Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 27 Haziran 2003

Alpay Durduran

 

ALLAH BİZİ BİZDEN KORUSUN

ALLAH BİZİ BİZDEN KORUSUN
Vasiliou’nun kendisine “anlaşıp bu sorunu çözelim de gümrüklerde Rum’un yanına bir de Türk koyalım ki yolsuzluklar azalsın” dediğini Denktaş’tan dinlemiştim. İki toplumluluk veya çok kültürlülük bu bakımdan da işe yarar. Mono kültürlülük eksiklik, monotonluk ve durgunluk demektir.
Şu hale bakın. Yolsuzluk örneği olarak Türkiye gösteriliyor, OECD toplantısında...Yolsuzluk nedeniyle deprem bölgelerinde yapılan evler halkın başına yıkılmış, bu yolsuzluğun nelere sebebolduğunu gösteriyor diye örnek olarak zikrediliyor.
Sadece o mu? Türkiye devleyt planma teşkilatının yıllık raporunda incelemeye alınan dönemde devlet teşvik hacamalarının ancak %30’nun teşvik edilmeye layık sektörlere gittiği açıklanmıştı. Bunun nedeni de teşvik paralarını yemek için verilen rüşvetlerdi. Yolsuzluk devlet teşviklerini de yutmakta ve devamlı devletten para isteyen işletmeler yaratılmakta idi.
Şimdi döviz sorunu başladı. IMF’nin dediğini yapmayıp alavera dalavera çeviren hükümet yolsuzluğun başka türlüsünü çeviriyor. Neden Dollar paritesi düşsün ki madem ki enflasyon %30 gibi korkunç bir oranda seyrediyor. (Bizi %70-80 cıvarında enflasyona alıştırdıkları için korkunçluğu unuttuk) Amma enflasyon kadar Dollar da değer değiştirmezse demek ki Türk mallarının dğeri Dollar’a göre sıfır devalüe olmuş olur, Dollar değer yitirirse demk ki eksi devalüe olmuş olur. Var mı öyle bir ihtimal. Dollar’a göre eksi Türk Lirası’na göre artı enflasyon veya dünya parasına göre deflasyon, Lira’ya göre enflasyon. Vay komediye vay.
Oturup anlı şanlı ekonomistler yorumlar yapıyorlar. Sağlık veya olumlu gelişme arıyorlar.
Nasıl oluyor da Dollar Lira’ya göre değer kazanmıyor da tersine değer yitiriyor? Bunun izahı artan iç borçlanmalar ve Dollar’a verilen anormal faizlerdir. Kısacası hükümet anayasaya ve ahlaka aykırı olarak Meclis’e hesap vermeden ve izin almadan, hatta IMF’ye yalan beyan vererek içten borçlanmakta ve aşırı borçlanma talebi ile Türk Lirası’nın değerini artrımaktadır. Ne demek artırmak: Lira ile borçlanma faizlerini yükseltmektedir. Bu paralarla da Dollar için faizleri yüksek tutmayı becererek darlığın önünü almaktadırlar. Bu marifetin bedelini kim ödüyor derseniz söyleyeyim: Ahali.
Hükümet erbabının belediye seçimlerinden önce bol bol harcamaya para bulmalarının bu yolla olduğunu hatırlarsak buna yolsuzluk değil de ne diyeceğiz? Seçmeni tavlamak için aşırı faizlerle borçalanbilenler analarını bile satarlar. Onun için yolsuzluğun her tarafı tutmasının şaşılacak bir yanı yok. Bu arada tabii ki bir az doğrudan cebe çalışmalarını da beklemek gerek.
Ekonomistlerden hızlıları da var. Onlara bakarak ne kadar bu işi anlatıp halkı seferber edebileceklerini yorumlayalım. Ünlü Arslan Başer Kafaoğlu’nun yazı yazdığı Atatürkçü ve bağımsızlıkçı dergi Teori aylık dergisine göre Türkiye ulusal gelirden %20 cıvarında pay almaya mahkum edilerek IMF tarafından sömürge halinde tutulmak isteniyor. Ama ayni sayının başka sayfalarında Sayıştay raporlarına göre düzeltme apılırsa yani önerilenler değil gerçek harcamalar kullanırsa devletin ulusal gelirden aldığı pay %80’e çıkıyor. Devletin harcamalarını değil de halka gösterdiği gelirlere gör hesap yaparsan tabii ki anlaşılacak iş yapamazsın. Halka da anlatamazsın. Halkın bankalardaki paralarına, Merkez bankasına atılan paylara, çeşitli numaralarla ulusal gelirden eksiltmelere göre hesabı halka anlatamazsan tabii halk daha az para alan idareyi destekler.
Olumsuzluk iktidarla sınırlı değil. Muhalefet te işin içindedir. Birbirlerini tamamlarlar. Halkı daha iyi tahrik etmek için gerçekleri değiştirmek, aramaktan istimna etmek, hatta yalan uydurmak marifet sayılmaktadır. Genel olarak tembellik ve umursuzluk görülmektedir. Ama en korkuncu anbza göre şerbet vermek için bile biel devletin yani halkın zarara sokulmasıdır. En son olarak bizimkilerin kredi şirketlerinde suç işlenerek mevduat gibi para hesabı açılmasını ve battıkları zaman da tazminin yasalaştırmaları ve yasalaştırma sırasında yasa geçirerek bunlara mevduat açma yasağı konulmasını hatrılarsak balığın başının da kuyruğunun da koktuğunu gösterir. Allah bizi bizden korusun, bizim ahlağımız bozuk. Sorun muhalefete de bozukluğun bulaşmış olmasıdır.



copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org