Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 12 Ağustos 2005 Alpay Durduran | ||
İNSANA ÖNEM Eski ideolojisinden sıyrılmak isteyen parti insanı ön plana alan değişimden bahsetmeye başlamıştı. Şimdi güya insanı odak noktasına koyan bir hükümet var. Eskiden devleti insanın üstünde sayan anlayış gitmiş de insan öneme alınmışmış.İnsanın devletten önemli hale gelmesi ancak devleti denetlemesiyle olanaklı olur. Denetim olmaması için devlet insana rüşvet veriyorsa ve insan da torpil olmadan iş yapamayacağı bir durumda bulundurularak devlette dayı istesin diye çalışılıyorsa orada insan odaklı bir yönetim olmaz. Bugünkü hükümet te eskileri gibi adam kayırmada başarılı olduğu için insan yalaklık yaparak yaşamaya mecbur edilmiştir. Kim ki yalaklık etmez menfaatleri tehlikededir. İnsan olarak hesap sormaya kalkan ise çok cesur ve fedakardır. Ta ki mücadele kazanılsın insan odaklı bir rejim olmaz. Londra’ya 4 000 sterlinlik yeni atama ve atama olabilsin diye yasada yapılan değişiklik şimdikilerin eskileri arattığını da gösteriyor. Bu atama yapılmadan yapılacağı dedi kodu olarak dolaşmaya başlamıştı. O kadar utanmazdırlar ki telin edileceklerini bile bile yaptılar. Torpilin örneği arabasıyla sokaklarda gezerken görülen mahkum Boyacı’nın hapishanedeki hayatıdır. Adam sanki tatile çıktı. Hapishaneye tuvalet kağıdı bile sokmayan idare televizyonlu, arkondili lüks daireye çevrilen odasında turist ağırlıyor. Artık kimden yasaya saygı beklersiniz? Sigara paketlerinde bile reklam yasağı üzerinde çalışılıyor ama kasabalarımızda kumarhane ve kerhane reklamlarından geçilmiyor. Bakanlığın hem de geçlik bakanlığının kapısında bile kumar reklamı var. Bayrak’ın tombalası da eklendi. Ülke resmen kumarhane, kerhane ve kara para diyarı oldu. Üniversitede ders verir diye kendisini akademik görüşler veren kişiler olarak gösterenler kara para yerlerini savunmaya adadılar. Yasa nasıl yapılır diye kafalarını yormadılar ama geçirilen uluslararası işletme yasasını savunmaya başladılar. Onlara göre Rum tarafından kaçmaya başlayan ofşorları çekmek gerekir. Onlar kaçtılar çünkü AB ve ABD denetleyin onları diyerek baskı yaptı ve yönetim denetlemeye başladı. On binlercesi kapatıp kaçtılar. Şimdiki yasada bağımsız denetleme varmış onun için denetimli olacaklarmış diye fetva verdiler. Denetleyeceklerse niye ofşorlar denetimden kaçarken buraya gelsinler? Sonra hangi bağımsız denetime şimdiye kadar güven duyuldu? Hükümet bağımsız denetimlerini yaptıran şirketlerin beyannamelerine güvenmez ve resen tarh yaparken kim inanır bağımsız denetime? Çok daha önemlisi ilgili bütün yasalardan muaf tutulan ve açık kart verilerek finansla ilgili tüm yasalardan muaf olduğu garip bir şekilde açıklanan uluslararası işletme şirketlerini niye göre denetleyecekler? Bağımsızım denetleyeceğim diye bir muhasip hangi kurallara uygun olduğunu bildirecekler? Muhasipler en iyi bilgi ve bulgularımla hesapların yasalara uygun olduğunu onarım der. Bunlar hangi yasalara uyacaklar ki uygundur veya değildir desinler? Daha doğrusu ne olursa olsun uygundur diyecekler çünkü denetlemek için bakacakları bir yasa kalmadı. Ne para kambiyo, ne gelir vergisi, ne kamu alacaklarını tahsil usulü, ne gümrük ve rüsumat, ne kurumlar vergisi ve ne de şirketler yasasına bağlı olmadıklarına göre muhasibin diyeceği bir şey yoktur. Kara paranın aklanması için gereken önlemler alındı. El oğuşturup komisyon ve yandaşlara arpalık beklemesi kaldı. Bakan efendi İngiltere’de kara para konusunda temaslar yapmış. İngiliz’e ne dediler merak ederim. Bu yasanın anlatılacak bir yanı yok. Tercüme edip İngilize verdiler mi? Verdilerse eski Kıbrıs hükümetinden geriye bu mu kaldı diye saçını başını yolmuştur. Hükümet bu rezaletin azması için elinden geleni yaptı. Yüz gününün de hesabını verdi. Elhak bu kadarı da olmaz. Özcanhan’ı da dövdüler. Haberini okurken Lefkoşa’da yedi ev soyuldu, daha başka hırsızlıklar oldu, yine kaza oldu, talasemiyalıların binası işgal edildi diye de duyuruldu. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||