Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Ağustos 2004 Alpay Durduran | ||
HALKIN İŞLERİ BEKLİYOR Gizli biz ziyaret yapan Mehmet Ali kesinleşmiş bir şey yok diye niye apar topar gittiğini açıklamazmış. İnciler döktürüyor mübarek. Kıbrıs’ın siyasetçisinden dökülen incileri bir araya getirmeye değer mi bilmem. Madem ki gel derler gider, git derler gider, ses etme derler etmez onların incilerinden bahsetmeye de değmez denilebilir. Lakin hatırlayalım yakında gerekebilir. İlk mi bilmem ama benim aklımdaki ilk röportajında “önce güvenlik sonra insan hakları” deyişi idi. İnsan haklarının cellatları ayni gerekçe ile insan haklarını çiğnerler o ise demokratikleşme diye paketler açar her halde güvenliğimizden çok memnun. İkincisi “değişiklik risklidir” sözü oldu. Devrimciye yakışan bir laf işte...Yıllarca sosyal demokratlara değişiklikleri adım adım gerçekleştirmeye çalışırlar diye çamur atıp duran partisinin alnının akı oldu. Üçüncü de “gerekçe olarak uyumsuzluk denildi, yetinmek lazım” sözü oldu. Dördüncü “çok özel konuları ele aldık diye şu anda açıklama yapmam mümkün değil, çünkü sonuç alınmış değil” lafı oldu. Sonucu alınmış şeyleri açıklayacak ama sonucu alınmamış olanları açıklamayacakmış! Denktaş gizli işler yapar diye barbar bağırdıktan sonra gerekçe olarak sonucu alınmamış olması gösterilecek ve biz de yetineceğiz.Yamansın be Mehmet Ali Talat. CTP’ye yüz akı oldun. Uluslararası ilişkileri dolayısıyle iç sorunlara bakamıyormuş derler. Ancak Rum mallarının yağmasına gelince rekorlar kırarak inşaat izinlerini, tapu işlemlerini vesaireyi tamamlattırıp işlemleri kolaylaştırmak için yasa tasarıları hazırlıyorlar. Bakanları da maşallah hızlı çalışıyorlar. Birisini hızlarına uygun bulmadılar ve görevden aldılar. Almasalardı yeni gazinolara kavuşmuş olacak kumar turizmi gelişecek, fuhuş hız kazanacaktı. İzahını alamadık, gerekçeleriyle yetinmeliymişiz, diyerek geçiştirdiler ama halk konuşuyor. Bazıları eleştirerek konuşuyorlar ama CTP’liler ve statükocular her halde memnundur. Panayır düzenleme rekorları kırarak halkı eğlendiriyorlar. Köy ziyaretleriyle de göze giriyorlar. Halkın sorunlarını yerinde dinleyip halka önem verdiklerini gösteriyorlar. Lakin gazetelerde döşenen eleştirilere tek yanıt CTP düşmanlığı yapıyorlar olarak kalıyor. Bankaların likidite sıkıntısı çektiklerini iddia edip yasal karşılık oranlarını düşürdüklerinin ertesi ayında likidite fazlalığı var diye demeçler veren merkez bankası açıklamasına eleştiri yaptık, yanıt yok. E-devlet müjdesi geldi, merkez bankasının web sayfasına girdiğimizde bula bula 2002 yılı raporunu bulabildik. Üçer aylık raporları dağıtılmaz oldu. Hangi e-devletten bahsediyorlar? Hastahanede dert bitmiyor haberi yayımladı, bu işler yavaş yavaş olur şeklindeki aylar öncesinin haberi ile yetinmek zorunda kalıyoruz. Açıklamalar statükonun eski açıklamalarından farksız sürüp gidiyor. Bir skandal patlamadan adım attıklarını görmüyoruz ve atılan adım kolonya serpmek gibi kalıyor. Devletin programlı işlerinin izi yok. Kampanya şeklinde şunu bunu yaptık lafları...Bu gibi laflar az bir zaman sonra tekrarlanıp duruyor. Bütçe de yok. Harcama ise artıp duruyor. Meclis hiç olmadıydı gene yok. Mebus yetkisiz yetki istemiyor. Hala bir politika belirleme çabası yok. Hükümet bir şey yaparsa o zaman muhalefetten eleştiri geliyor. Bir şey yapmasa gık yok. Mebus arasan senden dertli çıkıyor. Halk bu durumu normal durum sanıyor. Eleştiriye katılan olmayınca halk gerçeği öğrenemiyor ve ayni tipleri seçip duruyor. Seçtikleri aynaları olduğu için toplum olarak seçimi anlamadığını, gerçekten seçimli devleti algılayamadığını görüyoruz. Komutanlar Talat’ın övgülerini aldılar. Asayişten sorumlu olanlara övgüler düzenleyerek “önce güvenlik” anlayışının laf ola olmadığını gerçekten öyle düşündüğünü ve statükonun devamını halkı kandırarak sağladığını kanıtlayan Talat CTP’nin devrimi bekleye bekleye ne kadar dünyayı izlediğini gösterdi. Helal olsun kendilerine. copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||