Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 27 Temmuz 2004

Alpay Durduran

 

DENKTAŞ'IN SON KUTLAMASI

Denktaş 20 Temmuz kutlamaları için gene baş rolde idi ama bu kez son olduğunu söyleyerek duygu sömürüsü yaptı. Dediğine göre çözüm KKTC'nin tanınması ve Rum tarafı ile bir barış andlaşması yapılması. Ama AB'nin ve ABD'nin kendisini aldattığını ileri sürmekle de kendini alamadı. Demek ki KKTC tanınabilir ama AB ve ABD istemez. Annan planının kabulü oylamalarında halkı aldattılar ve vaatlerine hiç şart koymadıkları halde şimdi şartlar koyuyorlar. Bu aldanma ne imiş? Onlar KKTC'nin tanınmasına fırsat vermeden yardım edecekler demeleri imiş. Bunlar hep onun KKTC'nin tanınmasına evet demediklerini gösteriyor ki hala hayal kurulduğunu ve olmayacak duaya amin dediğini bile bile konuşuyor.

ABD ve AB tanınmasının diyorlarsa tanınmayacağını bilmemesi olanaksız. Onun için arkasından ettiği laflara bakarak ne dediğini anlamalıyız.

Ona göre tanınmasa da bir şey değil gün gele tanırlar. Olur biter. Ama zaten tanınmaya da gerek yoktur. Türkiye kendisine yeter.

Bazıları ona inanabilir. Nitekim 15 kasım 1983'te onbinler meydana toplanıp ona inandığını göstermişti. Ancak üzerinden 21 yıl geçti ve bir adım atamadığı gibi kendi hükümetinin başı bile tanınma istemeye kalkarsak yandık deme noktasında bulunuyor.

Anlaşılan halkı aldatması da önemli değil. Çünkü halk "bizi aldattın" demedi. Ona hesap sormaya kalkmadı. Böyle bir halk olursa o da böyle davranabilir, başkaları da öyle davranabilir. Nitekim davranıyorlar. 20 Temmuz törenleri dolayısıyle toplandıkları meydanda gücün kendilerinde olmadığını bildikleri halde devlet olarak muamele görmeleri gerektiğini ileri sürebiliyorlar ve halka polisi askerden alıp sivile bağlayacak hatta sivilleşme yolunda ilerlemeye başladıklarını iddia edebiliyorlar. Halbuki Klerides ile Vasiliu'yu Lerda kapısından geçiremediklerini halk sokaklarda konuşuyor.

Başbakan ve yardımcısı bile işe karıştığı halde kapıdan onları alamadıklarını çıkıp itiraf edip gereğini yapacaklarına devletlik iddiasını sürdürmeyi tercih ediyorlar.

Bu oyun sürdürülüyor da ne oluyor? AB ve ABD durumu bilmiyor mu? Burada bir devlet olmadığı belli ama kanacaklar mı?

Bazıları gerçeklerden uzak, araziye uymayan şeylerle kafa yorup sonuçlar çıkarıyor ve işi uzatıp dünya çapında değerlendirmelerle anti emperyalist programlar hazırlıyorlar. Gazetelere yazılar yazıp öyle olacak böyle olacak diye tahminler yürütüyor ve zamanlarını geçiriyorlar. Kendi seçimleri tabii... Ama onların bu yorumlarıyla kucakladıklarını haftaya hain, dalavereci ilan edip sonuçlar yaratıyorlar. Onun için gerçek hayatta roller alıyorlar. Yani kendileri de sonuçların sorumluluğunu taşıyorlar. Ellerini temiz tutamıyorlar.

Araziyi incelemeden yapılan yorumlar ve onlara dayanan eylemler bugüne kadar sadece yürütülmekte olan oyun destek olma sonucunu doğuruyor. Düzen Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türklerin bir devleti olduğu iddiasını yapabilmek istiyor. Bu oyunu yürütmek için seçim mekanizması gerekiyor diye o mekanizma da var. Hükümet de var Meclis de... Daha ne lazım o da var... Ama Meclis'te yasa geçirip de sivilleşmeye kalkmak yok! Referandum gerekti o da oldu. Amma sonucu şu anlamdadır deyip de adımlar atmaya kalkmadan Türkiye gerçeğini unutmamak gerektiğini hatırlatan da referandumun şampiyonu olursa ne şaşırıyorsun!

ABD ve AB Kıbrıs'ı anlaşarak bölmüşler? Arazide bütün bir Kıbrıs mı var? ABD Kuzey'e yerleşmeye çalışıyormuş? Kıbrıs'ta ABD var; yani Güney'den şikayeti mi var ki Kuzey'e girip Güney'den atılmayı göze alacak? Rum tarafında da Annan planı garantileri onaylattırıyor diye hayır diyenler ABD'yi attılar mı? Ada askerden arındırıldı mı? Yoksa statükoyu pekiştirdiler mi? Bu gün ABD ve AB Kıbrıs'ı böldülerse Rum tarafı Annan planını reddettiği için fırsatı bulmadı mı?

Arazi gerçeği anlatır. Hiç birşey gerçeğin kendisinden daha devrimci değildir diyenler mezarlarında döndüler. AB Kıbrıs'ta ayrı bir devlet kabul etmemek için tekrar karar aldı ve ona göre tüzükler yayımlamaya başladı. Arazi bunu anlatıyor. Denktaş onun için KKTC'yi yok sayıyorlar deyip Talat'a gerekmediği halde tanınma istemeyeceğiz dememesini söylüyor. Gül'e laf atıp Annan planı kabul edilseydi neyi kutlayacaktık diye soruyor. Araziyi okuyor. Onun için halka rağmen ve kesin başarısızlığına rağmen hala en ön safta duruyor.

Denktaş son kutlamayı yaptı ve yenilmiş, amaçlarının gerçekleşmeyeceği kanıtlanmış ve yok etmeye çalıştığı toplumu yok edememiş bir halde son günlerini sayıyor. Yerine gelecek birisi ise ortada yok. kapılar kapalı. Benzeri birisi ortaya çıkınca o gitmiş olmayacak sadece yenilenmiş olacak. Bu durumun devamı için gereken önlemler alındı. Halk bunu görmek istemiyor. Gözünü açsa göreceklerinden ödü kopacak diye açmıyor.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org