Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 28 Haziran 2005

Alpay Durduran

 

TANINMA SEÇENEĞİ VE SANATÇILARIN TUTUMU

Gazetelerde Serdar Denktaş’ın Afrika ve Müslüman ülkelere yöneldiklerini(hükümetin) haber verdiler. Büyük puntolarla verilen haberlerde dışişleri bakanı Afrika ülkelerine ve İslam ülkelerine yöneleceklerini söylüyor ve gazeteler de bunu anlamlı bir demeç gibi yayımlıyordu.

Anımsarsak Serdar bir Afrika ülkesini ziyaret etmiş ve KKTC’yi tanımaya hazır olduklarını duyurmuştu. Amma ertesi günlerde Rum tarafından yalanlama haberi gelmiş ve o ülkenin dışişleri bakanının böyle bir demeç vermediğini, ülkesinin BM kararlarına saygılı olduğunu ve Kıbrıs’ın mücadelesini desteklemeye devam edeceklerini söylediği belirtilmişti.

Tanınma diye bir şeyin söz konusu olmadığı hep belirtildiği ve Türkiye’de de bu konuda haberi doğrulayan bir haber yayımlanmadığı göz önüne alındığında asparagas denilen yalan bir haberle karşı karşıya olduğumuza inanmamız gerekir.

Dillirga’da üniversiteli gençlerin mahsur olduğu dönemde bir Rum’un sığındığını haber veren Bayrak radyosunu hatırlatan bu haber olağan olarak karşılanmış ve hükümet mensubu ve dışişileri bakanının buna bulaşmasının daha doğrusu asparagas bir haber yayımlatıp sonra da buna dayanarak politika açıklamasının tepki çekmediği görülmüştür. Hükümet politikası Afrika ve İslam ülkelerinden tanınma talep etmek mi? Yoksa tanınma gündemde yok mu? Talat’a göre gündemde yok, dışişleri bakanına göre esas mesele o.

Böyle hükümetçilik mi olur?

Hükümet diye bir şeyin olmadığı, statükonun aynen devam ettiği ve Türkiye’nin esas karar mercii olması nedeniyle kimsenin böyle demeçlere aldırış etmediği tekrar ortaya çıktı. Yoksa AB ve ABD yetkilileri tanınma peşinde koşuluyor ve BM kararları ihlal ediliyor diye bağırmaya başlayacak ve yeni statükoyu kınayacaktı. Öyle bir şey olmuyor çünkü kimsenin tanıyacağı yok, Türkiye’nin destekleyeceği yok...

Bu abuk sabukluğa neden girişiliyor? Çünkü başka yiyecek naneleri de yok. Günlük şişinmelerle hava basma gerekli görüldüğü için böyle işler yapıyorlar. Amma basının da bu asparagaslara yer vermesi utanç verişi bir şey. Geçen haftaki asparagası halktan gizleyip ertesinde sanki olacak bir şey varmış gibi yayın yapmayı uygun bulmak gazetelerimizin ciddiyetini anlatıyor.

Neyse ki sanatçılarımız Türk Bankası’nın Denktaş’a sanat ödülü vermesine tepki gösterdiklerini gördük de biraz ferahladık. Sanatı ve sanatçıyı ezen bir rejimin temsilcisi ve sanatçı bir ruhun asla kabul etmeyeceği bir geçmişe sahip birisine hesap sorulacağına ödül veren bir yerden alınan ödüller onur getirmez sadece sorumluluğun paylaşılmasını getirir. Bunu reddedenler Kutlu Adalı’dan demokrasi şehitlerine kadar ihanetin yaşandığı bu günlerde her şey tam da kötü değil dedirtti.

Basına gelince Denktaş’a daire kiralayan, makam arabası ve muhafız atayan statükoya şak şakcılığa devam edilmesi nedeniyle yüzümüzü kızarttı.

2001 yılı yolsuzlukları bile unutuldu gitti. Dairesini halkın cebinden militan beslemeye ayırdığı ortaya çıktı diye soruşturma açılması gerekirken, dairesindeki yetkilileri sırayla suçlayıp kros olmayan çeklerle ödeme yapıldı, yasadışı harcamalar için hem de telefonla emir kabul etti diye soruşturmak gerekirken onu da adamlarını da bıraktılar ve aşağı kademelere ilişecekleri korkusuyla sıvışan biri dışında üstüne şal örttüler.

Bunlara alet olanlar ve sorumlu olanlar eleştiriler karşısında Türkiye gerçeğinin arkasına gizleniyorlar. Bunların olmasına rağmen desteklemeye devam ediyorlar. Onur denen şey unutulup gidiyor. Bizim adamlarımız deyip peşlerinden gidiyorlar. Ne için? Onur için mi? Yoksa sosyalizm falan için mi? Pek belli ki yağmaya ortak olmak için.

Toplumumuzun bu numaralara dur diyememesi çok anlamlıdır. Demek ki kazan da nasıl kazanırsan kazan fikri yaygındır. Hazım yeteneği güçlüdür. Eleştirilerin çokluğuna bakılırsa kıskançlık ve hani bize de diyenler çoğunluktadır.

Bu hepimizin bir sorunudur. Hiç bir zaman böyle bir ülkede rahat ve huzur bulunmaz. Ne yaptığı belirsiz bir güruh aklına eseni yapar ve ekonomiden asayişe sorunlar devam eder.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org