Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Şubat 2004

Alpay Durduran

 

KİM ÖLE KİM KALA

Denizi seyrederken rüzgar yoksa ve dalgalar kıyıya doğru giderken sudaki tahtaya dikkat edersek yükselip alçaldığını görürüz. Suların dalga şeklinde karaya ulaşıp köpüklerle dağıldığını izlesek de tahta yerinde bir aşağı bir yukarı yükselip durur ve ilerlemez ama sular sanki sürekli kıyıya yürür. Aslında sular da tahta gibi inip kalkarlar. Kıyıya yaklaşıp da devrilen dalgalarda su damlaları yer değiştirir ama içerdekiler oldukları yerde kalır. Biraz daha gerilere bakarsak göreceğimiz büyükçe dalganın üstünde bir çok düzensiz kırışıklıklardır ki onlar da aslında bir çok daha küçük dalganın meydana getirdiği şeylerdir.

Deniz üzerindeki küçük bir yaprak o küçük dalgalarla acayip hareketler yapar ama asıl etkiyi büyük dalga yapar. Yaprak küçük dalga ile çırpınır durur da büyük dalga üzerinde bir aşağı bir yukarı inip çıkmaktan kurtulamaz. Dipten gelen akıntı ile de yaprak okyanuslar aşar. Brazil denen tahtalar Atlas okyanusunu böyle aşıp Portekiz kıyılarına vururdu da onun için Brezilya’ya adı öyle kondu.

Kıbrıs da öylece kıkırdar durur ama akıntı onu bahtına doğru sürüklüyor. Denktaş’ın buna ters dümen tutması durumu onun için değiştirmedi. Talat başbakan oldu ama koltuk çekmekle dünya medyasına mal oldu.

Yarın ne olacak? Çözüm modeli bulunsa da seçilenler koltuk düzeltmekle mi yetinecekler? Yine birileri elçiliğe çağrılıp nerde nasıl davranması bildirilecek mi?

Herneyse...

Önümüzde daha görüşmeler, komite toplantıları ve ardından “anavatanlar” toplantısı var. Bu aşamalardan geçmek kolay olacak mı? Tıkanıklık Annan’ın doldurması için havale edilecek mi? Otomatik gibi görünse de hazırlayamadık diyecek olanlara ne yapılacak? Annan doldursa da referandumdan önce TBMM ne yapacak? AKP hala ayakta kalacak mı?

AB sıkıntıda. Ya genişleme kararı uzarsa ne olacak?

Yeni üyeler AB anayasasının artacak üyelerin yaratacağı sorunları azaltmak için düşünülen şeyleri kabul etmek istemediler. Kıbrıs bile kendini en büyük devletler kadar etkili görmek istiyorlar. Demek ki boylarının ölçüsüne göre davranacak kadar olgunlaşmadılar. Kim diyebilir ki Kopenhag kriterlerine uygundurlar?

Dipten gelen akıntı yaprakları sürükleyip nerelere götürür bilinemez.

Talat’a ,bir soru sordular “varsayımlar üzerine konuşmak olmaz” dedi. Lafı ünlendiren Necmetin Hoca siyasetten gitti ama söz ortada kaldı. Yanıt vermek istemedikleri sorulara böyle yanıt veriyorlar politikacılar fakat politikanın tek yaptığı varsayımlar üzerine adım atmaktır. Konuşmak olmaz lakin adım atılır mı diyecekler?

Oturup tahminlerde bulunacaksınız, olmayan şeylerin olacağını tahmin edip varsayacaksınız ve adımlar atacaksınız. Yoksa olayların ardından sürüklenip gideceksiniz. Kimse sizi beklemez. Örneğin Talat, komitelerin kurulmasını kararlaştırdı ve Annan planını olduğu gibi kabul edeceğini varsayarak binlerce sayfa yasayı incelettirecek. Hangi andlaşmaları ve yasaları federal devletin uygulayacağını, hangi yasalarda iki federe devlet ve federal devletin işbirliğini nasıl yapacaklarını saptayacaklar. Sonunda andlaşma olmazsa bunlar havada kalacak lakin varsayım yapacaklar ki andlaşma olacak.

Kim öle kim kala, Allah bilir, inşaallah demek ve beklemek olmaz. Tahminlerde bulunacak ve varsayım yapılıp yapılamayacağına karar verecek, hatta olması istediğin hedeflere ulaştığını düşünecek, kararlar alacak ve yürüyeceksin. Başka yolu var mı?

Bugün andlaşmanın eli kulağında deyip yürümezsen yarın geç kalmış olursun. Ama işin başında bunlar görüşmeleri başlatmak ve işleri yumuşatmak istiyorlar, sonucu şimdilik hedeflemediler dediysen, attığın adımları da ona göre atacaksın. Uzar ama kısa zamanda hedefe varılır diyebiliyorsan ona göre riskler de alacaksın. O noktada bulunuyoruz ki bir gecikmede herşeyi havaya uçuracak restleşmeye izin verilemez onun için görüşmelerde bağlanacak taraflara çok da ültimatom vermeyi düşünemeyecekler. Bu protagonistlerin zaafı olarak ortaya çıkacak.

Halkımız arzusunu bastırmaya devam etmelidir. Su uyur düşman uyumaz. Kurt uluması başladı. Ayı homurtusuna gerek var.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org