Serazat, 8 Ocak 2004

Alpay Durduran

 

YENİ MAŞALAR

YENİ MAŞALAR

Maşaallah yeni maşalara! Yoksa eski maşalar mı demeli...

Türkiye iktidarı kendi arasında Kıbrıs sorununu çözme kararını alamadı. Amma hükümetin ısrarı üzerine Kıbrıs’ta görüşmeleri başlatmak ve AB üyeliği yolunda engeli ortadan kaldırmak istediği için bir siyasi girişim yapılmasına gittiler. Bu arada da yeni durumu değerlendirdiler ve dört meclis partisine uygun roller verdiler.

İsteyerek mi bilemem ama muhalefetin de mecliste olması için bazıları dışarıda kalacak, Baba Denktaş dördünü birden hükümete almak istese de...

Yalnız partiler olsa neyse de; SİMFM gibi muhalif yuvalar da yok olmaktan öte maşalar arasına katılacak.

El birliği ile Türkiye’nin Kıbrıs seçimlerine fazla müdahale etmediğini ve şeffaf ve adil bir seçim olduğunu hep beraber söylediler. Bazıları seçmen sorunlarından ve hileden, baskıdan söz ettilerse de seçim sonucuna saygıya çağırmada bir birlerine katılmaktan kaçınmadılar. CTP-BG bir adım daha ileri giderek bizi ezenlerle barış sağlama müjdesi verdi. Afferim evladlarımıza!

Şimdi de sırada le birliği ile Türkiye iktidarının manivelası olmak var. Muhalifleri bile manivelanın bir kısmı olacaktır. Hep beraber Türkiye’nin Kıbrıs sorununu çözmeye katkı yapmaya hazır olduğunu kanıtlamaya yardımcı olacaklar. Muhalifleri de bu kanıtın destekleri olacak.

Türkiye iktidarı ise sadece Annan’ı nasıl kandıracağını düşündü. Onun için hava yapmaya ama esaslarını çözümsüz bırakmaya karar verdi. Açıklamalar dillerini bilenler için apaçıktır. Kıbrıs’taki gerçekler çerçevesinde çözüm bulunmasını istiyorlarmış. Yani oldu bittilerin kabulünü hedeflemişler. Oldu bitti yani fait a complis yani de facto ama gayri meşrı durum yani statüko kabul edilsinmiş. Muhalefet ise statüko’yu yıkılmış ilan ettilerdi. Yıkılmadı ama sarsıldı. Şimdi el birliği ile restore edecekler.

Allah kolaylık versin beylere...

Mitingleri terkedip de seçim düzenine girdikleri andan başımıza gelecek olan bu idi. 25-25 sonuç da tam biçilmiş kaftan oldu. UBP muhalefeti seçerek önümüzdeki ekonomik ve yönetsel sıkıntıları onlara yıkmaya çalışacak ve güçlenip geri gelecek diye umuyor. BDH de benzer tutumla statükoyu yıkma çabasına devam edeceğini söyleyerek geride kalabilir. Onun rolü daha esaslı olacak. Kırk kez dönüp gene imana gelenlerle statüko karşıtlarının uyutulması fonksiyonunu icaraya başlayacak. Hukukçuların başka nedenlerle de olsa dedikleri gibi iktidar ve muhalefet bir birini tamamlar.

Yoksa iktidar ve muhalefet bir birini tamamlar da burada bütün olan demokrasi değil onun için sonuç böyle olur diye hatırlatmak gerekir mi?

Ulusal davalar listesi Türkiye milli güvenlik kurulunda kırmızı bir kitaptadır. O davlarla partiler değil devlet ilgilenir. Partilerin görevi onu savunmaktır. Bu bir milli anlayıştır. Bu anlayışı savunan isterse solcu(!) olsun farketmez. Bakın Baykal’a bir anda Annan planını rteddetmek doğru değil deyip Denktaş’ı yolda bırakmış haberleri etrafı sardı. Haberi önemseyen ve esasını yani planı kabul etmedi sadece görüşme başlatma için kullanmaya karar veren iktidarın destelenmesini yüklendi demedikleri için hepsi de şakşakcılıkta buluşmuş oldular. Denktaş darbe yedi diyebilmek için fırsat arayanlar aslında Denktaş’a destek oldular. Yarın Denktaş da aynısını söyleyecek göreceksiniz. Onun için kim ki davaları milli diye ayırmaya razı olur demokrat olamaz, parti ise parti olamaz.

Maşalar etrafı doldurdu. Liveri bakalım Amerikan desteğini alacak mı? Alırsa görüşme başlar ama sonuç zamabn kazanmadan öteye gitmez. Ve Kıbrıs Türkü hayatının son dönemlerini geçirmeye başlar.

Bakalım başımıza neler gelecek!