Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 5 Şubat 2004 Alpay Durduran | ||
DİPLOMATİK MANEVRALAR Hep beraber sorular sorarak önümüzü görmeye çalışıyoruz. Türk tarafı Annan’ın şartlarını kabul edip etmedi mi, Rum tarafı ne dedi, ABD ve AB ne diyor, sorularını tanıtlamaya çalışıyoruz. Haberlerde Annan görüşme çağrısı yapacak mı sorularını sorup Ankara’da asıl sorunun sahibinin yapacağı görüşmelerde ne sonuç çıkacağını izleyeceğinin açıklıyor. Yani onlar da haber çıkarmaya çalışıyorlar. Ancak doğru dürüst haber alıp almayacaklarını bilemiyorlar.Buna tahammül etmek zorunda olmak utanç verici bir durumda olduğumuzu gösteriyor. Niye doğru dürüst Annan’ın şartlarını kabul ettik demiyorlar? Bizi yani halkı bilgilendirmekten neden kaçıyorlar? Hani demokrasinin temel şartı olan şeffaflık? Bulara tahammül etmek zorunda kaldıktan sonra Kıbrıs sorunu çözülse de daha çok mücadele etmek zorunda olduğumuz açık. Kıbrıs sorununu çözmek yetmiyor ve temelinde de aslında içinde bulunduğumuz durum yatıyor. Böyle bir durumunda olmasaydık yıllarca kendi kendimiz yeyip durmazdık. Sonuç Annan planına göre yeni idare kurmak olduktan sonra ne debelenip durduk diye hayıflanırken bir daha bu duruma düşmemek için mücadeleyi kazanıp şeffaflığı sağlamalıyız. Öyle değil mi? Milliyetçiler çok öfkeli. Aldıklarımız geri verecek olduktan sonra niye ölüp öldürdük diyorlar. Onlara 1974’ten hemen sonra anayasayı uygulamayı herkes kabul etmeye mecbur olduğuna göre ve kabul ettiğine göre çözüme izin vermemekle suç işlediklerini söylemeliyiz. Rum tarafı dersini almıştı, ama bizimkiler kan dökerek aldıklarının üstüne oturacaklarını düşündükleri için muzaffer olduklarını kabul ederek milliyetçiliğin geçerli olduğunu düşünüyorlardı. Ama yanıldılar. Şimdi yenenin olmayacağını bir sonuca gidecekler. Rum milliyetçileri uzun süre yenilmişlik duygusuyla susuyorlardı, şimdi onlar da palazlandılar. Annan planında “iyileştirme adıyla, devletin daha iyi işleyecek hale getirilmesi” gereğini ileri sürerek Annan’ın boşlukları doldurmasına evet demiyorlar. Burumda ABD Türkiye’nin AB ile işlerinin yürümesi amacıyla görüşmeleri başlatmak istiyor ve başka hesapları da var. AB de Türkiye ile işbirliğine devam etmek istiyor. Gerekenleri yaparsa Türkiye’yi üye yapmak istiyor. O nedenle Kıbrıs sorununu çözmek olmazsa başka programlarını aksatmamak için görüşmeleri başlatmak istiyor. Annan ise başladı mı bitirmek kararında idi, ama diğer ihtiyaçlara da yardımcı olmak zorunda olduğundan şartlarını peşinen kabul etmelerini isterken fazla da titizlenmemek sorunu karşısında kalıyor. Ortam bu olunca anlaşılan görüşmeleri başlatmak ve şartları kabul edilmiş gibi davranmak gerekecek. O koşullarımı kabul ettiler diyecek, Papadopulos boşlukların doldurulması ancak bizim kabul edebileceğimiz ikinci derece konularda yetkilendirildi diyecek, Erdoğan da Annan planı referans olacak ve şayet Rum tarafı adım atarsa biz de bollukların doldurulmasına izin veririz diyecek. Mehmet Ali Talat ne mi yor? Şabadabadu diyor. Annan garantilerini ABD ve AB tarafından aldığını ileri sürüp görüşmeleri başlatmak için taraflarla danışacak ve startı verecek. Görüşmelerin muhtemelen New York’ta olacak. Görüşmeleri sonucu garanti olmasa bile bugün daha büyük çözüm ihtimali ile başlatmak olumlu olacak. ABD yükümlülüğü dolayısıyla devrede olacak ve Mart’a kadar olmasa bile bile daha sonra çözüm bulunacak. Kimse bundan kaçamayacak. Tek engel Devlet Bahçeli’nin kanla alma hakkını ileri sürerek siyaset yapan partisi ve onun gibi düşünen ve kendini Atatürkçü olarak takdim etmekte olan bazı çevreler. Onların muhalefeti öncelikle kendi yandaşları arasından çıkacak. Onun için fazla iplenilmeyecek. Bizim aramızda da kulluk şeklinde yandaşlar var. Onların hali perişan ama daha perişanı barışçı geçinenler. Barışın ne olduğunu anlayıncaya kadar kulluk yarışında rezil olacaklar. Barış andlaşmadan sonra gelirken onların muhalefeti ile uğraşacağız. Düşünmek bile istemediğimiz durumlarda “Rum böyle işte, bizi pişman ediyorlar” gibi sözlerle sözde bizim haklarımızı savunacaklar. Ne yapalım bunları da göreceğiz. Hazır olalım görüşmelere...
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||