Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 10 Aralik 2001
Alpay Durduran

KATILMANIN ZAMANI

KATILMANIN ZAMANI

Uzun yıllar içinde dışlanmaya o kadar alıştılar ki birşey istemek akıllarına gelmiyor. Denktaş, yüz yüze görüşmelere mebur edildi ama ne yapacağına katılıp da görüşlerini bildirmek isteyenler çok az.

Ne yapacaklar? Uzun yılların birkimi bir yığın sorun ve geçmişin deneyimleri var. Bunları ele alıp çözümler önermek gerek. Örneğin Rum baskısı gördüğünü iddia edenler, ayrımcılıktan çok çektiklerini söyleyenler var ama Türk rejimini de tattılar ayrım görmediler mi, baslıya uğramadılar mı? Demek ki Türk veya Rum olması değil devletin baskı yapamayacak ve ayrım yapanları cezalandıracak bir yapıya değiştirilmesidir.

Zamanında Rum’dan maydanoz aldı diye Arasta!da dayak atılan Türk örneği vardı. O zaman yönetim İngiliz egemenliğinde Türk ve Rum yöneticilerin elinde idi. Bu dövme olayını duydular ama bir kişi çıkıp da soruşturma açmadı. Türk korktu veya zaten dayaktan yana idi, Rum zaten arayacak halde değildi, İngilizin emir verdiğini de duymadık. Şimdi maydanoz alan dayak yiyecek mi? Devlatin nasıl değişmesi gerekir ki yasadışı yollardan insanlar cezalandırılmasın?

Solcu veya Rum’la barış yalısı olanlara ayrım yapıldı. Yeraltı faaliyeti yürüten resmi örgütler yasadışı cezalandırmalar yaptılar. Baskı ve terör Denktaş tarafından bile dile getirildi. UBP’nin insanları cezalandırdığını defatle söyledi. UBP de şikayet etti. Muhalefet zaten şikayet eder. Bunların inkarı olanaksız. Peki yeni anayasa çalışması bunları engelleyecek mi? Yoksa Rum Rum’u, Türk Türk’ü kayıracak diye yetinecekler. Hani bir laf vardır: Anamıza söven kadı, kime anlatalım hali, diyerek Türk’ün Türk’e yapacağı ayrımı sineye çekmekle çözüm geldi mi diyecekler.?

1950’li yıllarda Rum, Türk’e ayrım yaptı derler ama laftır. Böyle şeyler olsaydı iki toplum barış içinde kalmazdı. Hepsi soradan büyütülmüş olaylardan ibarettir. Ama şimdi iki toplum arasında ilişkilerin çok çok artacağı bir dönemdeyiz. Eskisi gibi bana ne komşu köyden deyip kendi kabuğuna çekilip idare etme olanağı kalmadı. İlişkiler artacak ve ayrım olursa buna etnik kılıf takılacak. Belki kendi yandaşını kayıracak biri olacak ve bu etnik kılıfa bürünecek. Belki bu şüpheli şahıstır, Rum’a çalışır deyip biri ayrıma uğrayacak ve öteki toplum suçlanacak. Ne olursa olsun etnik huzur için ayrıma yer vermeyecek bir liyakat sisteminin gelmesi gerek Onun için talep etmenin zamanı. Devleti şeffaf, accountable ve demokratik hale getirmek gerek.

Ayrımdan çok çekmiş ve devletin hantallığını gidermek için kafa yorma durumunda bulunmuş birisi olarak yapılacak çok şey olduğunu ve derhal kendi kendini temizleyen etkin bir devlet yapısının kurulması için bir çok önlemi saptamış birisi olarak uyarılar yapıyorum. Anayasa demokratikleşecek diye harekete geçildiği zamanda anayasa değişiklik önlemleri halinde bunları ilgililere ve tabii partilere yolladım. Ama kulak veren olmadı. Hepsi de aman ne kadar güzel dediler demesine ama akıllarında kalmadı ki hiç anmıyorlar. Halbuki bugünlerde federatif anayasaya girmeleri için dile getirilmeleri gerek.

Ne yani gene Türkiye’den proflar mı ithal edeceğiz? İlacı olan başına sürer. İlaçları olsaydı hç olmazsa yazarlardı da biz de duyardık. Yani reklamını yaparlar ve alan olursa alırdı. Bütün dedikleri temel insan hak ve özgürlükleridir, çünkü esas acıları odur. Ayrıma ve devleti şeffaf ve accoutable yapmaya ilişkin şu yasa şöyle olmalıdır diye bir çalışma görmedim.

Duyduğuma göre bugünlerde bunlar üzerine faka yoran yok. Federal merkezin yetkilerini nasıl kısacak ve paylaşacağız diye düşünüyorlar. Yani bizim açık hava hapishanesini ne kadar değiştirmeden tutabiliriz diye düşünüyorlar. O kadar.


Alpay Durduran|Ana Sayfa