Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 5 Eylül 2003

Alpay Durduran

 

ON DERECE HATALI LAAKSO RAPORUYMUŞ


Her nedense onun her çıkışında haberlere geç başlanılan SİM radyoda onu tekrar izledim.

Bir seferinde radyonun yöneticilerinden Hüseyin’in, konuşmacının BRT’den şikayeti üzerine “yadrıgamamak gerek şimdi onlar iktidarda öyle kullanıyorlar” demesi bana demek ki bunlar iktirdar olunca BRT’yi kendileri için öyle kullanacaklarını düşündürmüştü. Zaten hükümete girip de başbakan yardımcılığı yaptıkları dönemde yaptıklarını ettiklerini unutmadık, vaz geçmemişler dedim. Onun için zırt pırt Mehmet Ali’yi izlemek olanaklı oluyor. Öğreniyoruz.

Şimdi de Mehmet Ali’ye göre kimin oy kullanma hakkı olduğunu öğrendik ve AİHM’e başvurmakla yaptığımızın insan haklarını çiğnemek olduğunu biliyoruz. Oldu bir kere bir daha yapmayız. Nasıl olsa “insan hakları mahkemesine insan haklarını kısıtlamak için başburulamaz”mış Onun için hatamız ileri gitmeyecek ve daha mahkeme kapısından geri dönecek. Ne gam.

1 Temmuz 02 ve 19 Şubat 03, yani beş buçuk aylık bir süre için vatandaşlığa alınmış olanlarla ilgili CTP’nin yapmış olduğu iddia mahkemede Mehmet Ali’ye göre mutlaka düzeltilecektir, ona emindir. Yani öğrendik ki yurttaşlık diye bir sorun kalmamıştır.

Anlayacağımız 225 kişi düşülünce seçmen sorunu kalmayacağına göre Meclis’te oturup yurttaşlık veren hükümetin laçka davrandığını iddia eden raporu hazırlayan CTP’li dahil komisyon üyeleri ve genel kurulda gıkı çıkmayanlar halt ettiler. Hep beraber günah çıkarmalıdırlar. Tabii bunu söyledim diye sakın hata yapmamızın nedenini onların raporlarına bağlayıp af dilediğimi sanmayın. YBH’nın ne diyeceğini de bilemem. Hele Laakso raporu son derece hatalı dedikten sonra... Hatalı da değil son derece hatalı imiş!

Bildiğim birşey varsa Mehmet Ali ve partisi hernekadar barışçı ise de şimdilik barış yapacak biri karşı tarafta kalmadığına göre ha barışçı olmuş ha olmamış, diğer barış karşıtlarıyla bir farkı kalmadı. Papadopulos’la anlaşması oldukça zor dediğine göre ve Rum basınına dediğinden dolayı nezaketini de hesaba katarsak barış yapacak kalmadı, barışa da yer kalmadı.

Bakarım da bizde işler ben öyle görünmeliyimde bağlanıp kalıyor. Mesela Denktaş, Anadolu’yu arkasına alıp kendisini görevden alacak kadar halk desteği elde edenlere karşı savaş açacakmış. Güvencesi Anadolulu ama savaş açılacağı ilan edilen Mehmet Ali tayfası da Anadolulu ile oyununu yürütmekte sakınca görmüyor. Bu güven nerden mi geliyor? Bugün böyle görünüyorsan o göründüğün gibi davranmak zorunda değilsin ya, halk da bilir ki öyle görünürler ama koltuğa oturunca eskisinin türküsünü okurlar ve devletin devamlılığı lafını da onun için icat ettiler. Dün başka türlü derlermiş önemli değil. Mehmet Ali hele bir koltuğu kapsın Papadopulos’la mı uğraşır. Devleti öyle bir savunur ki dost da düşman da öğrenir anaların ne yiğitler düğurduğunu. Savulun bre Mehmet Ali geliyor. Edecek bu dağları da Mehmet Ali çığıracak.

Eski barışçılardan ık mık eden olursa buna denecek şey ise belli. Biz barışçıyız ama şimdi seçim var seçmenleri kovalamak olur mu?

Bakalım kime lololo diyorlar? Yakında gene anlayacağız. Barışçıya mı lololo diyorlar yoksa ilhakçıya mı?

Tarım işgücü diye bir ülkeye gideceksen sana bu statüyü yasal bir makam verecek. Yok gizli kararlarla nüfus artışı yapmaya çalışacaksın üstünden de beş yıl geçti mi uluslararası hukuka göre yurttaş olma hakkı kazandılar diyeceksin olur mu? Bir ükede meşru olarak ikamet etmezsen oradaki ikamet süren yurttaşlık kazandırma bakımından işe yaramaz. Bunu bilmezsen öğren,ir misin? Sana söyleyen olmadı mı?

Yoksa devlet nasıl savunulurmuş görürsünüz deyen Mehmet Ali, Denktaş gibi KKTC’nin hukukuna uydu ya hukuki oldu anyaışında mı? Öyle ise dediği doğrudur. Papadopulos da Hritofiyas gibi anlaşma yapılacak adam değillerdir. Daha ötesi yoktur öyle bir Rum ki KKTC hukukunu kabul etsin. Kimse ile anlaşmasına olanak yoktur.

Siz gene de CTP veya Mehmet Ali’yi barışçı sayın. İstiyorlar. Hele bir Rum teslim olsun, barışı hemen kabul ederler.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org