Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 16 Temmuz 2004 Alpay Durduran | ||
SEÇİM KAPIDA Herkes seçim olur mu diyor. Seçimden ne çıkar diyor. Bunlara yanıt verirken anlaşılamadığımı hissediyorum. Oldu da ne oldu diye başlayınca birşey anlamadığını hissediyorum. Onun bahsettiği konu veya bahsetmek istediği konu dışında dolaştığımı anlıyorum.Halbuki ayni zamanda başbakan dahil “biz yapamadık da onlar mı yapacaklar” diye iddialı konuşuyorlar. “Türkiye gerçeğini atlayamayız” deniliyor. “Talat ister ama gerçekler var ortada...” diye konuşuluyor. Ki bunlar tercüman istemez. Söyleyeni anlıyorlar. Kim engel oluyor diye soran yok. Anlıyor ve kafa sallıyorlar. O zaman da geriye “Talat olmasa da Eroğlu olsa ne değişir” sorusunu sormak kalıyor ki ona da yanıt verebilen yok. Elmas Güzelyurtlu ve Boyacı olaylarıyla her şey aydınlığa kavuştu ki değişecek fazla bir şey yok. Seçimmiş! Seçime statüko altında yani demokrasiye ters bir ortamda gidip de değişiklik yapılan bir bize benzer ülke örneği var mı? Yani seçimli ama yönetimin halkın oyunu meşrulaşmak için aldığı demokratik olmayan bir ülkede seçimle değişiklik olmuş mu? Örnek verin. Nerede seçimle demokratikleşme adımı atılmışsa öncesinde muhalefet demokrasiye aykırı olan şeyleri yıkmış sonra seçim yapılmıştır. Darbe halkın barışçı tepkileriyle gelmiş veya sert bir kavga olmuş veyahut iç ve dış güçlerle seçim zorlanmış ama öncesinde hep yasalar kenara konulmuş, devlet güçleri sarsılmış ve halkın arzusunun emir olacağı kabul görmüş de ondan sonra biraz değişiklik getirilebilmiştir. Fol yok yumurta yok, devlet güçleri köşeleri tutmuş ve paralar devleti elinde iken gelen gideni aratmıştır. Seçilenler İran’da olduğu gibi Mollaların denetimini meşrulaştırmak ve gerginliği azaltıp gerici düzeni pekiştirmek gibi erteleyici etki yapmışlardır. Bizde de ayni iş tekrarlanıp duruyor. 1981’de rejim azınlığa düşmüş, hep koalisyonlarla idare edilmiş, ne zaman ki iş sarpa sarmış UBP’nin oyu %50’i aşıvermiştir. Daha sonra gene koalisyonlar dönemi gelmiş ve gelen gideni aratmıştır. Türkiye’ye iş bağlandığına göre bakın orada da iş başında bunca yıllık çabadan sonra demokratlar olacağına başı bağlılar ile demokratların koalisyonu bir parti iktidarı var. Geçen gün bir düğün oldu ve bir gelin başı bağlı olarak yabancı devlet adamlarının katıldığı törende elini kimseye öptürmediği için şanslı çıkmış. Öpse ne olacaktı? Daha önce öpülen oldu da ne oldu. Bu kez herhalde uyarıldılar: Müslüman kızın eli öpülmez. Başını bağladığında melekler saçlarını görmediği için kaçmazlarmış. Evinde başını açmayan kadın olmadığına göre meleksiz evler oluyor demek ki... Başını bağlamayan kadın erkekleri tahrik edermiş de günah olurmuş. Günahı işleyen erkek ama başını bağlamaya zorlanan kadın. Bir kadın yakında terbiyesizlik edecek erkek olabilir diye niye örtünsün ki! Erkeği terbiye etmek yerine kadını zorlamak anlamsız. İddiaya göre kadın kendisi bunu istermiş ve bu isteğine saygı gerekirmiş. Doğrusu isteyene saygı gösterilmelidir ve nasıl olsa o örtünmek için yolunu bulabilir ama bu istek nerden geliyor? Kafalar bunun için baskı altına alınıyor yoksa kadın özgürlüğünü isteyecek. Bunun yasal olarak sağlamayı öngörenler Kıbrıs’ı da yönetiyorlar. Amma derin devlet ile sorunları var ve bir türlü aşamıyorlar. Laiklik devleti halkın yakasından düşürmeye yetmedi, demokratikleşme olmuyor. Kafalar hala hurafeleri baş tacı ettiğine göre Kıbrıs’ta derin ile sığ devletin arasındaki güç dengesine göre belirlenecek. Biz niye bekleyelim? Kendi kendimizi yönetmekte sorun çıkar diye bayrak açtık ama başka tuzağa düştük. Yunanistan derken Türkiye bizi kıskaca aldı. Akıllılarımızdan bazıları KKTC deyip durur ama Türkiye’nin görevlilerinin bizi yönetmesine yardımcı olmaktan başka bir şey yaptıkları yok. “biz bağımsızlığına düşkün bir milletiz” derken açıkça Türkiye’ye toprak hediye etmeyi kastederler ama adını söyleyemezler. Statükonun yeni sözcüleri de Türkiye gerçeğini hesaba katmak derler ardından da Rum bizi reddetti mazeretiyle başka tür bir KKTCiliği kastederler. Sonuçta bugün atılacak adım kalmaz. Seçim olacak da değişiklik mi gelecek? Herşeyi biliyorlar ve ona rağmen bizi anlamazlıktan geliyorlar. Alışılmış bir işi götürmek ve ufak çıkarlar elde etmek temel amacına bir de düşmanlar hedefi gösterilerek ulaşılmak isteniyor. Seçim bunun için gerekli. Yaşasın yeni postlar ve postnişinler. copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||