Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Temmuz 2005 Alpay Durduran | ||
YENİ YASA VEYA BÜTÜNLEŞTİRME MAZERETİ Hükümet her konuda yeni yasa çıkarmaktan ve genellikle de bütünleştirmekten bahseder. Son olarak kadın sorunları gündeme gelince de bütünleşmeden bahsetti.Soyer her konuda başı kıçı belirsiz cümlelerle konuşur durur. Arkadaşları da memnun her halde ki uyaran yok. Bildiği gibi konuşuyor ve açığa düşüyor. Her şeyden önce şunu devlete öğretmeli ki üst kademe memurlarının ammeden atanmış veya siyaseten atanmış olsunlar görevleri sürekli karar önerileri hazırlamaktır. Üst kademe bir konuda öneri hazırlamaya çağrılmış ama elinde taslağı yoksa görevini tamam yapmamış demektir. Mesela üniversite mezunu kadınlar derneği ziyaret ediyorsa ve başbakan kadınlarla ilgili yasaların bütünleştirilmesi gerektiğini söylüyorsa lakin elde bir bütünleşme çalışması yoksa üst kademe atlamış demektir. Böyle bir kamu yönetimi rüyada bir yok. Başbakan ise muhalefette atıp tutmaktan başka bir merak gösterip de kamu yönetimi nasıl olmalı diye kafa yormadığı için aklına geleni söylüyor. Muhtarlar da görevlerinin bütünleştirilmesini ve tek yasada toplanmasını istediydi ve istemektedir lakin böyle bir şey olamayacağı için hala beklemektedir. Bir yasa çıkarıp muhtarla verseler de başka yasalara muhtarlarla ilgili kurallar koymadan edemeyecekler ve gene başa dönülecek. Trafiğin de içinden çıkmak için bütünleştirmek istedilerdi, yapamadılar. Bir merkez yarattılar ve ahkam dinliyorlar. Cezaları arttırdıkça kazalar artıyor, ölümler artıyor. Kadın konusunda da tek yasa çıkarmak ve bütünleştirmek olacak iş değildir. İş yasasında kadınlarla ilgili kuralları, ev çalışanları ile ilgili kuralları ve saire hep birlikte bir yasada toplamak olanaksızdır ve yasa değiştikçe veya başka yasalarda kadınlarla ilgili kurallar saptandıkça bütünleşen yasa da değişmek zorunda olacaktır. Çağdaş devlette işler yasalarla yürütülmez. Rehber adıyla veya elkitabı adıyla memurların eline verilmek üzere bir belge hazırlanır ve güncel halde tutulması için resmi gazetede yayımlanan yasa, tüzük, yönetmelik veya kararname, emirname ve genelge gibi amme enstrümanları onların kesip rehberlerine veya elkitaplarına eklemelerini sağlayacak şekilde ulaştırılır. Bakanlar kurulu genel sekreterliği veya mevzuat birimi çıkarılan her amme enstrümanının ilgili memura ulaşması için resmi gazeteden hangi nüshalarının seçilmesi gerektiğini belirlemek ve yerine ulaşmasını sağlamakla görevli olmalıdır. Bizim uygulamaya göre bakanlar kurulu sekreterliği görevli idi ama bu görevi ona hiç hatırlatılmadı. Dairelere resmi gazete dağıtmakla yetinildi. Resmi gazeteyi alanlar da hiç ilgili memur ulaşması için sorumluluk almadılar. Soyer bu gerçekleri hem hükümette hem de muhalefette gördü lakin öğrenmedi. İşlemeyen bir kamu yönetiminin havaya konuşan başı olarak kaldı. Kamuda reform ve reorganizasyon şarttır ama başlaması için AB ve İngiltere’den destek geldi ise de desteği almadılar. Şubeler bir birleriyle dalaşıp projeyi savsakladılar. Bir başbakan sürekli heyet kabul edip de zamanını israf eden bir olmamalıdır. Durup esas görevi olan bakanlıklar arası koordinasyonu sağlamaya çalışmalıdır. Yani tüm işleri gözden geçirerek yapılaması gerekenleri planlamakla uğraşmalıdır. Günlük işlere kendini kaptırdıktan sonra iflah olmaz. Papadopulos’un kamu yönetimi hakkında verdiği bir mülakat okunmalıdır. Kıbrıs hükümeti döneminin tecrübelerini konuşturmakta ve bakanlara görevlerini hatırlatmaktadır. Soyer bu mülakatı okusa iyi eder. Hiç bir konuya hakim olmayan ve el attığında kargaşa yaratan bir hükümet manzarası devam ediyor. Statüko yalnız Kıbrıs sorunuyla sınırlı değil aynen devam ediyor. Terör dünya konusu sorarım hükümet terörle mücadele için ne düşünüyor. Hükümet hiç bu konuyu konuşmamışsa ki konuşmamıştır. Belki yabancı uyarılarına karşı bir iki değinme olmuştur ama ele alınmış gibi görünmüyor, yazıklar olsun. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||