Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 10 Şubat 2006 Alpay Durduran | ||
SATIN ALINANLAR Medya gene satın alınanlarla dolu haberler veriyor. İlgili beyanat vermiş: Birini satın aldıysam istifa ederim. Veya birine söyle böyle yaz dediysem istifa ederim demiş.Şimdiye kadar çok nadir kişi kendisine baskı yapılmaya kalkıldığını söyledi. Onlar da baskıya boyun eğmediklerini söylemek için itiraf ettiler ve başkasından menfaat alıp bu itirafı yaptığını düşündürdüler. Önemli olan devletin veya devletin yönetimini atadığı bankanın kime ne için menfaat sağlayacağını çok önceden iyice tanımlaması ve bu yapıldıktan sonra halkın bundan ne kazanacağının belirlenmesi ve bu menfaatin sağlandığının nasıl tespit edileceğinin belirlenmesidir. Arkasından da harcamaya karar verenin sağlanacağını söylediği menfaatin sağlanmış olması halinde kararı verenin nasıl ödüllendirileceğinin ve menfaatin sağlanmaması halinde nasıl hesabının sorulacağının belli olması ve bu mekanizmanın işlemesidir. Bu mekanizma kurulmamışsa, işlemiyorsa ve halk haberlerden verilen paraları işitiyor ve hazinenin bekçisi olan meclis gık demiyorsa; sayıştay, ombudsman ve polisle savcılık ses etmiyorsa orada sorun vardır. İnanırsanız ki satın alma işlemleri yürümeyecek aklınızı muayene ettirmekte yarar vardır. Size turizmi teşvik fonu diye bir fon emanet eden meclis, denetim için sayıştayı görevlendirmiş ama gadimi sayıştayı hücuma tutup raporlarını dikkate almamaktaysa sorun var demektir. Sayıştayın denetimi için fonun kullanım amaçlarını güzelce tanımlamamışsa, denetlenmesi için hangi bilgilerin kaydedilmesi gerektiğini tarif etmemişse, fonun kullanılmasında görevli memurlara onaya sunacakları raporlara yazacaklarını bir bir sayılıp dökmemişse ve onlardan daha önce yaptıkları benzer işlerin hesabı sorulmamışsa bela var demektir. Bunlardan yararlanmayacak insanlar dünyaya gelirler, bakarlar, rüşvet teklifleri alırlar, gommalara girmezlerse girenlere göre dezavantajlı olurlarsa sayıları giderek azalır. Onun için ye Mehmet ye kervanı büyür. Talat rejimi ne gibi bir miras devraldığını yıllarca incesinden tanımlamıştı. Çarelerini göstermediydi ama bu mirası reddettiğini ilan etmişti ve çarelerini dinleme olanaklarını elde etmişti bizden olsun dinlemişti. Çareleri uygulamak için elini kıpırdatmadı. Demek ki onlar da ye Mehmet ye kervanına katıldı. Halkın refleksi olmalı. Yıllardır çarelerini yazıp durduk. Okuyanlar halka anlatmamış olamaz. Hiç değilse çare olduğunu biliyordur. Refleksi var mı? Ne yazık ki yok. Rejimin adamları telefonla katılma şansları olan programlara katılıp iddialı laflar ediyorlar. İstifa edeceklerini bile söyleyebiliyorlar. Biri çıkıp da Elmas Güzelyurtlu’nun devlete geçen mallarının yağması hakkındaki yüzlerce sayfalık raporun ne olduğunu soruyor mu? Refleks mefleks hak getire. Belli ki halk alın yazısı olarak kabul etmiş. Gelen gideni aratır, bal tutan parmağını yalar gibi bilgece laflar geveleyip bu han-ı yağmadan ne koparabileceğini düşünür. Basın yayını yemlemişler mi? Yemlememişlerse enayidirler. Biri çıksın da onu bunu yaz dediğimizi ispat etsin istifa ederim diyen var. Basın yayın mensupları bana yardım karşılığı ne yapmam gerektiğini söylediler veya yapacağım şeyin ne olduğunu söyleyerek ondan sonra yardım ettiler der mi? Diyen bir daha yardım yüzü göremez. Amma ne yapması gerektiği söylenen söyleneni ispat edemez ve iftiradan ceza bile görebilir. Bu çark hep böyle mi çalışır? Hayır bu çark kırılabilir. Yardımlar kriterlere bağlanır, seçim objektif kriterlere göre yapılır ve sonuç kamuya ne yarar sağladığına bakılarak değerlendirilir ve başarısızlardan hesap sorulur. O zaman kamu parası kamu yararına kullanılmış olur ve eleştiriler azalır. Bir gazete savrulan paraları yayımlarsa haklı olan ve başarılı olanları ayıramaz. Ayırırsa kendisi seçme yapmış olur. Buna ne olanağı vardır ne hakkı... Onun için yayına verilecek yanıt yardımın daha doğrusu paranın yasa ve usule uygun verildiğini ve amacının tayin edilmiş olduğunu ve başarısının da hesaplanarak belirtildiğini açıklamak olmalıdır. Bir basın yayın organına ne yapacağını söyledimse namerdim gibi hamasi laflar anlamsızdır. Çok daha önemlisi şudur. Mağusa hastahanesinde hastalar bardak, çatal bıçak götürmeye mecburken kamunun parasının harcama önceliği nerdedir? Hastahanede su yok diye ortalığı bok tutmuşsa ne işe yaradığı belirsiz turizm reklamlarına bu kadar para harcanır mı? Yeniçağ’a 10 000 TL verildi; sorulsaydı “öncelik sırasına koysaydık siz böyle bir parayı verir miydiniz” diye yanıtımız hayır olurdu. Okullarda öğrencilere temiz bir tuvalet bile temin edemeyen, BRT’nin tuvalet fayansları dökülüp çalışanların tuvaletlerinin kapısından pis sular koridora taşarken öncelik bunlara verilemezdi. Yeniçağ bu parayı aldı çünkü önceliğe göre daha önde olan maksada gitmeyecekti. Turizm fonundan personel atayanlardan hesap sorulmadan bu pislik kaldırılamaz. Talat rejimi pisliğe battı, kendini mazur gösteremez. Bir an öce yönetimde reform başlamalıdır. Başlatmayanlar hesap vermeye hazır olsunlar. Biz halkın isyanını bekliyoruz. İsyan ederse herkes bilsin ki hesap sorma dönemi açılacaktır. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||