Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Mayıs 2005

Alpay Durduran

 

YENİ USTALAR ESKİSİNİ TEKRARLAR

İkide birde elektrikler kesilir, su kıt ve telefonlar cızırdar ki uluslararası bağlantılar kopar durur, resim alışverişi akıcı olmaz. Bunların son bulduğu ve bulacağı açıklanmış ve teknoloji kullanımında en ileri gittikleri açıklanmıştı.

Şimdi hatırlamaya çalışıyorum hangi yetkili idi bunları basına açıklayan. Hatırlasam ne hatırlamasam ne! Devlete proje hazırlayıp kabul ettirenlerin şu kadar parayla bu iş olur dedi diye hesap sorulacak değil ki!

Devlet dediğin yetkilileri projeleri ve diğer önerileri hazırlarken şu bu olacak diyenleri kaydeder ve dedikleri sağlanmazsa hesabını sorar. Başarı göstergeleri izlenir ve öneri veya proje hazırlayanların sonuçta başarılı olup olmadığına karar verilir. Kamuoyu da bilgilendirildiği zamanda bunları izler. Böylece biri yerinden alındı mı haklı ve haksız bir uygulama olup olmadığı eleştirilir.

Ancak yeni ustalar da eskilerin peşinden gittiği için sadece eskiler görevden alındı ve partizanlar yerlerine atandı diye haberler yapılır.

Ben görevini bihakkın yerine getirdiği halde görevden alındı diye bir haber hazırlayanı görmedim.

Talat da eskileri görevden alarak yerlerine yenilerini atadı. Cumhurbaşkanlığında ortaya çıkan skandalların hesabını mı sordu? Yooo. Sadece eskileri görevden aldı yerlerine adamlarını atadı.

Cumhurbaşkanlığı soyulmuş ve devletin yani halkın parasıyla alınmış değerli sanat eserleri ve kıymetli evrak götürülmüş diye haberler yayımlandı. Hesap veren oldu mu?

Rauf beyin kros olmayan çeklerle paralar ödenmesi için telefonlarla emir verdiği açıklandı. Onu birinci cumhurbaşkanı ilan edip törenle uğurladılar, onun yasadışı emirlerini yapanları da unuttular. Şimdi de Talat’ı bekliyorlardır. Telefon etsin emirlerini yerine getireceklerdir.

Sendikaları iğdiş ettiler sıraya spor kulüplerini aldılar. Eski UBP’liler yeni CTP’li oldular kapacaklar paraları ve saf değiştirecekler. Böylece uzun yıllar bir kulübü ele geçirememekten şekvacı olan CTP muradına erecek.

Devlet parti bütünleşmesi diye eleştiriler yapan CTP bu konuda da UBP ve Denktaş’ı aratmayacağını kanıtladı.

UBP’nin ciddi muhalefet yapmadığını söyleyip şikayet edenler var ya! UBP’liler bütçeyi bekleyin muhalefeti göreceksiniz dediler. İzleyeceğiz. Ama milletvekiline bilgi alma hakkı bile vermeyen ve mebusların yetkilerini düzenleyen içtüzüğü seslerini iş yapamayacakları şekilde geçiren UBP nasıl muhalefet yapacak göreceğiz.

Şimdi olsun akılları başlarına gelip mebusları adam yerine koyan parlamenter demokrasiye layık bir içtüzük geçirmeye destek verecek mi? Aklım almaz çünkü hepsinin kültüründe kuvvetli icra vardır. Meclisin karar organı olduğunu kararın olmadığı yerde yürütmenin olmayacağı ilkesini yanlış ve tehlikeli bulduğunu biliyoruz.

Çağdaş devletin ne olması gerektiği hakkında fikirleri yoktur.

Daha 2005 yılı bütçesi geçecek ama anayasal devlet ve bekcisi anayasa mahkemesi devreye sokulmadı, meclis ve mebuslar susup oturuyor. Yasadışı harcamalar ve devleti yüküm altına sokan kararlar ellenmiyor.

Yeni atanmışlar o çok karşı oldukları müsteşarlıkları arttırırken üçlü kararnamenin kapsamını azaltma vaatlerini unuttular. Cumhurbaşkanlığını hükümet başkanı gibi bakanlıklar arası koordinasyon yeri haline getirme operasyonu devam ediyor.

Aklıma bunların anayasaya aykırı olduğunu iddia etme yolunu aramak geliyor ama hemen vaz geçiyorum çünkü yasa var denilip anayasa aykırılık olmadığını kararlaştıracaklarını sanıyorum. Giderek anayasaya aykırılık iddialarının azalmakta olması halkın o merciden medet bulamayacağını anladığını kanıtlıyor.

Boş ver, eğri gemi doğru sefer. Devenin yanıtını vereyim: Nerem doğru ki!

Ne olacak halimiz diye soruluyor. Yanıtımız ortada. İsterseniz halkın gücünü gösterin. Size popülist menfaatlere kanmadığınızı gösterin. Sivil toplumunuz varsa ona, parti üyesi iseniz partinize, partiniz yoksa bir partiye girerek veya basına yazılar, sorularla kanmadığınız gösterin. Ayaklanın ki çağda; devletin kurallarını işletmek isteyen YKP işini yapabilsin.

20/05/2005

----------------------------------------------------------------------------

ŞİMDİ NE OLACAK

Gene ayni soru karşımızda: Şimdi ne olacak?

