Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 19 Aralik 2001
Alpay Durduran

HANNAY'LA YEMEK

HANNAY’LA YEMEK Büyük partilerle teke teke tek görüşen Sir David, YBH’dan İzzet ve benimle yemek yedi. Başka k,işiler de davet edilmişti. Onlarla da beraberdik. Yemekte Hannay bize Türkiye’nin çıkarlarının nerede olduğunu anlattı. Bizim nasıl güvence içinde olacağımızı da açıkladı ve bunu tartışmaya açtı. Konuşmaların çoğunu Ayla Gürel yaptı. İnhisara lamak istemediğini söyleye söyleye geceyi domine ett. Ama birçok konunun deşilmesine de vesile oldu. Bir zamanlar Ayla Kıbrıs’ta bir andlaşmaya uygun bir görüş sergilerdi ama son zamanlarda eşitlik diye tanımladığı bir görüşle mevcut statükoyu Türkiye’nin istediği şekilde değiştirmekten başka bir anlamı olmayan istekler ileri sürmeye başlamıştı. AB’nin KKTC’yi ayrı sayıp üyelik görüşmeleri başlatmasına kadar giden istekler ileri sürerdi. O gece bu kadar ileri gitmedi. Dinleyen bu görüşlerini terketmiş sanabilirdi. Çünkü Hannay tam zıttı görüşleri kabul eden bir tavırla konuşuyordu. Bu arada Ayla, Türkiye’nin Luksemburg kararlarına tepki olarak konfederayon önerisini yapmasını doğru bir hareket olarak gördüğünü söyledi. Bunu yapmakla istediği sonuçları almış olduğu fikrinde idi. Bu çok yanlış dedim ama dış politika tutumu nasıl olmalı diye bir tartışma açmayı gecenin konusu olan Hannay’la görüşmeye ters olarak gördüm ve ileri gitmedim. İngilizler bana bakıp devam etmemi istedilerse de gündemi şaşırtmak istemedim ve devam etmedim. Sadece katılmadığımı göstermiş oldum. Maalesef en üzücü yan bu anlayıştır. Kıbrıs’ta andlaşma isteyenlerde de ayni anlayışı taşıyanlar vardır. Onlara göre bir sorunun çözümünde elindeki kartları oynayarak karşı tarafı yütmek bir ustalıktır. Hadise çıkarıp taviz koparmak geçer bir yöntem olarak görülür. Öyle olunca da bu kafayla dünyayı anlamaktan uzaklaşılır. Çözüm isteyen karşı tarafın isteklerine, acılarına ve onuruna dikkat etmek zorundadır. Karşı tarafı ezmeye veya yütmeye çalışmakla anlaşma sağlamak geçer akçe değildir. Karşı tarafın da eli kolu bağlı değildir ve onun atacağı kazıklarla oyun devam eder ve soruna yeni sorunlar katılır. Fair play asıl geçerli akçe olmalıdır. Haklılık asıl geçerli akçedir. Oyunu kurallarına göre oynamalı ve herhalükarda kazık atanın kazık yemeye hazır olacağı bir oyuna devam edilmemelidir. Aksi halde yüz metre koşusuna başlayıp da kulvarından çıkıp diğer koşuculara çelme atmaya kalkanların olduğu bir yarışın sonucuna benzer bir sonuç elde edilir. Ya yarış bitmez ya da 10 saniyenin altında değil dakikalarca süren bir yarış olur. Hatta sonunda kikboks olarak sunçlanır. Yıllarca federasyon dedikten sonra bundan kelli confederasyon derseniz ve bunu “AB ile Kıbrıs sorunu bir birine karıştırılmamalıdır” dedikten sonra yaparsanız pişman olursunuz. Anlaşılan Ayla, konfederasyon önerisi yapıp Kıbrıs’ta işleri yokuşa sürmekle Heksinki kararını kazandığına yani Türkiye’nin AB’yi istediği yere getirdiğine inanıyor. Denktaş ve onun yanındakiler de ayni iddiada bulunuyorlar. Halbuki Helsinki kararı hiçbir şey değiştirmiş değildir. AB’ye Türkiye’nin üye olmasını isteyen Avrupa, onun nasıl istenen değişiklikleri yapacağına ilişkin taktik manevralar içindedir. Mevcut hükümetin daha doğrusu Türkiye’deki güçlülerin AB üyesi olmak için stratejik önemlerini dikkate alacaklarına ve sivilleşmeden, Kıbrıs sorununu ve Yunanistan’la sorunlarını çözme gayretine girmeden de karar vereceklerine inanmakta ve bunu sık sık dile getirmektedirler. Amerika’nın bu önemlerine bakarak daha cesurca kendileriyle iş yaptığına işaret ederek AB’den de benzer şeyler beklemektedirler. Bu olmayacaktır. Türkiye AB’ye uygun bir tutuma girmeden üye olmayacaktır ve Helsinkİ kararı da bunu açıkça göstermektedir. Tehdit ve santajla amaçlarına ulaşmaya çalışan bir ülke AB’ye ancak korku verir. Üye olarak alınırsa santajlara devam edeceğini anlar. AB gibi bir ortaklığa katılabilmek için karşıtlarına önem vermeyi kabul etmek ve ikide birde görüş değiştirmeyerek, verdiği sözlere sadık kalmak gerek. Bu kadarı da yetmez, her zaman öyle davranma yeteneğinde olmak yani iki yüzlülüğü bırakmak gerek. Hannay gene gelip de çıkarlarınız burdadır, sözünüze sadık kalın, halkınıza doğru bilgi verin, desenformasyondan vaz geçin derse üyeliği unutun. Size stratejik çıkarlarınız gözden geçirin yanılıyorsunuz derse oturup gözden geçirmeyi düşünecek kadar akıllı davranmayı öğrenmelisiniz. Kıbrıs’ı rehine tutup da AB’den taviz almak isterseniz üye olduktan sonra neler yapmazsınız? AB’nin ortak çıkarını ne zaman düşüneceksiniz? Bu kafa ile sadece düşman kazanırsınız.


Alpay Durduran|Ana Sayfa