Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 29 Temmuz 2004 Alpay Durduran | ||
MECLİS ÖNEMLİ OLDU Sanabiliriz ki Meclis önem kazandı. Statüko bize bir meclis seçme hakkı tanıdı. Halk oy verecekmiş ve mebuslar seçilecek ve meclis sahibi olan ülkelerdeki gibi halkın istenci egemen olacakmış. Bir çok geri ülkede de meclis olur da halkın istenci egemen olmaz. Sadece halka egemenlerin uygulanan iradeleri uygulandıktan sonra onaylatılır. Onaylamanın itirazsız olması için halktan toplanan paralar kullanılır yani rüşvet dağıtılır ve propaganda için yalanlar anlatılır. Bizdeki de geri ülkelere has bir durumdur. Yoksa meclis’te bir azınlık olan CTP-DP hükümeti en önemli konularda kimseye danışmadan kararlar alıp uygulayabilir miydi?Halkın isteği yeni kapılar aşılması, Maraş’a çare bulunması, kayıp kişiler sorununun çözümü, kara mayınlarının temizlenmesi ve savaş tehdidinin azalabilecekse azalmasıdır. Ama Mehmet Ali Talat bu konuları güven artırıcı önlemlerin zamanı değil diyerek görüşmeyi bile reddediyor. TC dışişleri de zamansız diye ele almayı reddediyor ve halk Talat hükümetinin onu dinlediğini görüyor. Halbuki meydanlarda bu memleket bizim, biz yöneteceğiz diye haykıran ve Türkiye yetkililerine eleştiriler savuranları alkışlarken istencini göstermekte idi ve Talat ve partisi halkın istencine sahipmiş davrandığı için sözcülerini alkışlıyordu. Halkın istenci bir tarafa hükümet çok yoğun bir çalışma içinde gibi görünerek izolasyonları kaldırmaya çalışıyormuş. Halkın isteği de budur ama istencinin dikkate alınmamasından şikayetçidir. Halk henüz umudunu tamamen yitirmedi. Bir kesim Talat’ın başka bir şansı olmadığını sanarak desteğini sürdürüyor ve bekliyor ama giderek “bunlardan ne köy ne kasaba olmaz, geçen gelişlerinde de öyle idiler, şimdi de öyle, aldandık” diyenler çoğalıyor. CTP şimdi erken seçimi düşünerek demokratikleşme ve kaçak işçi sorunu gibi isteklere yanıt verir gibi davranıyor ama adımlar hep sakat ve eksik. Gene de bunları uygulayıp uygulayamayacağının garantisi yok. Yani acele seçime gidecek ve baskın seçim yapacak ya da soğuk duş alacak olan halkın iradesini görecek. Bu görülecek olan istenç kimi memnun eder bilinmez lakin halk bu kez de UBP geri gelmesin diye kötüler arasında daha iyiyi arayacaktır. Onun için devlet partisinin yönlendirmesiyle garip bir sonuç daha alınacak. İnsanlar Talat’ın elinde bu kadar gelir derse belki seçim CTP’nin çok kaybetmemesini sağlar. Seçim bu şartlarda bilgili ve bilinçli kamuoyu yokluğundan dolayı çare üretemez. Devlet propaganda yapamaz kuralını tanıyan bir halk yok. Partisinin etkinliğinde bulunan kişiyi devlet bakanı, başbakan yarımcısı ve filan partinin genel başkanı diye haber yapan bir resmi televizyon yayınını yadırgamayan basın camiasının oluşu, adıyla anıp da eleştirenlere “o bir başbakan, kim olursa olsun saygılı olmak gerekir” diye öfkelenen bir eski muhalif haber programcısı bize ne kadar çağdaş demokratik bir devletten uzak olduğumuzu göstermektedir. Meclis şimdi hükümeti devirebilir ya; herkes ilgilenmeye başladı. Sanki bu geri ülkede büyük etkinliği var! Çağdaş devletlerde meclis politik kararlar alır ama bu meclis hiç böyle kararlarla uğraşmaz. Zaman zaman Denktaş karar alması için öneri yapar ve onu meclis onaylar. O kadar. Halka bunu anlatmaya çalışırız da mebuslar dahi duymazlar. Meclis karar organıdır ve kararının olmadığı bir konuda yürütme olamaz. Karar yoksa hükümet adım atamaz. Kendini meclis yerine koyup da karar almaya kalkmaz. Yoksa meclis canına okur. Örnek olarak ABD senatosunun IMF politikaları hakkında aldığı bir karar vardır. O karara göre IMF’nin geri ülkelere yardım ederken işsizliği arttıracak dayatmalar yapmaması gerekir, yani ABD temsilcisi IMF kararları alınırken bunu sağlayacak şekilde politikaları ileri sürmelidir. IMF politikalarını saptarken ABD temsilcisi buna aykırı hareket edince haber oldu da duyduk. Bu örnek gösteriyor ki Bush yönetimi senatonun aldığı kararlarla bağlanmakta ve dolayısıyle meclis halkın istencini hükümete dayatabilmektedir. Bizde ise meclis işin içinde yoktur. Bir kez hükümet kuruldu mu ne dilerse yapabilmektedir. Sadece yasalar denilen çok genel kararlarla iktifa etmektedir. Yoksa kızdıkları merkez bankasına para-kredi politikası için siyasi bir karar almış olmalıydı. Almamıştır. Muhalefet bu konuda çok önemlidir. Politik kararları alması için uğraşmalı ve meclis devreye sokulmalıdır. Bunu söyleyip duruyoruz ama mebuslardan hareket yok. Mebus boş gezenin boş kalfası olarak kalmayı tercih ediyor. TC dışişleri de hükümeti denetleme olanağını bulduğu için durumdan memnun, buyurun seçime... copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||