Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 11 Haziran 2005

Alpay Durduran

 

EVETÇİLERİN HATIRINA ANNAN PLANINDA DEĞİŞİKLİK OLACAK

Rum tarafında uzlaşmaz sayılabilecek önerilerle Annan planında çok fazla değişiklik isteyen bir yönetim olduğu apaçıktır. Ancak sonunda Annan planında büyük değişiklik olacağı da anlaşılmaktadır. Bu büyüklük bakış açısına göre değişir ama dışardan bakanlar öyle diyecekler.

Şimdi bunu sertlik yanlılarının bir zaferi mi sayacağız? Hiç de değil. Andlaşmayı sonunda halk onaylayacak ve evetçilerin oylarıyla yeni paln onaylanacaktır. Evet diyenler Annan planı değişti diye yeni şekline hayır diyecek değillerdir. Belki de yani şekline bile sertlik yanlıları hayır diyecekler ama etraftakilerin oylarıyla evetçiler çoğunluğu sağlayacak.

Türk tarafındaki anlayış dolayısıyla kabul edilemeyecek şeyler vardır ki bunların azalması ve evet çıkması ancak Rum toplumunun anlayışına güvenmesine bağlı olacaktır.

Papadopulos rejimi hayırdan sonra bazı abuk sabuk tutumlarla Türklerin bazılarında hayal kırıklığı yaratmasaydı Türk toplumunun eveti de daha rahat olur ve Annan planında daha büyük değişikliğe gidilebilirdi. Evet diyenlerin iki taraf arasında ilişkiye devam etmeleri ve iyi bir hava yaratılmasına çalışmaları, daha doğrusu ilişkilerin kötüleşmesine engel olmaya çalışmaları andlaşma çabalarını kolaylaştırmaktadır.

Bu nedenlerle andlaşma olduğunda zafer nutku atmaya sıra geldiğinde sertlik yanlısı milliyetçiler değil Kıbrıslılığa çalışanlar hak edeceklerdir. Milliyetçilerin andlaşmadan sonra da iktidarda kalmaları zara verici olacak ama sonunda tarihin çöplüğüne gideceklerdir.

Zafer hiç şüphesiz barış yanlıların olacaktır. Annan planından ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşsın andlaşmanın şerefi de onlara ait olacaktır.

Belki milliyetçiler Annan planını olduğu gibi kabul etmedikleri için taviz kopardıklarını ileri süreceklerdir ama andlaşma onların değil evetçilerin sayesinde olacaktır. Onlar olmasa andlaşma olacak değildir. Sanılmasın ki andlaşma olmadı diye dünya milliyetçilerin istedikleri gibi devreye gireceklerdir. Tam tersine izolasyonların kaldırılması çabalarına bakıldığında görüldüğü gibi eğilim tersinedir. Türkiye’nin AB yolu da onlara umut vermez.

Unutulmamalı ki Makarios çok fazla talepler ileri sürüp de aşırı derecede şikayet edince ABD elçisi ona “unutmayın ki savaşı kazanan siz değilsiniz” demişti. Yani aşlamasına katkı yaptıkları savaşın sonuçlarından bazılarına katlanacağını ona söylemişti. Onun içindir ki Makarios federasyona evet demişti.

Şimdi toplumların daha fazla söz hakkı elde edebilecekleri bir ortama girdik. CTP teslimiyetçiliği Kıbrıslıya değil Türkiye’ye söz hakkı tanıyor ama zaman ne getirir belli değildir. Hele sonu referanduma gideceğine göre Rumların söz hakkı epeyi olacaktır. Bunlar gösteriyor ki gene evetçiler son sözü söyleyeceklerdir.

Federasyon çağdaş bir rejimdir. Onu demokratik halde işletmek Kıbrıslılara bağlı olacaktır. Milliyetçileri etkisizleştirmek elimizdedir. Kıbrıslıların işbirliği yapmaları ve bu yeni model arayışında rol almaları çok gereklidir. Kalıcı ayrılıklara son verecek ve işbirliğini dayatacak düzenlemeler ve yabancı müdahalesini ortadan kaldıracak kurallarla yeni bir model oluşturmak üzerinde çalışılması gereken konulardır.

Ancak CTP yalancılığı yüzünden partiler arası diyalog yoktur ve Türk paketi gene Ankara’dan gelmiştir. Gerisini de Ankara getirecektir. CTP_BG_DP maskaralığı yüzünden Kıbrıslı Türk devrede değildir. Ancak bunun da sonu gelecektir. Halk isterse etkili bir sahip çıkış sağlanabilir. Sivil toplum örgütleri maaş derken nasıl yanıltıldıklarını anlamış olmalıdırlar. Ticaret odası ilk anlayan oldu. NGO’ların gerisi artık CTP’li seçerse neler yapacaklarını gördüler. İş başa düştü deyip arınmalıdırlar. NGO’lar siyasetle uğraşmamalı veya siyasilerin önderliğini benimsemelidirler diye diye CTP malı götürdü. Sessizlik ve boyun kırış değişmeli ve evlerin temizliği sağlanmalıdır. Kurşun askerleri sepetleme zamanı kullanılmalıdır.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org