Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 19 Kasim 2002
Alpay Durduran

BM ZOR İŞE KALKTI

BM ZOR İŞE KALKTI

BM uzlaşmaya niyeti olmayan iki tarafa bir uzlaşma formulü sunmak gibi zor bir işe soyundu. Kolay değildi, işi... Uzlaşmak için gerekli orta yol bu kadar çelişen düşünceler arasında kolay bulunamazdı. Yapa yapa bu kadarını yapabildi.

Hem iki ayrı egemenlik, hem tek egemenlik vardır denilebilsin diye iki ayrı yurttaşlık yarattılar.

Merkezi devlette yetkileri, yasama bakımından AB’ye devredilmiş olan kanularla sınırlandırmış oldular yani ortak devletteki eşitliği düşünülmesi zor bir titizlikle yapmış ve kat kat pekiştirmiş olduğu halde projeye fazla kafanızı yıormayın diyecek kadar da az yetki koydular. Kanat devletlerin yetkileriniyse olabildiğince artırdılar.

Rumlar için en çok yerine dönme olanağı yaratırken Türkler için yerinden ayrılması olası olanlara ne bütük olanakları yarattılar. Toprak mülkiyeti ve yer değiştirme planın en başarılı kısmı oldu. Her soruya yanıt verilecek ve daha iyi bir seçenek önerilemeyecek kadar başarılı oldu.

Ancak işleyebilir çağdaş bir devlet modeli olarak bu plan iyi olarak görülemez. Sadece uzlaşmaz tarafları memnun etmek düşünüldü. Onların akıllanıp iyi bir devlet yapısı oluşturmalarının kapısını aşmayı umut ettiler, tahmin ederim.

Türkiye’nin uzlaşmaz yönetimi belirleyici oldu. Kıbrıslı Türkler’in bu arada ezilmekte olmaları kimsenin derdi olmadı. Nasılsa onların liderliği de Türkiye’nin kıbrıs üzerindeki hakları ile meşguldü. Bir avuç Kıbrıslı Türk’ün sorunlarını bir az para verip hafifletiriz gibi de düşünmüş olabilirler.

Gene de Kıbrıslı Türkler ekonomik politika yönünden Türkiye’nin klavuzluğunda içinden çıkılmaz bir bunalıma girmişti, ondan kurtulma firsatı elde edebilecek. Başta sanatkarlar ve işçiler yüksek gelir için Rum tarafıyla ilişki kuracaklar ve boşalttıkları yerlere Türkiye’den işgücü gelmeyeceği için geride kalanların da ücretleri hızla artacak. Buna karşın devletin ağır yükü yani aşırı memur yükü ve transferler için ödemelere para bulamayacaklar ve vergi ve saire baskısından kurtulacak olan ekonomi işlemeye başlayacak, dış ticaretteki engeller de kalkacağı için ve yeni bir Pazar olarak Güney turizmi de buna eklenecektir. Artık gayret dayıya düşecek.

İki şeyi sağlamak gerek: 1. Türkiye’nin ekonomik reçetelerini atmak, 2. Türk yönetiminn baskısını azaltmak.

Bu arada ortak devlette maskaralık çıkar mı? Alınması gereken önlemler üzerinde kavga çıkar mı? AB kurallarına ters işler çevirip de üyeliği engellemek gibi kurnazlıklar ile andlaşmanın uygulanmasını tıkamak hınzırlığı denenir mi? Bunlara kalkan olursa işimiz var.

Bu arada ilk andlaşmayı imzalar imzalamaz Kıbrıs iki eş başkanlı hale gelecek. Bunun neler getireceğini dorusu düşünmek bile istemiyorum. Klerides ile Denktaş eş başkan olacak ve Kıbrıs AB üyeliği için bir çok kararlar almak durumunda kalacak ve boyuna göre çok büyük uluslararası ilişkiler kurmuş olan Kıbrıs’ın dış politkasını yürütecekler. Ekonomik politka da merkezin işlevi oalcağına göre ne yapacaklarını kestirmek çok zor. Geçiş dönemi için senaryolar düşünüp bin kere değerlendirmek gerek yoksa yandık. Bu kez Rumlar da hapı yutar sanırım.

Bu plan öyle kolayca es geçilecek bir şey de değil. AB’nin genişlemesiyle dğrudan bağlantılı. Bakana! Şubat sonuna kadar bitirin de andlaşmayı AB üyelik sözleşmesine ekleyebilelim diye programlamışlar. Zaman az diyenlere zamanın fazla bile olduğunu çünkü konuları yıllardır görüştünüz demek gerek.

Hey! Kıbrıs. Dünyayı peşine takıp gittin.


Alpay Durduran|Ana Sayfa