Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 30 Ekim 2003 Alpay Durduran | ||
Polise Yaptırılan İşler Geçenlerde de yazdım. Bu idare insanları ajan yapmaktan çekinmez ve bazı ahmaklar da kendi aleylerine olan işleri yapmak dahil ajanlık ederler. O ahmaklar sanırlar ki devlet diye kutsal birşey vardır ve onun adına gevezelik edenlere hizmet etmek hayırlı bir iştir.Okullarda Osmanlıyı öyle ezdiler böyle yaptılar diye diye insanlarımızın içine bir haksızlığa uğramışlık ve her an yok edilebilme duygusu konulmakta ve ajanlık yaptırılmaktadır. Lider denilen bir kişi için de kulluk görev olarak gösterilmektedir. Lider kararı verdikten sonra uymak şarttır idyen faşistlerin ülküsü verilmektedir. Bu kafaya sahip otel sahiplerine otellerine gelmek isteyenlere Larnaka’dan da gelebilecekleri söyletilmekte ve Rum tarafı izin vermeyince çıkacak hadiseden güya idare yararlanacağı anlatılmaktadır. Bazılarını Yahudi turistlere “Larnaka’dan da gelebilirsiniz” dedikleri, onların da Kuzey’e geçecek oldukları için geri gönderildikleri bilinmektedir. Bazılarının daha sonra müşterilerine yaptıklarından utandıkları ve bazılarının da duyulursa müşteri kaybetmekten korktukları görülmektedir. Bu arada ben bizzat polisin Türkiyeli aileleri o tarafa gitmeye teşvik ettiklerini gördüm. Bunu da yazdım. Sıra şimdi üniversitlerde okuyan gençlere gelmiş. Onları da deneyin diye o tarafa yolladıklarını ve bir kaç tanesinin de başarılı olarak o tarafa geçtiğini de gördüm. Sıra Türkiyeliler’e Kıbrıslı le evli imiş gibi belge verilmesine de gelecek her halde... Hal böyle iken muhalefet geçinenlerin o tarafa geçmeye kalkınca yakalanan yabancı öğrenciler için Rum tarafını suçlamaları ne anlama gelir? Bu insanlar Güney’e nasıl geçebilmişlerdir? Bizim habersiz geçmememiz için formaliteyi saçmalığa kadar götüren polis bu gençlere nasıl göz yummuştur? Onlara geçemezsiniz, size izin vermezler demiş de onlar kaçak mı gitmişlerdir? Kaçak gitmişlerse geri geldiklerinde dava edilecekler midir? Bu sorulara yanıt vermek gerekir. Polis kimsenin oyuncağı olmamalıdır. Yasanın buyruğunu yenecek emir olmaz. Böyle bir emir verilmişse polis onu dinlememelidir. Yoksa hukuk devleti iddiası yapılamaz. Demek ki hukuk devleti olmadığını iddia eden bizler bir kez daha halklı çıkmış bulunuyoruz. Muhalefetin en büyüğü iddiaları yapanlar da demagojilerle o noktaya geldiklerini kanıtlamaktadırlar. Veya kendileri de seçilseler ayni haltlar yenecektir. Polis gene yasa dışı olarak kullanılacaktır. Rum tarafını zora sokmak için komplo yapanlara ajanlık yapmaktan başka bir manası yoktur yapılanların. Ajanlık yapan polis ise o polis, yarın, alışır ve başka işler de yapar. İçteki hainler hakkında yazılıp söylenenlere bakılırsa halkın içinden bazılarına da komplo yapar. Mesela komployu faşocukılar yaptıysa polis bunu gözetledi mi? Arayıp da o bayrağın raftan nasıl alınıp demir parmaklıklara sokulduğunu kanıtlayabilir ve fesatçılıktan onları cezalandırabilir. Ama sokak ortasında Murat’a saldıranları bulmadığı gibi bunun faillerini de bulacak değildir. Bunlara ajanlık yapan muhalefet Rum için komployu uygun buluyor da hain için uygun bulmuyor mu? O zaman hükümete gelince kandisi de hain gördüğü belki ayni belki başka kişiler için polisi ajan yapacaktır. Polis bu işlere karıştırılmamalı ve bilinmeli ki polisi bu şekilde kullanılan bir ülkenin düşmana ihtiyacı yoktur. Biz bunları yaşadık gördük. Koalisyonlarda da polisi suçlunun peşinde değil devlet dedikleri kişilerin emelleri uğruna ajanlık yaparken gördük. Polise hukuka uy emri veremeyen bir hükümette ortak kalmayı kabul eden ancak faşizme şal örter. Hukukun olmamasını sineye çekenler hangi makamda olurlarsa olsunlar başlarına geleceklere katlanmak zorundadırlar. Bir adım yukarda olanın kıçını yaladıktan sonra güç kaç para eder!
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||