Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 26 Şubat 2004 Alpay Durduran | ||
GO DESİNLER ŞAKKUDENİN BAĞI VAR Kıbrıs AB üyesi olmayı kabul ederek Kıbrıs sorununa çözüm arıyor ve bunun AB hukukuna eklenmesini istemeye hazırlanıyor. Bir yığın komite üyesi de yeni statükonun aktörlerine eklendi. Devletin devamlılığı nakaratı ile yasadışı ilan ettiği istihdamlar için henüz karar alınmadığını ileri sürerek paralarımzı ödemeye devam ederken Rum tarafının hava savunma sistemini geliştirme işine devam etmesini ve PKK destekçilerinin gösteri yapmasına izin verilmesini kınıyor ve olur mu böyle barışçılık deniliyor. Harıl harıl andlaşma olmaması halinde Rum tarafını ve AB’yi suçlamaya kazırlanıyorlar ki öteki ortak da bizden kaynaklanmıyan sorunlar var diyor.Uluslararası ihaleyle uygulanamakta olan bir taahhüdün devamı veya insanların gösteri hakkı anlaşılmayacak şey değil. AB’nin hukuku ise başlı başına bir derya ve onu kabul etmemiz bir kazanım. İki uyumsuz ve Kopenhag kriterlerine ters tutum yüzünden AB’nin hukukunun kaynaklarını ayaklar altına almaya kimse kalkışmamalı. Elimizde AB hukukunu anlatan kitaplar var. Birisini Ankara delegasyonu hazırlayıp bastırmış. Bir diğeri gene Türkçe’ye çevrilerek Ankara’da basılmış ve diğeri Belçika’da basılmış İngilizce. Anakara delegasyonunun baskısına göre birincil hukuk kuruluş andlaşmalarını ve eklerini ve saireyi içeriyor ama Belçika basıkısında hukukun temel prensiplerini de sayıyor. Altına üyelik andlaşmalarını da ekleyen metin de var. Bunlara bakarak Annan planının uygulamada AB hukukuna ters düşeceği iddia edilerek çözüme hayır demeye çalışanlar var. Dertleri de derogasyonlar yani istisnalar. İnsanların dava açıp istisnaları delecekleri endişesi ileri sürülüyor. Birinci olarak çözümün sadece AB üyeliği için değil barış için gerekli olduğunu ve barışa ters durum dolayısıyle uğranılan ekonomik gelişmeyi önleyici unsurları gidermeden refahı göremeyeceğimizi anlamalıyız. Türkiye de sıkntı içindedir ve AB üyeliğine kavuşamayacaktır ki ona karşı da bir borcumuz vardır. İkincisi yağılacak bir andlaşmanın insan haklarına uygun olmasını gözetmek şarttır. Ne halt etmeye insan haklarına ters bir istem ileri sürmektedirler ki... Ağızlarında Rum’un malını kullananların hakları dolaşıyor. Rum’un malını kullananın ilk olarak teşekkür yükümlülüğü var. Ondan sonra bir hakkı varsa iyi niyetle kullanmaktan ve bu hakkı kendisine veren statükonun yaptığından onun sorumlu tutulmaması hakkıdır. Her insan gibi toplumsal dayanışmadan yararlanma hakkı da vardır. Annan planı bunu öngörüyor. O halde bu korku neden? AB hukukunun birincil kısmı kuruluş andlaşmalarını ve hukukun temel prensiplerini içerir. Üyelik andlaşmalarını da yani derogasyon (istisna) içerecek belgeyi de içerdiğini düşünsek bile hukukun prensipleri ve temel insan hak özgürlüklerine ters bir şey olamaz. Örneğin Güney’de malı olan benim görüşmeci Denktaş ve yardımcısı Talat’a malımı keyfi isterse bir Rum’a devretme hakkını vermedim ki. Rum (Elen) yurttaş da alaguduru malını bir Türk’e verme yetkisini papadopulos’a vermedi ki. Haklarımıza dokunacaklarsa evrensel hukuk prensiplerine uygun olmalıdır. Neden oturup da bizim anayasalarımıza bakmıyorlar? Sonunda varacakları anlaşmayı referanduma sunacak olmaları da durumu değiştirmez. Referandum insan hak ve özgürlüklerine ters bir konuda yapılamaz. Adam gibi bir andlaşma yapmaları ve insan haklarına uymaya mecbur olduklarını unutmamalıdırlar. Ne yaparlarsa yapsınlar insanların adalet arama hakkına engel olamazlar. Mutlaka kişiler AİHM’e başvuracaklardır. Öyle bir andlaşma yapmaya bakmalıdırlar ki mahkeme leyhe sonuçlansın. Mahkemeye güvenmiyorlarsa saklansınlar, tel örgülerin arkasına ve AB’yi de BM’yi de unutsunlar. Bakalım ne kadar saklanacaklar? BM de mahkemeler kurdu. Untumayalım kaçış yerleri kısa sürede tükenecek. Saddam’dan daha iyi saklanan var mıydı? Şu istisnaların (derogasyonların) geçici olduğunu da unutmayalım. AB komisyonunun çözüm planının Aki’ye uygunluğunu denetleyip de üyelik andlaşmasına ekleyeceğini de unutmayalım. Yeni statüko da bunları hatırlasın ve devletin devamlılığının nerede işe yaradığını oturup öğrensin. Madem devletin devamlılığı vardı ne halt etmeye statükonun helvasını yedilerdi! Go desinler Şakkude’nin bağı var mı olacak!
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||