İktidar halkı istim üstünde tutup seferberlik halindeki bir ordu gibi hareket etmesini sağlamak için her gün yeni yeni konular icat etmeye veya ayni konuları yeni bir şey varmış gibi tekrarlamaya devam ediyor. Bunu adı beyin yıkama veya desenformasyondur. Demokrasilerde bu yasaktır. Halk siyasetin tartıştığı konuları rahatça düşünebilmek için rahat bırakılmalı ve devlet asla bu işlere karışmamalıdır. Aksi halde çok partili demokrasi diye bir şey olmaz. Devlet en büyük parti gibi kamuoyu oluşturur ve muhalefet etkisiz kalır.

Onun içindir ki iktidarların oluşturduğu kamuoyuna kapılmadan ne CTP ve de TKP hükümetlere giremedi. Onların dönekliği konuşuluyorsa halk kuyrukçuluğu yapmaya başlamalarındandır. Kim iktidara gelirse ayni şeyler oluyor diyorsa halkımız bilmelidir ki aslında önce değişmişler sonra iktidara ortak olmuşlardır.

Yıllar önce bir vesile ile Papadopulos %18 ile %82 eşit olabilir mi demiş. Bunu şimdi hatırlayıp sanki bu gün ve bu günün gündemi olmasını istediği konu ile ilgili olarak söylemiş gibi Ferdi Sabit saldırıda bulunuyorsa buna ancak beyin yıkama denir.

Ne konuşuyorsunuz yahu! Başka işiniz yok mu?

Son olarak kamuoyunu bilgilendirme adına yürütülen beyin yıkama çabası Kıbrıslı Türklerin Rum malı kullandıkları nedeniyle dava edilmeleri oldu. Buna hemen askere alınacakları da duyuruldu. Tabii askerlik hikayesi hemen cılkı çıkan bir yalan oldu ama buna inananlar olmuştu. Şimdi halk kızıp bizimle oynanmasın dedi mi? Halk ayağa kalkmalı ve beynimizi serbest bırakın demelidir.

Dava konusunda da Avrupa tutuklama emri alınacakmış gibi konuşuldu. Bekleyip de bunun ne davası olduğu bile öğrenmeye çalışılmadı. Lakin biri bıraktı diğeri aldı sazı eline ve ceza davası açılmış gibi ver yansın edildiler. Kapılar açıldıktan ama çözüm gelmedikten sonra malına sahip çıkma olasılığını gören Rumların hayal kırıklığı ile yollar arayacağı ve mahkemeye baş vurma hakkı var madem ki kullanacağı belli idi. Buna Yabancıların da Rum mallarına hücum etmesi tuz biber ekti ve Talat hükümetinin bunu teşvik ederek madem ki Annan planına evet demediniz başınıza geleni çekin demesi kızgınlık yarattı. Sonuç ta böyle oldu.

Sorumlu bir hükümet bekler ve gelişmelere göre önlem alır. Bunlarsa fırsat bulup Rum adına saldırmayı marifet sanıyorlar. Çünkü Türk Rum’a kızmazsa çözüm için çabalar görmek ister. Onlarınsa çaba göstermeye niyeti yok. Zafer kazanmışlar ve Türkiye suçlu durumundan kurtulmuş ya zamana oynamaya niyetlidirler. Onun için halkı öfke ve korku içinde tutmak onlar için gerekli oldu.

Arkalarında bir de gizli halkın ne düşünmesi gerektiğine karar vermekle görevli şube var. O da destek oluyor. Güya statükoyu yıktılar. Ama bakıp da kimdir be bunlar demiyorlar. Anayasanın geçici onuncu maddesi bunu da yasal mı yapıyor?

Talat’ın boyun kırarak kimlikle gelişleri tek neden saymak yanlıştır demesi statükoyu görmekten çoktan vaz geçtiklerini kanıtlıyor. Kim demiş ki kimlikle gelişler tek nedendir? Kendi vehmedip kendi konuşuyor.

Kimlikle gelişler sadece aklına esince atlayıp gelebilen kişileri engeller. Bunlar da büyük bir çoğunluktur. Kimlikle gelişe kaşı olanların çokluğuna rağmen bu tehlikenin giderilmemesi diğer önlemlerin de alınamayacağını gösterir. Örneğin askerde olanları görmeye geldiğini söyleyebilenler ve askerlik hizmetini bitirip geri dönecek olanlar gibi bir sorunu polis gayet iyi bilir. Terhis zamanında hırsızlıkların büyük artış gösterdiğini bildiklerinden o günlerde çarpılanlara bunu söylüyorlar. Feribotla kaçacak zamanı olmuşsa hırsızı yakalayamayacaklarını söylüyorlar.

Talat kafasını kazıtınca reklam ajansından eğitim aldığı konuşulmuştu. Atatürk gibi pozlar vererek medyada arz-ı endem edince herkes buna inanmıştı. Lakin heyecanlanınca kafasını yana eğit gariban gibi görünmemesi gerektiğini unutur görünüyor. Demirel’e de öyle kafa eğememesi için ders vermişlerdi. Talat’a vermemiş olamazlar. Halbuki kimlikle gelişe karşı çıkmak yanlıştır derken kafasını gariban gibi eğmişti. Statükoyu yıkma kahramanına yakışmadı.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org