Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 11 Temmuz 2005 Alpay Durduran | ||
MARONİTLER İKİ TAŞ ARASINDA Kıbrıs’ta iki toplum gündemde ama başkalrı9nın da olduğu hep unutuluyor. Türkler büyük kayıplar ve acılarla bir dava tutturdular. Rumlar da onlara karşı bir dava sürdürdü. Hala akıllanıp onun bunun oyuncağı haline getirilmelerine sebep olan bu davalılığı bırakamadılar.Şimdi Rumlar leyhlerine olduğu için insan hakları şampiyonluğu yapıyorlar ama insan haklarının sadece Türk tarafına karşı ileri sürüldüğü garip bir durumun farkedilmeyeceğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Referandumlar zamanında devletin ve kilisenin insan haklarını ihlal etmesi durumu teşhir etmeye yetti de arttı bile. ABD insan hakları raporuna giren bu ihlaller ayni zamanda insan hakları derneklerinin de hem de iki tarafta da sadece karşı taraf karşı ileri sürülecek ihlaller olarak nitelendiğini gösteren paragraflarla duyuruldu. Maronitler de Kıbrıs’ta bunun örneğidir. Türk tarafının garı meşru durumunu uluslararası konu yaparlar ve bundan kısıtlamalar olarak yararlanırlar. Amma bu meşruiyet konulu kısıtlamalar Maronitleri de etkiler. O zaman dahi esneklik göstermezler. Kuzey’de yaşayan Maronitlerin muhtar seçmelerine itiraz eden Rum yönetimi dert açtı. Ayni kimsenin seçilmesine olanak veren bir işlem de yapmayarak onları muhtarsız bıraktı. Daha doğrusu iki muhtar sahibi oldular. Bunu Türk basını Rum aleyhtarı bir propagandaya konu etti. Amma Maronitler Kuzey’de kalmak için izin alınmasını şart koşan Türk yönetiminden memnun değiller. Adamın malı mülkü var veya yok Kuzey’deki toplumlarıyla beraber olmak istiyorsa ille de seçme yapma hakkı istemek sadece İbrikçi Başılık yapmaktır. Ancak bu yönetim de eskisi gibi otoritesini kişilere dayatmayı bir zevk haline getirdi. Ceberrut devlet anlayışı bu...Ben patronum demek. Başka bir anlamı yok. Maronitlere neler yapıldığı romanlara konu olacak. Bir bu taraftan bir bu taraftan şamar yiyorlar. Sivil toplum örgütleri bazan devreye girer. Ama Maronitler için bu da olmuyor. Bir tek Yeni Kıbrıs Derneği onlarla ilgileniyor. Türk tarafında da yokmuş gibi yapılıyor. Türk tarafında da yokmuş gibi yapılıyor. Yeni Kıbrıs Partisi sık sık ve her insan hakları raporu yayımlandığında bunlar dile getiriyor ama yankı bulmuyor. Türk tarafı Maronitlere kolaylık yapmak için bazı adımlar attı ama gene de inatlaşma ve ilgisizlik devam ediyor. Civarda yaşayan Türkiyeli ve Kıbrıslı bazı kişilerin onların haklarını ihlal ettikleri ve resmi makamların onları savunmadığı acı bir gerçek. Bu gibi terbiyesizlerin “bırakın yahu! Biz Türküz” gibi iddialar ileri sürerek mallarını yürüttükleri, arazilerini ihlal ettikleri ve hatta onlara karşı işbirliği edip fahiş fiyatlarla ve ıskarta mallarla zarara uğrattıkları biliniyor. Polisten vazılarının ve yetkililerin Maronit şikayetlerine kulak tıkadıkları da bir gerçek. İnsanların yardıma muhtaç bir Maronite yardım etmek değil onun soyulmasına tepkisiz kalması yabancı düşmanlığının olduğunu gösteriyor. Kulaklarıma inanamadığım muhaverelerde “bunlar Rum cemaatına katıldılar. Çeksinler cezalarını” gibi iddialarla yedikleri haltları anlatanları ve diğerlerinin yaptıklarını da hak etmişler gibi hikaye edenleri işittim. Utanç verici bir şey. Muhtarlarını kabul ettiremeyen Maronitler kendilerini Güney’de temsilciler meclisinde temsil eden kişiye tepki gösteriyorlar. Çünkü onları desteklemiyor. O da her hangi bir yurttaş gibi devletin manasız davasının savunucusu gibi görünmeye mecbur bırakılıyor. Milli dava maskaralığı demokrasiye sığmaz. Bu örnekte de ortaya çıkıyor. Maronit senin milli davanı niye desteklesin ki! Demokrasi de milli dava olmaz. Yurttaş milli davaya da muhalif olma hakkına sahiptir. Bunu anlamamız ve hükümete kabul ettirmemiz gerekir. Kabul ettiremezsek kimi seçsek farketmez çünkü devletin devamlılığı ilkesi diyerek seçilenler davanın peşine düşerler. Kendileri bir milli dava vazetseler, bu kez onun tutsağı oluruz. CTP-BG kolayını buldu ve eski milli davayı devraldı. Bizi milli birlik berberliğe davet etmesi de bundandır. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||