Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 14 Ekim 2005 Alpay Durduran | ||
KIBRIS CUMHURİYETİ VE DÖNÜŞ Annan planı federal Kıbrıs cumhuriyeti bakire doğum oldu dediler çünkü Rum tarafı devleti iptal etmeden anayasayı değiştirmekten Türk tarafı ayrı bir devlet kurulmasından bahsediyordu. İki devletin birleşmesi iddiasını hala Erdoğan yaptığına göre ihtilaf devam ediyor.Türk tarafı bugüne kadar geçirdiği yasaların yürürlüğünün kabulünü istiyor ve ortak devletin nasıl kurulması gerektiğinin böylece kararlaştırılmasını istiyor. Rum tarafı ise buna birleşmeden önce çözüm bulunmasını ve yürürlüğünü kabul etmeden sona ermesini istiyordu; şimdi ne istediği belirsiz çünkü o konuda Annan planına eleştiri getirdiğini işitmedim. Bazılarının ve bu arada BDH’nın Kıbrıs cumhuriyetindeki haklarımızı talep edelim veya ona dönelim çağrıları ne demek istiyor. Afrika’nın ve Ticaret odasının cumhuriyetteki haklarımızı isteyelim çağrıları farklıdır ve BDH’nın çağrısı arada bir yerde durmaktadır. Çünkü BDH 1960’a dönüşü istemiş gibi yapıp hakları kullanma talebinde bulunmaktadır. Yani hem Afrika’nın hem de Ticaret odasının temsil eder gibi olduğu görüşe sahip olanların desteğinin almak istiyor. Aradaki fark Afrika çevresinin 1960 anayasasının suyu mu çıktı da geri dönmeyelim şekline benzemekte ve oraya doğru gidildiğini söylemek şeklinde bir görüşü vardır. BDH ise 1960’ın altından çok sular geçti, 1977-79 andlaşmaları vardır ve ondan sonra olan gelişmeler vardır görüşündedir ve hakları talep edip Kıbrıs Cumhuriyetinin makamlarına dönelim çağrısı yapmaktadır. Buna Denktaş’ın uzun süre Kıbrıs cumhurbaşkanı yardımcısı olarak kaldığını da eklemektedir ki isteği açıklamaktadır. Afrika’nın görüşü açık ve anlaşılır gibidir. Ancak bir muhalefet görüşüdür ve gerçekleştirme aşamasında sorunların çözümü için iki taraf arasında görüşmelere yani Kıbrıs sorununun çözümü için masaya oturmaya bağlıdır. O aşamada da 1977-79 andlaşmları ve BM kararları ele alınacağı için kapsamlı görüşme başlatmakla ayni çerçeveye girecektir. YKP uluslararası kurarlar çerçevesinde çözüm için dünyanın kararlarına uygun bir tutum takınarak ve gereğini yerine getirerek Rum insanına güven vermek ve o çerçevede sorunu iki taraf arasında ele almak gerektiğini istemektedir. İnsanlara Kıbrıs’ın geleceğini düşünerek hareket edileceği kanısını vermenin şart olduğunu söylemektedir. Kıbrıs için çözüm davranışı olmadan 1960a dönüş de olmayacaktır demektedir. BDH görüşlerini 1960’a dönüş görüşüne yakın olan ve iki bölgelilik ve kesimliliği ona göre yorumlayan EDEK ile görüşerek test etti. EDEK başkanı Omiru BDH’nın önerilerini geçiş ve normalleşme yılı olması istenen 2006 altı için düşünülebilir olarak karşıladı. Sonra da ekledi: Kuzey’de 1960 anayasanın muhafaza edilmesini olumlu buluyoruz ama tartışılması gereken şeyler var; işgal topraklarında oluşturulmuş kurumlar var. Akıncı görüşmeden sonra Kıbrıs cumhuriyetini oluşturan organların yeniden düzenlenmesinden bahsetti. Yani BDH malını satamadı. Omiru ona Kuzey’deki kurumları iptal edin dedi Akıncı Kıbrıs Cumhuriyetinin organlarının yeniden düzenlenmesini istedi. İnsanlarımız: Oh! Ne ala gidip Güney’deki koltukları alalım bizimkiler gene bizim, diye yorumladılar. Parmağımızın arkasına saklanmayalım. Yapılması gereken YKP’nin önerilerini ele almaktır. KKTC’yi ilan edenler zorla muhalefete de onaylattılardı. Durup dururken Kıbrıs Türk Toplumu demeyi hainlik ilan ettiler ve Kıbrıs Türk Halkı gibi (değil uluslararası hukuka) Türkçe dilbilgisi kurallarına bile uymayan bir ad taktılardı. Amma zor karşısında boyun eğip tanınma talep etmeyecekleri garantisi verdilerdi. Gene öyle mi yapacaklar? Yapılması gereken tanınma yasak diye Meclis’ten karar çıkarmaktır. Arkasından da yeni oldu bittiler yaratmamak yani Rum mallarının yağmasına son vermektir. Geçiş döneminde olduğumuzu ve uluslararası hukuka göre yeni bir nizam kurup Kıbrıs’ı birleştirinceye kadar başka maksatları olamayan bir taraf gibi davranılmalıdır. Örneğin ara bölgenin iskanına, Maraş’a mal sahiplerinin dönüşüne ve diret ticaret yerine serbest ticaret düzenlemelerine evet denilmelidir. Karşılıklılık deyip de Rum okulunu bile tehdit etmeye son vermelidirler. Tabii en büyük güvence Türkiye tarafından idare edilmeye son vermektir. Polisini bile emrine alamayan bir idareyle kim ne yapsın ki! BDH gündem oluşturmak için KKTC’ye itiraz etmeden Güney’de Rumları da idare etmeye kalkan önerilerle ortaya çıktı, Afrika alkışlar gibi yaptı çünkü bizim dediğimize gelen var demek istedi. Ancak sorular Omiru’nun kafasında oluştu bile... copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||