Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 19 Eylül 2003

Alpay Durduran

 

İçlerini Gösteriyorlar

İyice sarhoş olmuş gibi heyecanlanınca tüm huylarını dökmeye başladılar. Seçimler de konyak etkisi yapıyor.

Yurttaşın anayasal hakkı vardır seçimlerde oy kullanır. Bu hakkın kullanılmasına sınır koyamazsın. Anayasa sınır konabilen haklar arasında yazmamış. Yargıçın biri çıkıp diyor ki: Madem oy kullanmak oy sandığını gerektirir, adresinin en yakınındaki oy sandığını sana tahsis edebilmeleri için adresin olmalıdır o halde yerleşik değilsen oy kullanamazsın.

Adam tımarhanede tedavi oluyormuş. Bir süre sonra iyileşme belirtisi gösterdiği için doktor tarafından çağrılmış. Doktor sormuş: Kulağını kesersek ne olur? Tabii ki duymam, demesi beklenir. Adam görmem, demiş. O zaman doktor hastanın iyileşmediğine karar vermiş. Arkadaşı niye öyle söyledin yahu demiş. Hasta izah etmiş: Ben demiş deli değilim. Kulağı kesik o kadar adam var. Hangisi duymaz? Ama kulağım kesilince kafama büyük olan şapkam gözüme düşer ve görmem.

Değerlendirmeler tam bunun gibi. Çıkar ulan şapkanı da gör, demedikten sonra gerçeği görmek zor.

Bir insanın anayasal hakkı var. Yurttaş ise oy kullanır. Aday olmak için üç yıl, beş yıl ikamet şartı anayasal olarak konmuş, yoksa ona da sınırlandırma yapılmayacak. Yapabileceğiniz sadece düzenleme yani en kolay şekilde bu hakkın kullanılmasını sağlamaktır. Anayasa sınırlandırılmasını istemeyerek düzenlenir dediği gibi düzenlemenin de tüzük veya yönetmelikle veya genelge ile olmaması için yasayla olmasını emretmiştir.

Bizim anayasal hakkımızı kime emanet edeceğiz? Bilirim ki yargıçlar bir itiraz üzerine mutlaka hakkı teslim edecekler ve yurttaşın oy hakkını kullanmasına usuller icat ederek engel olunmasına izin vermeyecektir. Nitekim askerde yani silah ve emir altında olduğu ve adresinin yanındaki sandıkta oy kullanamayacak olanlara sandık yeri gösterilmiştir. Sandık görevlilerine de görevli oldukları sandıkta oy kullanma izni verilmiştir. Kullanmayın varsın denilememiştir.

Otelde yaşayan insanlar, bekar evlerinde yaşadığı için ikide birde adres değiştirenler, gemilerle gidip gelenler vardır. Bunların oy kullanmak için yer istemelerine kim mani olabilir ki! Yasamızda düzenleme yapılırsa yurtdışında yaşayanlara da oy kullanma olanağı verilmesi emrolunmuştur.

Kıbrıs’a gelmeden yurttaş yapılanların oy kullanmaması için senin yüreğinde ikamet şartı olabilir ama ne anayasa ne de yasa böyle birşeyi düşünmüyor. Ben de istemem uyduruk yurttaşlık alanlara oy hakkı verilmesini ama o yurttaşlığı geri almadan çare bulunamaz.

Bazıları orada yaşamaz madem ki oralı bir milletvekiline nasıl oy verir gibi düşünebilir ama bu ancak belediye ve muhtarlıklar için akla gelebilir. Milletvekili ülkenin milletvekilidir lafı anlamsız değildir ya!

Kim ki bir usulle anayasal bir hakkın kullanılmasına engel olur ona ne anayasa ne de Annan planı teslim edilebilir. Çoğunluğun kendi yanına geçtiğini veya geçebileceğini hisseder hissetmez kuralları ayaklar altına almaya kalkanların klavuzluğunda gideceğimiz yer bellidir.

Biri çıktı acentalığını yaptığı şirketlerle insanlarımızı tehdit etti, öteki usullari kullanarak oy hakkını engellemek istedi. Daha da tehlikelisi seçimin anlamınının ve çapının anayasaya göre değil keyfine göre tayine kalkılması.

Bu bir seçim olacak. Bir referandum olmayacak. Seçim sonucu isteklere göre yorumlanabilir ama hiçbir şekilde referandum olamaz. İkide birde bu bir referandum olmalı demek Denktaş’ın ben görüşmeci olarak oy istedim ve aldım demesine benzer. Yani Denktaş halk tarafından görüşmeci olarak mı seçildi? Bunu kabul etmek olanaksızdır.

Ya “benden sonra da oğlum başkan olacak” deyip oy isteseydi saltanata mı geçecektik?

Kimse seçimlere özel anlam veremez. Annan yanlıları kazanırsa sadece halkın genel olarak Annan planıyla bir çözümü desteklediğini ifade eder. Ondan sonra ise görüp yaşayacağımız gibi seçilenler hükümet kurup Denktaş’ı görevden almak ve görüşmeci tayin etmek ve görüşme başlatmak isteyecek ama Mesela Sn.Talat görüşecek bir Rum bırakmadığına göre Annan planında yapmak istediği değişiklikleri yutturamayıp çözümü de sağlayamayacaktır. Veya zaten görüşmeci tayin edemeyip masal okumaya devam edeceklerdir.

Önemli olan seçimlerin 12 Aralık gibi herşeyin sonu olmayacağını bilmek ve yaralar açmamaktır. Anayasal haklarımızı ki evrenseldirler delmemek şarttır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org