Serazat, 8 Ocak 2002
Alpay Durduran
KAYIPLAR NEDEN SAPTANAMAMIŞ BAKACAKMIŞ
KAYIPLAR NEDEN SAPTANAMAMIŞ BAKACAKMIŞ
Kıbrıs’ta Cenevre konvansiyonları ihlal edilerek savaş suçları işlendi. Bazı insanlar sadece Türk veya Rum oldukları için siyasi amaçlar uğruna öldürüldüler ve akıbetlerinin tesbitine izin verilmedi. Bazıları kendi toplum bireyleri tarafından davaya ihanet ettikleri gerekçesiyle bazıları da kişisel nedenlere ihanet kılıfı takılarak öldürüldüler. Savaş oldu veya toplumlararası çatışma var diye bazı insanlar sadece diğer taraf korkutulsun ve direnmesin diye öldürüldüler, bazıları intikam nedeniyle öldürüldüler, bazıları da arkadaşlara poz yapılsın veya zevk alındığı için öldürüldüler. Bazıları öldürüldüler ama diğer taraftan bazı kimselerce öldürüldüler diye şehit ilan edildiler. Yani insanlığı Cenevre savaş suçları konvansiyonlarına götüren tüm suçlar işlendi. Suçlulardan bazıları şimdiki yetkililer tarafından bile suç olarak görülen işleri yaptılar ama kopnu deşilmesin diye susup oturdular.
Durum o kadar kötüdür ki ne şehit olarak ayrıldı ne de kurban kurban olarak ortaya çıktı.
Bunun engellenmesi, Türk kayıplarının kıbetinin araştırılmasını engelleyen Rum yönetimi tarafından başlamıştı. Ama daha sonra buna Rum kayıplar da katılınca Türk tarafı bunu engellemeye başladı.
1979’da Ecevit ile bir görüşmemizde bu konunun deşilmesi gerektiğini ve suçluların teşhis edilerek dosyaların kapatılmasının yararını iletmiştim. Bana bu konuda kendileri hükümette iken bir beyaz kitap hazırlattıklarını ve tek yanlı olarak tüm bilgilerini açıklayacaklarını ve Rum tarafının konuyu kullanmasını engelleyeceklerini ama kendilerinin hükümetten çekildikten sonra askerin bu konuyu hassaslığına binaen ertelediğini söylemişti. Ayni zamanda kendilerinin suçluları cezalandırdıklarını da rapor aldığını onun için çekinecek bir şeyleri olmadığını ilave etmişti.
Ancak yıllar geçti ve hala kayıplar konusu bir yara olarak kaldı. Bunun kusuru da Türk tarafına aittir. Rum tarafı kayıpların akıbetini nihayet tek taraflı olarak ele almaya başladı ve kendi defterlerini temizlemeye başladı. İlk olarak tesbitlerine göre bazı kayıp ilan edilenleri aslında darbede Rumlar’ın öldürdüğünü veya savaş koşullarında ölen askerler olduklarını belirleyerek açıkladı. Bu arada bazı Türk kayıpları da ortaya çıkarmaya çalıştı ise de kimlik tesbiti için DNA veya kan örneği istedi ve Türkler’in yardımına muhtaç oldu. Denktaş, Rumlar’a günahımı bile vermem diyerek reddetti. Hiç bir kayıp ailesi veya dernekleri yardıma cesaret edemedi. Böylece engelin kim olduğu açığa çıktı.
Şimdi andlaşma girişimi başlatan Türk tarafı, kayıpları sona bırakamayacak oldu. Ne yani andlaşma olacak ve serbest dolaşım başlayacak da aileler Türk tarafında gezip kayıplarını mı soruşturacaklar? Buna izin vermek olamaz. Aramaya kalkanlara mani olacak tedbirler de alınamaz.
Kıbrıs’ın rahatlaması için kayıplar konusu her bakımdan çözümlenmek zorundadır. İnsanların bir daha böyle şartlarda kayıp edilmeyeceklerine inanmaları çok önemlidir.
Diyebilirsiniz ki Türk tarafının güvenlik endişeleri daha fazla olduğuna göre Türkler’in daha fazla inandırılmaya ihtiyacı vardır. Onun için Türk tarafı defterlerin açılamasına ve hesap sorulmasına daha istekli olmalıdır. Halbuki sesini bile çıkarmaz. Ne imiş toplu mezarlarda gömülü Rum cesetlerinin anlatacağı hikaye Türkiye’nin itibarını bozacakmış. Toplumun ihtiyaçları umurlarında bile değil. Halk onlar için önemli değil onlar toplumun tepesinde oturmaya devam etmek için hayali böbürlenmelerle yollarına devam etmek isterler.Kayıpların akıbetini tesbir edememişler bakacakmış neden edememişler!
Yazıklar olsun! Gelecekte de bu gibiler tepemizde oturmak isteyecekler uyanık olalım.
Umutlu olmak için her şey var. Bu hallere düştüklerine göre temizleceklerine de inanılmalıdır.