Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Mayıs 2004 Alpay Durduran | ||
ORTAMIN YENİ SAVUNUCULARI Her ortam bir süre yaşadıktan sonra kendini savunacak kesimi oluşturur. Nitekim bizde de statükoya karşı olduğunu söyleyenler yetkiyi ellerine geçirir geçirmez ortamın savunuculuğunu üstlendiler. Kültür olarak kaypaklığımız Encyclopedia Britannica’ya kadar girdiğine göre barış yanlısı geçinip statükoya ver yansın etmiş olmalarına şaşmamak gerekir.Barış nümayişleri için görüşmeler yaparken bazıları biz “KKTC’nin başbakan yardımcılığını, bakanlıklarını yaptık nasıl KKTC’ye karşı oluruz diye savunma yapıyorlar ne demek istiyorlar anlayalım” dediğimizde uyarılarımıza kulak asmamışlardı. Hala daha da gidip onlara oy verenler bile akıllanmadılar. Bazıları da “sizden de milletvekilliği yapanlar oldu size de soralım mı” diye açıkgözlülük gösteriyorlardı. Tabii ki bize de soracaksınız; çünkü biz de izahat vermesi gerekenlerdeniz. İzahatımızı kabul etmeseniz bile statükoya karşı olduğumuzu teyit ettirmiş olurdunuz. Onlara sormadınız da iyi mi ettiniz! 1986’da Avrupa Konseyi’nde mecliste toplumumuzu temsil ettirmek fırsatını öbürleri reddetmişlerdi, şimdi de bunlar reddediyorlar, yerel yönetimler genel kurulunda temsil edilmemizi de reddetmeye hazırlanıyorlar. Türkiye kabul edin demezse temsil edilmemize karşı çıkacaklar. Ne imiş Kıbrıs Cumhuriyeti şemsiyesi altına girmişiz. Pasaportunu almak için halk tereddüt etmedi ama halkın seçtiği barış yanlıları ceplerinde pasaport ve kimlik kartı olduğu halde şemsiyesini reddedip Avrupa politikalarına ustaları Denktaş gibi meydan okuyorlar. Denktaş’ın talebesi olduklarının kanıtlandığı ve Serdar’ın da onlara aşık olduğu günleri yaşıyoruz. Verdiğiniz oylar helal olsun! Kıbrıs’ın birleşmesini öngören Annan planına evet deyenlerin oylarını hak etmişler gibi hükümette de o oylara yakışır temsil hakkı istiyorlar ama yeniden birleşmeyi engelleyecek ayrılığı Avrupa’ya dayatmaya çalışıyorlar; hem de halkın plana evet dediğini hatırlatıp evetin ödülü olarak evetin amacına ters taleplerde bulunuyorlar. Şimdi de ölüm paketi dedikleri TC KKTC sosyal ve ekonomik paketlerinin yenisini Türkiye’den bekliyorlar. Yılın yarısının bitmek üzere olduğu bu günlerde yeni bir programdan bahsediyorlar. Halk barışçı olmuş onlar da barışçı olduğu için ödüle hak kazanmışlar diye AB desteğiyle AB ve BM’in Kıbrıs politikalarını çıkmaza sokacak adımlar atmak için AB, ABD ve BM’den yardım bekliyorlar. Uyanık bekçiler olmasa evrensel insan hakları ve demokrasi işlemez. Uyanık bekçiler aldatıla aldatıla aldatılmayacakları bir ortamı yaratamadılar. Aldanmaya devam ediyorlar. Evet sonrası ortamını evetin prestijini kullanarak Kıbrıs’ı bölünmüş bırakmak için ve hiç değilse Türkiye AB’ye girinceye kadar bölünmüş halde tutabilmek için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. CTP hükümette gerisi muhalefette çalışıyorlar. Serdar bile statüko öldü, hiç bir şey ayni kalamaz derken onlar aynen kalması için serum arıyorlar. Halk bezdi statükoyu taşıyamayacak halde ama onlar evetin prestiji ile taşıyabileceği ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Denktaş da onlarla hem fikir olduğunu söylemekten çekinmiyor. Sadece Oğlunun da işin başında kalması için erken seçimi engellemek kaygısı var. Öyle ya güçlü bir hükümet propagandası 12 Eylül sonrasının abartılı propagandası ile güç kazandıydı, evetçi halkın bile güçlü bir hükümet isteğiyle barışçı olduğuna inandırıldığı CTP’yi daha güçlü olarak hükümete getirebilir. Sanki en güçlü hükümetlerin bile oyuncak olduğunu yaşayıp görmedik! Halk bu kafayla seçer mi seçer? Bunca seferden sonra bir dahadan ne fark olur ki? Barışı anlamadıktan, AB ile uyumlu politikayı öğrenemedikten sonra kimi seçerse seçsin halkın kaderi değişmez. Sen Kıbrıs’ın altı yerine dört mebus ile temsil edilmesinden çıkar umarsan Annan planı gibi bir planla ülkeyi çekişmesiz nasıl yönetebilirsin ki! Rum korkmakta haksız mı? Zaten nerden bilin desek kendimizden diye cevap verecekler. Kıbrıs iki eksikle temsil edilse Türk Kıbrıslı ne kazanacak? Kendi hakkıymış da yenilmişmiş diye karnı ağrırken yenildi ama hiç olmazsa Kıbrıs kazansın belki yarın birleşeceğimiz bir idare bizim lehimize de kullanır diye düşünmeyi öğrenmeli karşının kaybını kendinin kazancı saymaktan vazgeçmeliyiz. Bu kafayla Denktaş’tan takdirnameli statüko savunucusu olurlar başka bir şey değil. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||