Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 28 Ocak 2002
Alpay Durduran

KANDIRAMAZSINIZ YA!

KANDIRAMAZSINIZ YA!

Bir zamanlar moda idi. İddia edilirdi ki milli olmak temel şarttır. Milli olamayan toplumlar geri kalmışlığa mahkumdular. Halbuki bir kere milli oldun mu dağı taşı eritirdin. Milli olmayınca ise bölük pörçük olmanın zayıflığı ile yabancıların oyuncağı oldurdun.

Halbuki konu birlik olabilmek ve bir cemiyet (toplum) hayatını koruyup işbirliği ile ulaşılabilecek amaçlara ulaşmaktı. Yoksa milli ne demekti? Milletleşme sürecinden geçmeden milli olmak nasıl olurdu? Osmanlılık tutmamıştı, onun yerine yüzyıllar boyu aşağılanan Türklük konacak da ne değişecekti? Ayni insanlar “biz Türküz dese ne değişirdi?

İstekler aslında mucizevi bir şekilde gerçekleşti. Osmanlı müslümanlarının Arap olmayanı Türk olmayı kabul etti de bir Kürtler mızıkçılık yaptı. Ama hala daha çağdaş bir toplum olunamadı. Demokrasi ilerlemenin şartı oalrak ileri sürüldü ama demokrasi hep güdük kaldı. Kararları alındıktan sonra bile onaylamasına ihtiyaç hissedilmeyen sadece kararları alanları zaman zaman ciro etmeye çağrılan bir oy kütlesi olarak kaldı.

Kararları alanları ciro etme demokrasisi, abuk sabuk kararları değil masalları gerektiriyordu, onun için masallar uyduruldu ve dinletildi.

Halk hep “bunların oy ile iktidara gelmesine izin verilmez”, “şunların gelmesine izin verilir” diye teraziye vurduğunu, aday olanların da “bunu böyle söyleyene izin verilir” diyerek halka “bize izin var” diye hava yapmaya çalıştığını gördük. Danışıklı dovüş demokratik seçim olarak yutturuldu, yutan da yutturan da memnun veya razı idare edilip gidildi.

Masalı uyduran bile, belki çoktan ölüp gitti, masalları anlatanların anlattıklarının halk tarafından yutulduğuna inanıp masallardan vaz geçemediği zamana ulaşıldı. Artık yeni masal anlatmaya kalmak riskli oldu.

Milli devlet masalı da uyutma aracı oldu. Milli devlet olmak niye gerekiyormuş, bu kadar kanla sağlanan ne için önem taşıyormuş, anlatanlar da unuttular.

Kabotaj bayramı gibi içi boşalmış bir masal.

Denktaş’ı masaya yolladılar, zekice bir manevrası diye de ona mal ettiler. Toplumumuzun geleceğini tümden etkileyeceği aşikar olan bir yeni düzen görüştürüyorlar. Sorun! Ne olacağını, yarın ne isteyeceğini, kayıpları neden ilk ağızda görüşmeyi kabul ettikten sonra şimdi belge vermeyerek salladığını ve saire, biliyorsa, MGK yarın toplanıyor acaba bir sürprizle karşılaşır mıyım idye uykusu kaçmıyorsa ne derseniz deyin.

Partilere bilgi vermiş ama açıklama yasağı varmış diye bir şey açıklamadılar; bilgi sayılabilecek bir şey söyledi ise, basında haber olmayan bir bilgi vardı da verdi ise gizli kalması gerekiyorsaydı, ne derseniz deyin.

Böyle bir muhalefet buldunuz da şükretmiyorsanız, siz bilirsiniz ama bir insan olarak manevralar için gizlenen hususlar dışında bana bir şey söylenmemesinden şikayetçiyim. Muhalefetin de ortada verilmiş bir hassas bilgi var da gizlilik gereği gizliyorlarmış ve sorumlu muhalefet yapıyorlarmış gibi davranmasından şekvacıyım.

Nedir be bu yüzsüzlük? Anayasa ve yasalarla belirlenmiş yetkileri kullanmakla görevli insanların hiç ibr zaman verilmemiş ve verilmesi asla doğru olmayan yetkilerle hareket etmesine tahammül etmek mi milli devlet sahibi olmak! Onların yerinde Türk olmayan bir idare olsa bu kadar sorumsuz davranmazdı. Olacak iş değil.

Sabah akşam insanlarımız soruyorlar. Ne biliyormuy muşum, bu kez Denktaş ciddi mi imiş, Türkiye çözmeye karar vermiş mi imiş. Ben tırnağımı mı kokluyorum? Haberlere her taraftan bakarak ne oabileceğini anlamauya çalışıyorum, hepsi o kadar.

Olacak iş mi bu? Bir toplum bu kadar karanlıkta bırakılır mı? Bu yetkililer Türk olmuş da ne olmuş! Yunanistan’da yaşayan Batı Trakyalı Türkler’e bundan daha kötü mü davranılıyor? Kim kendilerine bu kadar salla git yetkisi verdi ki!

AB Türkiye temsilcisi, Türkiye’yi artık üye olmayı ciddi ciddi kararlaştırmaya çağırdı. Yani hala daha Türkiye, AB yetkililerini üye olma niyetinde olduğuna inandıramadı. Peki halkını ikna edebildi mi? Kıbrıs sorunu AB üyeliğine engel değilmiş gibi halkı kandırıyorlar ama halk onlara inandı mı? Şimdi ani bir dönüşle masaya döndüler, dünyaya umutlu olmaları için mesajlar verdiler ama halk onların çözüm istediğine inandı mı? Kendi insanlarını kandırmakla aşağılıyorlar, hiçe sayıyorlar, tahammül edilebilir mi? Türkiyeli, Kıbrıs’ta ne murat ettiklerini öğrenmek istemezler mi?

Düşün be halkın yakasından. Kimi kandırıyorsunuz? Siz sadece koltuklarını korumaya çalışan onun için demokratikleşmeyi önlemek için iç ve dış sorunları suistimal eden menfaatçılarsınız, o kadar.


Alpay Durduran|Ana Sayfa