Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 15 Nisan 2004 Alpay Durduran | ||
OLACAKLARI SEYREDİYORUZ Yıllarca attılar tuttular şimdi maskara oldular. Atalarımız büyük lokma ye, büyük laf söyleme der. Bunlar atalarına saygı duyduklarını iddia ederler, onun için muhafazakar geçinirler ama hiç de saygıları olmadığı gene ortada...Yıllarca hukukun üstünlüğü dediler hukuk mukuk tanımadılar ve BM bizim yerimize planı tamamlayıp halkın onayına sunsun dediler. Her ne kadar anayasada meclisin dahi ancak üçte iki çoğunlukla onaylaması halinde referanduma gitme yetkisi verildi ise de bunlar onu da es geçtiler. Anayasa mahkemesi de referandum süreci başladı diyerek yasa olmadığı halde yasa varmış gibi sürecin başlamasına evet dedi. Halbuki daha geçen yıl anayasanın değişmez maddeleri deyip dururlardı. Öyle madde olmaz dediğimiz için de bize saldırırlardı. Dahası da var başlarına neler geldiğini göre göre bir madde onaylanıp da AB üyelerine onaylatılırsa ebedi kural konulmuş olur, öyle olmazsa eksik olur derler de hallerini düşünmezler. Ebedi sandıkları kuralların patır patır döküldüğünden ders almazlar. Rumlar da ayni kafada insanlarla kaynıyor. Süreti haktan geçinip insan haklarının arkasına saklandılar da nasıl olup da BM’ye kedileri yerine plan yapıp halka sunmasına izin verdiklerini irdelemezler. Ona onay veren Papadopoulos’un arkasında kenetlenmekten bahseden sanki benmişim gibi ahkam keserler. Kalkıp bize de hayır demezseniz kendi kendinizle ters düşersiniz muhabbeti yaparlar. Sanki planı biz yaptık, sanki biz görüşmelerde ayak sürüyüp planı düzeltmeye çalışmadık gibi bizi sorumlu tutmaya çalışıyorlar. Desteklediğin ve milli konsey içinde blok oluşturmaya çalıştığın adamın da sorumluluğunu almazsan senden kim ciddi bir şey bekler de insan haklarını sana emanet eder! Meclisten yasa geçirip de Yunan ulusunun ayrılmaz bir parçası ilan ettiğin toplumunu temsil eder diye arkaladığın ve Papadopoulos seni bu noktaya getirirken hep onayını verdikten sonra hangi gerekçeyle hayır diyeceksin de güven vereceksin! Kıbrıslı Türkleri kollayacağını söylerken yine olayların arkasından sürüklenip sürüklenmeyeceğini nasıl temin edeceksin! Konu yalnız Kıbrıslılar’ı ilgilendirmemektedir. Çözüm AB’i doğrudan ilgilendirmekte ve derhal sağlanıp üyeliğin birleşik Kıbrıs olarak sağlanmasını istemektedir. Bunu göz ardı edip kaçınılmaz hale gelen üyelikten sonraya ertelemek AB’nin bu konuda sıkıntıya düşmesine ve sıkıntıları gidermek için önlemler almasına neden olacaktır. Bunu düşünmeden hareket edecek birisinden ilerde Kıbrıslı Türkler için sorumlu davranmasını beklemek olanaksız değil midir? Şu anda hiç bir Kıbrıslı güven içinde olmadığını ve siyasilerinin güvenilecek insanlar olmadığını görmüştür. Bu Kıbrıs sorununun çözüm modelinden daha önemlidir. Hukuk egemen değildir. Haklar pamuk ipliğine bağlıdır. AB içinde güçleneceğini beklerken AB içinde yalıtılmakla karşı karşıya kalmak tehlikesi ile karşılaşmış bulunmaktadır. Seçimlerle hukuk devletini pekiştirmeyi başarabilmiş değiliz. Seçerken en önemli konu olan hukuk devletini değil milli çıkarlar denilen milliyetçi amaçlara göre davranmanın veya öyle davranılır gibi yaparken halkın servetlerini yağmalama olanaklarını başlıca ölçüt yapmanın sonuçlarıyla karşı karşıya bulunuyor. Kıbrıslı artık aklını başına toplamalıdır. Seçimlerde doğru davranmak temel görevdir. Hukuk devletini, meritokrasiyi ve ancak ondan sonra siyasi görüşleri değerlendirmek şarttır. Bunun için de partilerin içinde hukuk ve meritokrasi kavgasını tavizsiz yapmak gerekir. Yoksa seçim günü iş işten geçmiştir. Bugün yani çözüm modelinin (Annan planı) gündemde olduğu gün dahi hukuk devletine ve meritokrasiye önem vermek gereğini görmek olasıdır. AKEL neden DİKO’ya muhtaç olmuş ve başkan sisteminin başkanı olarak o partiden birini seçtirmiş ve görüşmeler boyunca susup oturmak ve onu desteklemek adına çözümün önemini hatırlatmaktan uzak kalmıştır? Bu soruyu sorup partisine ve tüm siyasi hayata eleştirilerini yöneltmeli ve kendi de gereğini yapmalıdır. CTP’li partisine göz atmalıdır. Neden iş birliği yaptığı partiler ondan hemen kopmuş ve güven duymaktan vazgeçmiştir? Neden CTP bugünlerde bile partizanlık rekorları kırmış ama Kıbrıs için tek bir istekte bulunmamış sadece Türkiye heyetinin isteklerini savunmuştur? Bu soruları sormak ve yeni bir anayasa hazırlanırken dahi anayasaya eleştirilerini aklına getirmemiş olan partisi için gerekeni yapmak durumundadır. Yoksa gene bir rüzgar her şeyi alıp götürebilecektir. Rum tarafı evet demezse AB üyeliği ne olur? Kıbrıs’ın AB içinde yeri nasıl olur? Bu belirsizlik yaratılırken şapkayı öne koyup düşünmek şart.
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||