Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 17 Ekim 2003

Alpay Durduran

 

Çeşilkiler Ard Arda!

Zavallı bir adam saat bire gelirken radyoyu açıyorum konuşuyor. Biri söyleşici para alıp yapıyor bu işi. Öteki avukat konuşuyor da para alıp almadığını bilmiyorum. Gene de menfaati yoksa inanma bu kadar konuşmaz. Yemek yemeğe başlıyorum ve radyo açık bir buçuk haberleri bitiyor ve gene başlıyorlar. Arada yemek yemiş olabilirler mi?

Polis iki orta tabaka orta yaşlı aile ile konuşuyor. “Biz TCyiz diyor hanım. Bize izin yok ama gene de denemek istiyoruz” diyor. Kocası gık demiyor. Yaşlı başlı, eli yüzü temiz diye düşünüyorum ve nasıl olur da bunun riskini anlamıyorlar diyorum ama sonra ne riski diyorum. Rum’a itimatları var. İçlerinden birinin çıkıp kendilerine macera yaşatmayacağına eminler.

Polisin “git be hanım. Olacak iş mi? İşte bilin izin yok.”diyeceğini bekledim ama hayretler içinde “tabii hanım. Denemek sıkıştırmak gerek”dedi. Ona bu formu dolduracaksın, sana yardım edeyim dedi.

Neler düşündüm? Polis demek ki bela çıkmasına aldırmıyordu. Ya da bela çıkmayacağına emindi. Yahut bela çıkmasını temenni ediyordu. Ne derseniz deyin. Polis polis değil uşaklık için eğitilmişti. Hiç bir yasada polise böyle iş yaptırılabileceği yazılı değildir. Polise yasaya aykırı emir vermek de suçtur. Polis yasaya aykırı bir emir aldıysa bunu uygulayamaz sonuçtan sorumlu olurdu.

Ne diyeyim ben şimdi? Benim polisim bu ise benim halim ne olacak? Bereket versin Batı diye bir heyula, Medeniyet dediğin tek dişi kalmış bir canavar veya düveli muazzama var da muhalif olmama rağmen polisim beni rahat bırakıyor.

Amerika eliçisi, İngiliz elçi ve sair yabancılar fink atıyorlar. Annan planını kabul etmeyi telkin ediyorlar. Bana göre seçim dediğin şey artık uluslararası bir şey oldu. Yani yabancılar gözlemek isterlerse, birinin kazanmasını istediklerini söylerlerse beis yok. Ama etrafta ağzından salyalar püskürterek Kuvvayı Milliye lafları çıkan, bazılarını mandacılar diye suçlayanlar var ki onlara göre bu büyük bir suç. İç işlerine karışmak. Sanki iktidar onlarda değil de başkaları...Adamlar rahat rahat muhalefet leyhine işe dahil oluyorlar.

Ne demek yani? Muhalefet Amerikanofil ve mandacı mı ki Amerika etrafta at oynatır. Zaten muhalefet yetkili olsaydı o kuvvacılar da o tarafa intisap etmeyecekler miydi? O zaman da mandacılar kim olurdu? O kuvvacılar iktidarda olduğuna göre bu işler nasıl olabiliyor?

Bir gün ansızın şirolar geldi. Adamın arazisini düzeltmeye başladı. Şironun yanında muhalif Girne belediye başkanı duruyordu. Birileri adamın malını işgal edip şiroyla altüst etmeyi uygun görüyor öteki de çanak tutuyordu. Komutan öyle isteyince akan sular duruyor ama sana ne be muhalif etiketli belediye başkanı? Senin partin oy istiyor güya Türkiye’ye rağmen bir çözüm getirecek diye? Sen niye ben bu işte olamam önce mal sahibinden izin alınmasını isterim demiyor.

Neymi efendim Rumlar gelmeye başlıyormuş onun görüntüyü düzeltmek gerekiyormuş? Onun için askere iş düştü ve özel falan demeden mala tecavüz edip şiroyla düzeltiyor ve ağaç ekiyor. Mal sahibi Türk Rum’dan korkmayan bir yiğit Türk’ten korkup saklanıyor. Al da bozdur. Bu Kıbrıslı Türk’ü Rum bu kadar korkutmadı, vesselam.

Anna bu zımbırtıları annaya bilirsen!

Bunların iktidarı ne ki muhalefeti seçim kazansın da bir .oka yarasın!

Uyanık muhalefet Avrupalı seçimlerinde iki yer boş bırakılsın diye bağırdı ama şimdi Pat Cox uyarıyor onlar duymuyor bile. Papadopulos buna karşılık Kıbrıs’a Nice zirvesinde verilen 6 yerin doldurulacağını söyleyip Türkler’i unuttuğunu belirtti. Ne lan Kıbrıs demek sen mi demek diye soran olmadı. Benim umurumda değil madem çözüm yok varsın Rum Kıbrıslı seçilsin. Beş yıl sonraki seçimde çöüm olmuşsa bir yolu bulunur. Belçika örneği mi Alman mı bir yol bulunur.

Kuvvacılardan da ses eden olmadı. Hayırdır inşaallah! Herhal ilk salvoyu muhalefetten bekliyorlar.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org