Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 13 Ekim 2003

Alpay Durduran

 

Üç Başlı Garabe

Kiminle konuşsam Türkiye’nin tek kafası olan bir varlık gibi hareket ettiğini düşünüp ona göre “madem a’yi yapıyor demek ki b’yi düşünüyor” diye yorumluyor ve b’yi düşündüğüne göre geri kalan konuları tahmin ediyor veya tartıyor. Halbuki Türkiye’de irade birliği yok. Bakarsanız üç kafası olduğunu sadece Kıbrıs’la ilgili konuda görürsünüz.

Birinci kafa AB’ye girilmesini ve Kıbrıs sorununun çözülmesini istemez. İkinci kafa AB’ye girilmesini ister ama Kıbrıs sorununun çözülmesini istemez. Üçüncü kafa AB’ye girilmesini ister, Kıbrıs sorununun da çözülmesini ister.

Kafaları üçe indirmek için gayret sarfettim yoksa daha da var. Bazıları AB’ye girilsin derken kedimizin şartlarında girilsin yani AB içinde bildiğimizi okuyabilelim gibi havassu Karayanni diyenler de hatırı sayılır çoklukta vardır.

Fikir ayrılığı bazı ülkelerde fazla önemli olmaz. Oralarda görev bölüşümü yapılmıştır ve herkes saygılıdır. Onun için kararlar anlaşılırdır, tahmin edilebilirdir, ne yapacağı kestirilebilirdir, falan da filan...Bilirsiniz ki her önemli makam için birisi atanacağında ne yapacağı önceden kestirilebilir yani tutarlı birisinin olması istenir. Türkiye için bu asla söylenemez. Irak konusunda stratejik ortağına attığı kazık ve atacağı kazık son örnelerden birisidir.

Ne zararı var veya daha iyi değil mi dedi birisi. İnanın şaşmadım. İnsanları böyle olmasa Türkiye böyle olmazdı ki!

Kıbrıslı bir Türk böyle bişey sormadı, şimdiye kadar; ama bundan soracağını sanırım. Çünkü kültür erozyonu çok büyük. Bizimkilerin kurnazları utanır ve gizlerler. Mesela gözüme baka baka tanık olduğumu dolayısıyle yalanını yakalayacağımı bilmediği için anında hikayeler uydurmakta mahir olan birisi var ama hiç değilse tanık olduğumu bile bile hikayeler uyduran sadece Türkiyeli tanıyorum.

Koca Türkiye hükümeti şimdi bir sürü acentası aracılığı ile Kıbrıs sorununda çözüm istiyorlarsa Tükiye’nin üyelik sürecini başlatma kararını gelcek yılın Aralık ayında alacaklarını garanti etsinler demektedir. Üç kafanın bileşkesi budur da onun için. AB’yi isteyen, Kıbrıs sorununu çözmek isteyen ayni kaf ise ona aykırı değil gibi görünür. Ama ne yazık ki Kıbrıs sorunu çözülmedikten kelli Türkiye’yi hiç biri bir Avrupa devleti gibi hareket etme kabiliyetine kavuştu olarak kabule etmez ve görüşmeler başlamaz. Zaten bazıları bu kabiliyeti gösteremeyeceğine emindirler. Verheugen de ayni düşüncededir desinler şaşmam. O sadece vazifesini yapar ve Türkiye onu yanıltırsa üyelik sürecine başlama raporunu yerine getirir. Bunları Türk kavrayamıyor. Solcusu zaten nifak teorileri kurgucusudur; geç. Sağcısı nasıl anlasın aklında Viyana bozgununun revanşı yattıktan sonra...

Diğer kafalara da çözümü, Türkiye’nin üyelik sürecini tamamlamasının sonuna bıraktırmak ters gelmez.

Üç kafa da birleşti ve olmayacak bir duaya amin dedi.

Olmaz oğlum. Kıbrıs sorunu gibi bir sorunu çözme yetyeneği göstermeyen bir devlet bir Avrupa devleti olamayacağını kanıtlamışm olur. Onun için Avrupa açıkça sakın Kıbrıs şartını önümüze getirmeyin diyor. Diyorum ve bana kızıyorlar. Sanki ben Türkiye’nin engellenmesini istiyormuşum gibi diyor Verheugen ve benim gibi konuşuyor.

Türkiye bir kez daha kendi kendine tuzak kurmuş oluyor ama kafalar tek tek fazla şikayetçi olmuyor. Mesela AB’yi isteyen ama Kıbrıs’ın çözümünü istemeyen kafa kendi kendine “Türkiye okadar güçlüdür ki sadece onu üye yapma ihtirası uğruna çözümü unuturlar” diyebiliyor. Ne AB’yi isteyen ne de çözümü isteyen kafa ise AB üyeliğini zaten sonuncu haçlı seferi olarak görür ve çözümü değil çözümsüzlük yoluyla üyeliğin olmaması için çalışır. Çözüm onun için üyelikten daha az tehlikeldir. O nedenledir ki çözüm için sonrada bastırılmasını ve bu arada Annan planı şansının da yok olmasını fazla önemsmez. O zaman da çözümü engelleyecek diye umar. Lakin üyeliği isteyen ve çözümü üyelikten sonraya bırakıp üyeliği dayatmaya niyet edenler ise çözüme sıra geldiğinde Annan planı şansını kaybetmekten fazla korkmaz. Bunu göze alınacak bir sıkıntı olarak görür.

Sonuçta kafalar birleşti ve Bulgaristan’dan sonraya kalacak ve Bosna Hersek’i bekleyecek hale gelmeyi kararlaştırdılar.

Bu arada AB anayasasını tamamlayacak ve belki de hudutlarını çizecek, savunmasının ilkelerini vazedip Kıbrıs’ta ne yapacağını ölçecek. Türkiye işgalci olarak dururken ona ne diyecekler? Üç kafa umursamıor. Nasılsa sıkışınca Kıbrıs’ı satmaya alışkın. Alışın 1960’a dönme fikrine.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org