Yunaistan’a ne de başka bir devlete Kıbrıs’ta durumu değiştirmemesi için izin vermemektedir. İsail yakın devlet olarak bir müdahale etse karşı çıkacaktır mesela...

Tanımadığı Papadopulos yönetiminin Kıbrıs’ın tümü temsil ettiği iddiasıdır. Türkiye’ye göre Kıbrıs’ta iki ayrı devlet vardır ve toplumlararası görüşmelerle yeniden birleşmesi gereklidir. Belki bu gereklilik fazla umurunda değildir ve ayrılık uluslararası tanınma elde etse daha memnun olacak ama gene de garanti andlaşmalarının kendine verdiği haklardan yararlanmaya devam etmek istediğini ve Yunanistan’ın geri kalanına yerleşmesine karşı çıkacağını açıklamış bulunmaktadır.

Kısacası Türkiye’nin politikası açık ama anlaşılması zor bir politikadır. Onun için bazılarının Türkiye Kıbrıs’ı tanımamalıdır veya tanıyamaz demesi ancak şu an için Türkiye öyle istiyor diyerek onun yolunda gitmekte olan Talat bakımından anlaşılabilirdir. Yoksa mutlak olarak tanımamalı diyenler yarın tanığını açıkladığında şaşıp kalacaktırlar.

Tanıma var da ilişki yoktur. İlişki ise çeşitli şekillerde olur. Sorun olarak ortaya çıkan şey Gümrük birliği anlaşmasını uygulamayı kabul etmek ama onunla andlaşmayı yürürlüğe koymak için bir andlaşma yapmaktır. Şimdi onun formülü üzerinde çalışılmaktadır. Tam bir ilişki kurmadan böyle bir andlaşmayı yürürlüğe koymak marifetini gösterdikleri anda mesela Strasburg veya Brüksel’de imzaladıklarında bu işi bitirirler. Sonra da itimatnamesi kabul edilmemiş bir elçinin veya konsolosun idaresinde bir temsilcilik açmasına gelince o daha kolay olur. Tüm gereken şimdiki statükoya ön koşul konulmamasıdır. Bunu korumak yani Kıbrıs’ın tümünü temsil etmediği iddiasını sürdürebilmek Türkiye’yi tatmin eder.

Statükoyu gömdük diyen Talat da durumu beğenir yeter ki ustası beğensin.

Tanımak veya tanımamak barış için kullanılacak bir araçtır ama barışa kendisi de engel olmamalıdır. Onun için abartmadan barış yollarını açık tutmak şarttır.

Uçakların Ercan’a inmesine izin verilmemesi çok kapsamlı bir sorun olduğu içindir. Yoksa tanınma konusu olsaydı onu da aşarlardı. Bir devlete kendi giriş çıkış limanlarını belirleme hakkını esirgemek, uluslararası denetim kuruluşlarının otoritelerini sarsmak ve uluslararası kaçakçılık ve kara para ticaretine kolaylık yaratabilecek yollar açmak dünya için çok daha önemlidir. Onların tek Kıbrıs sorunu olsaydı iş başka türlü olurdu.

Kafayı tanımayla bozmak başka şeye bozmak gibi yanlış ve tehlikelidir. Rumlar uluslararası hukuku bu bakımdan kullanmaktadır ama iş orda bitmez. Dünya Kıbrıs’taki statükoyu tanımıyorsa Rumların hatırına değil uluslararası ilişkilerin kötü örneklerle bozulmaması içindir. Bu gerçeği görmek istemeyenler işi o kadar azıtırlar ki Kuzey’e geçmeyi bile tehlikeli sayarlar ve kendi kendilerini sınırlandırırlar. Kendileri bilirler. Kimsenin buna aldırdığı yoktur. Sadece gülerler ve hakkınızdır deyip geçerler.

Aklımızı kullanmaktan korkmamalıyız. Bize abuk sabuk konuşanları seçip durmaktan vazgeçmezsek bu abuk sabukluklar devam eder. Konu bu kadardır. Örneğin Talat ve Akıncı’nın kimlik almamaları ve gerekçeleri ve izahatlarını dinleyip parti seçimlerinde oy verenler ceplerinde kimlik taşımaktadırlar. “Ne yahu biz halt mı ettik?” deyip de onları aklı selime getirmeden oy vermekle geleceklerini karartmaktadırlar. Lider diye belledikleri halk dedikleri bir kitlenin kendilerini yanlış yapmış görüp kınayacaklarına inanırlar. Böyle bir halk olduğunu iddia eden politikacı hep milliyetçilerin gözetimi altında kalmaya mahkumdur. Onu nasıl lider olarak seçerler. İzahat istesinler. Çünkü öyle bir halk varsa ve onu tahrik etmemek isterlerse yandılar demektir. Kılavuzu karga olur onun.

Seçilenlerden umut yoktur. Seçenler bunu öğrenmelidir. Ya istediklerini dayatacaklar ya da yeni seçimde hesap soramayacaklar ve gene önlerindeki listeden beğeneceklerdir. Çalışma meydanlarda ve parti içi seçimlerde sonuca gidebilir. Aday seçimlerinde bile geç kalınmış olur çünkü onları o milliyetçi saydıkları halktan daha çok oy alabilecek kişileri ekleyerek atama ile doldururlar.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org