Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 6 Şubat 2005

Alpay Durduran

 

KATILMAMA HAKKI TEMEL HAKTIR

Seçim davulu çaldı ya mantar gibi adaylar çıktı. Halkın önemli bir kısmı oyuna katılacak. Kurnazların akıllarında neler yok ki! Kimi ilişkide olduğu kimselere poz atıp desteklediği partinin kaybettiğini gösterip iyi tahminde bulunduğunu kanıtlayacak, kimi ufak bir menfaat elde edecek, kimi dostunu veya dostunun dostunu kazandırmaya çalışacak, kimi de bir partiden veya birisinden intikam alacak. Bunlar hep insani şeyler. Nasıl olsa seçmekten yani bir sonuç çıkmayacak. Ama bazıları da siyasi amaçlar güdecek. Şunu bunu geriletelim diye oy avcılığına çıkacak.

Siyasi amaç güdenlerden yanılanlara denilebilecek sadece gerçeği kaçırdıkları olur. Başka ne diyelim. Ama arkadaşlarının yediği haltları görmeyerek siyasi amaç güdenlere söylenecek olan az ise de görüp de arkadaş diye destek olmaya devam edenlere çağdışı olduklarını söylemek hakkımızdır. Onlar arkadaş hatırına toplumun gelişmesine engel olmaktadırlar. Arkadaş dayanışması ilkelliktir ve dünyanın başına beladır.

Göz göre göre barış isteklerini istismar edip barışın karşısında duran siyasete omuz vermekle suç işlenmiştir ve devam edilecektir.

Ülkesindeki toplu mezarların yerlerini bile arayamayanlar ortada bakan, başbakan olarak dolaşırken insanlık suçuna iştirak ettiklerini görmezden gelemeyiz.

Denktaş Denktaş diye böğürenler onu aratmaz oldular. Her gün yeni bir keşif yaparak Rum düşmanlığını körüklerken “bizim nefes almamıza bile engel olmak isterler” gibi laflar söylerken barışçı diye nitelendirmek hangi akla sığar. Bunlar barışçı ise siz nesiniz? Barış cephesinin başarısını görmek isterlermiş! Siz burnunuzun ucunu bile görmez değilseniz sadece oyun oynuyorsunuz demektir. CTP düşmanlığı yapıyorsunuz diyene “biz onu DP’den kurtarmaya çalışıyoruz” diye yanıt veren kendi barış karşıtlığını da onaylamaktadır. CTP barışçı ise size ne gerek var efendiler! CTP ilk kez değil DP ile hükümet kuruyor ve marifeti unutulacak gibi değil. Rum mallarının yağmasına 200 TL ile puan satarak başladılardı şimdi dağı taşı satma kolaylıklarını göstererek devam ediyor.Barışın köküne kibrit suyu dökmekle meşgul. Siz de ona çanak tutuyorsunuz. Zaten sizi de biliyoruz.

Siyaset uğruna seçime davet edenlerden aklı çorba olan başkaları da Sovyet devriminde bile seçime katılındığını ileri sürdüler. Gerçeği kitapta aramayanlardan olsalar Kıbrıs’taki durumla nasıl kıyaslayabilirler? Türkiye’nin dünya öyle görsün diye kurdurduğu bir rejime anayasa ve yasalarla sınırlanmış bir politika içinde birilerini seçeceksiniz de seçim mi olacak? Seçerim de seçtiklerim durumu değiştirir diyecek olana kaç kez burnunuzu yakacaksınız deriz. Seçmeye kalktıklarınız değiştireceklerini bile söylemiyorlar ama onların değiştireceğine inanacak ve oy vereceksiniz de umacak mısınız? Öküzün altında buzağı aramak olmayacak mı? Yoksa mevcutların arasında oy verecek ama başka partilerden aday olmuş birilerini mi keşfettiniz?

Dünya hayranlık duyuyormuş bizimkilere...Elinde hiç bir güç olmadığını bilerek dinlediler, Türkiye’nin politikalarına destek çıkacak diye yüzlerine güldüler, Rum yönetiminin andlaşma çalışmalarına katılmamasına kızdılar ve yumuşayacak diye onlara işbirliği teklif ettiler. Buna hayranlık demek için ancak teşkilattan olmak gerek. Konuştuklarıyla eskiden de konuştuk, beraberken de konuştuk, ayrıca konuşmaya devam ediyoruz. Haklarında söylenen bizim kahvelerde söylenenden farkı yoktur.

Napsın Talat, Türkiye’yi izlemek zorundadır diye başlayan değerlendirmeleri, ilerde Türkiye yumuşarsa Talat mani olmaz diye bitiyor. Hayranlık bu ama halk iradesi bu mu? Öyleyse biz muhalifiz.

Halk seçecekse seçilenler çağdaş devletin fonksiyonlarını yerine getirebilmelidir. Ülkesinin kaderine BM kararlarıyla ortak edilen Kıbrıslı Türkler Türkiye’den icazet almadan karar veremeyeceklerse andlaşma nasıl olacak? Bir Rum’a Türkiye’nin peşindeki bir takımla federasyon kurmasını yoksa Rum Kıbrıslıların mallarının geri verilmeyeceğini söylemekten başka yapılan bir şey var mı? “Ya benim değimi kabul edeceksin ya da hiç” derken hiç değilse biz Kıbrıslı Türkler diyebilmek gerekmez mi? Yapma suçunu işleyenlerin hakları ve taşınan nüfusun insanca muameleye tabi tutulması gibi iddialara katılmamak hakkımız var mı? Öyleyse susun.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org