Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 12 Ağustos 2004

Alpay Durduran

 

HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ

Hükümetin sözcülüğü değil ama görüşlerini duyurma bakımından görev yapmakta olan Hasan Erçakıca yazılar yazıp aslında hükümetin hiç bir halt etmediğini izah ediyor ama mazur göstermeye çalışıyor. Ona göre yapacak çok şey var ve hükümet dış gezilere falan önem veriyor diye savsaklanmamalıdır. Görevliler arasında iş yapmaya müsait birileriyle bir araya gelip yapacak iş bulmak gerekir. Bunun anlamı ne yapacağını bilmeyenler yapacak iş bulmalıdırlar.

Hükümeti mazur görürseniz söyledikleri doğrudur. Ancak hükümet en azından neyi nasıl yapması gerektiği hakkında bir fikre sahip olmalıdır. Parti olarak parti çalışmaları sırasında ve seçimlere yönelik propagandalarında cek yapacak cuk yapacak diye bol bol atar tutarken bir şeyler bildiğine halkı inandırmıştır. Şimdi bir şey bilmem deyip mazeret beyan edemez ve etmemektedir. Daha önemlisi onun istediği gibi bir arayış içinde de değildir.

Karpaz’ı peşkeş çekmek için “Karpaz bölgesi planlama sınırı içinde denetim ve genişleme emirnamesi” diyerek kapıları açmak, tapu muamelelerinde işlemleri kolaylaştırmak, vergi aflarıyla gelir artırma deyip ödeyenleri pişman etmek, ihtiyat sandığının paralarının devecik edilmesi için oyunlar oynamak ve yabancı işçilerin artışı için affa gitmek neleri bildiklerini gösteriyor. Bu filmi biz daha önce de görmüştük ve CTP üç yıl hükümette sınanmıştı. Şimdi de ayni yoldan gidiyor.

Savcı hükümetin geçirdiği yasayı anayasaya aykırı buldu ve muhaceret yasası Denktaş tarafından geri verildi. Elektrik affında olduğu gibi gene anayasaya aykırıdır değildir diye bakmadan Fatma hanım yayımlayıp “isteyen anayasaya aykırıdır deyip mahkemeye versin” mi diyecektir? Hükümettekiler ne yapmakta iseler onu bilmektedirler. Yani ne anayasa ne evrensel hukuk kuralları umurlarında değildir ve biz yaptık mı olur diye siyasi ahlakı reddetmektedirler. Demokratikleşme iddiaları ise tam bir fiyaskodur çünkü hukuk tanımayanlar demokrat olamazlar. Demokrasi yetkililerin yetkilerinin sınırlı olduğunu anlamalarıyla başlar. Yetkililerin yetkilerinin sınırlı olmadığı yerde demokrasi olmaz. Bunların yetkilerinin sınırlarıysa asker ve sivil Türkiye bürokrasisi ve TC hükümetidir. Onlar da olmasa sınır tanımayacaklar.

Bu CTP’ye has bir şey de değil. Ne yazık ki çok daha yaygındır. Seçilsin seçilmesin postu kapan ben oldum diyor. Tarım bakanı da anayasaya aykırı ve eğreti durumuna rağmen kendinde “iki haftada bana okka tartan terazilerinizi getirip teslim edin yoksa yakarım” diye emirler yağdırdı. “Sen kimsin yahu!” diye kimsenin sormayacağına emindi ve öyle oldu. Kimse bu yetkiyi sana kim verdi diye sormadı. İnsanlarımızı alıştırdılar ama kendileri nereden bu yetkiyi aldıklarını kendilerine sormuyorlar. Yani bu adamlar gökten inmiyorlar. Maalesef insanlarımız hala sultanların yetkilerini kullanan insanlara şaşmıyorlar. Çok şükür ki tek tük cesur insanlar mahkemelere gidip de bunları yola davet ediyorlar.

Bunlar hem suçlu hem güçlü. Marifet marifet üstüne.

CTP sıkılmadan muhaceret memurlarına ceza kesme yetkisi veren bir yasayı meclisten geçirdi. Denktaş savcılara sordu da anayasaya aykırı olduğunu söyleyen bizden başka biri çıktı. Bakıyorum avukat bakan Denktaş’ın yasayı geri iade etmesinin gerekçelerini ele alırken anayasadan baş etmemeye çalıştı. Sanki anayasayı ihlal önemsiz bir şeydi.

Bunlar barışçı ve AB yanlısı imişler. Vallah yandık. Bunlar AB yanlısı Kıbrıslı ise AB de hapı yuttu. Bunlara hukuk devletinin idarenin yetkilerini sınırlandırmakla başladığını anlatamadıktan sonra hangi AB hukukunu anlayacaklar!

ABD geri ülkelere demokrasi götürmekten bahsederken geçen hafta idarenin kendi kendini sınırlamayı kabul etmesini anlatmaya çalıştı. Bırakın Afrika ülkelerini Kıbrıs’ta bile AB yanlısı ilericiler olduklarını söyleyenler sınırlandırmayı yani bir yetki kullanacağında anayasadan yetki alıp alıp almadığına bakmıyorlar. Hem de savcı kendilerini uyardığı halde bakmıyorlar.

Doğrusu büyük hayal kırıklığı çünkü CTP öyle de diğerleri farklı mı? Yetkiyi eline geçiren kendini sultan sayıyor maşallah.

Hasan Erçakıca oturup bilenlerle birlikte çalışma yağılsın diyorken mensubu olduğu partinin cehaletini görmüş gibi konuşuyor ama fazlası yok. Bir takım yasa veya tüzük geçirip işi kıvırmak olanaklı gibi konuşuyor ama bu bir komple yönetim tarzıdır. Sen bileni nerde arayacağını bilmiyorsun ki!

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org