Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 26 Ağustos 2005

Alpay Durduran

 

BOSTANCI KAPISI

Nihayet Bostancı kapısının açılması için harekete geçtiler. Anlaşılan üstlerine düşeni yapmamış olmaktan dolayı rahatsızlık duydular ve Rum tarafını suçlu durumuna düşürmek için tek taraflı harekete geçtiler.

Rum tarafında suç var mıydı? Bildiğim kadarıyla böyle konularda tek taraflı suçlu olmaz onun için bundan sonra ne yaparlarsa ona göre karar vermek gerekir.

Rum tarafından gelen haberler ara bölgede gereken işlerin tamamlanmadığını anlatıyor ve bir kaç ay zaman isteyeceğini gösteriyor.

Her neyse önemli olan tutumdur. Aralarında sorun olanlar sürekli didişme yerine güven kazandıracak ve karşılarındakinin sorunlarına önem verdiğini gösterecek adımlar atmalı, yaratıcı olmalı ve onu kendisi ile işbirliğine teşvik etmelidir.

Kıbrıs’ta federal bir devlet içinde birleşme olacak demek Kıbrıs’ı birlikte yönetecekler demektir. Biri diğerini sürekli yütmeye kalkacaksa ve ortak vatanı düşünmeyecekse öyle yönetimden huzur ver refah beklenemez. Her an kavga ihtimali vardır. Bu kavga silahlı olmasa da işleri yokuşa sürer ve ülke zarar görür.

Onun için Rum tarafına ortak vatanı düşünecek kadar olgun olduğunu göstermek Türk tarafının boynunun borcudur. Rum tarafının da borcudur.

Bostancı kapısı iki taraf arasında ilişkilerin artmasını ve karşılıklı yarar sağlanmasını isteyen bir anlayışla açılmışsa buna bravo demek gerekir. Olumlu bir adımdır ve devamı gelmelidir. Lefkoşa Uzunyol kapısı bunu takip etmelidir.

Kuzey’e turist getiren otobüsleri kundaklamışlar. Böyle tipler hep olmuştur ve olacaktır. Kuzey’de de kundaklama olayları görülmektedir. Nedenleri farklıdır. Amma her ikisi de nedenlerine bakılmaksızın polisiye vakadır. Kapıları kapatmak veya turistlere geçiş yasağı koymak işe yaramaz. Otobüs veya başka araçlar kundaklanmaya devam eder. Lakin Bostancı kapısıyla geçenlerin sayısı arttırılırsa kundakçılar yedikleri haltın işe yaramadığını görüp ders alırlar. Şimdiden Rum taşımacıların zarar gördüğünü ve toplumlarında kendilerine karşı tepki doğduğunu izliyorlar.

Bazılarına göre turistler Kuzey’e geçerse Güney turizmi baltalanacaktı. Öyle olmadığın tam tersine turistlerin Kıbrıs’a ilgisinin artmasına yardım ettiğini izlemek olasıdır. Yakında bunun statistikleri yayımlanacaktır.

Tutum böyle olmalı ve Maraş düşünülmeye başlanmalıdır. Kapalı tutulan bir kasabaya insanları davet etmemek çok yanlıştır. Rum evetçileri plan kabul edilseydi Maraş’a yerleşim başlayacaktı deme şansını kaybetmezler çünkü Maraş’ın çoğu zaten doldurulmuş durumdadır. Buna karşılık Magusa limanı açılır mı açılmaz mı diye kafa yormayı da bırakmak gerek. Aç Maraş’ı ve olumlu adımına karşılık bekle. Politika bu olmalıdır.

İnsanlar mazeret dinlemekten bıktılar. Çözüm olacaksa yönetimler yapacaklar. Halk evini uzaktan seyrediyor ve izin vermeyene lanet okuyor. Çağır Maraşlıları evlerine dönsünler. Siyasi düzenlemeyi uygun bir zamanda yaparsın. Türk idaresinde yaşamayı kabul ederlerse gelir yerleşirler. Siyasi düzenleme için de müzakere çağrısı yaparsın. BMÖ gözetiminde mi olur başka formül mü olur, çare bulunur. Çareyi inceleyip hazırlık yapmaya başla. Tutum böyle olmalı.

Serbest ticaret önerisi yapan Ticaret Odası çok önemli bir adımın yolunu gösterdi. Direkt ticaret deyip de hiç elde etmek yerine siyasi ihtilat yaratmadan ve AB desteği alarak serbest ticaretin yolu açılabilir. Bunun Türk tarafına nefes aldıracağı ve çözüm çabalarını azaltacağı iddia edilebilir ama baskıyla çözüm aranmasını denemekle geçen zaman bize öğretmedi mi ki daha rahat bir ortamda çözüm aramak gerekir? Müreffeh bir Türk toplumu daha özgür olabilir ve çareyi armaya nihayet başlayabilir. Yoksa Türkiye’nin kararını beklemek zorunda kalır.

Ne olursa olsun ortak vatanda adam gibi davranacağımızı kanıtlamak zorundayız. Rum toplumunun anlaşmaya gelmesi için bunu şart görmek ve gereğini yapmak şarttır.

Sakın unutmayalım ki kanaat Rum tarafının kanaatı olacaktır. Bizimkilerin biz barışçıyız demeleri boş laftır. Onlar bunu söylemelidirler.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org