Serazat, 1 Aralik 2003 Alpay Durduran | ||
BİZ AŞAĞILIK DEĞİLİZ BİZ AŞAĞILIK DEĞİLİZBiz dediğimizde kimleri kastettiğimizi bazan anlatamayız onun için hemen söyleyeyim: Kendimi dahil edebileceğim bir kısım insanı kastetmiş oluyorum. Diyorum ki ben kimsenin malına zorla el koymak ve geri vermek için tavizler istemek gibi bir düşünnceyi aşağılık bir düşünce olarak kabul ederim. Kimse beni böyle düşünenlerin arasına koymaya kalkmasın. Efendinin biri AB konusunda halkı bilgilendirmeye çalışıyor ve diyor ki yurttaşların kimlik kartında AB yurttaşı yazılacak, sonra da ülkesi ve dini de yazılmayacak. Nedense kendi kimlik kartında da ne din ne de milliyetinin yazılı olmadığını balıp görmüyorlar. “Kimliğinde Türk diye yazılan falan kişi” gibi konuşup bazılarının Türk olmakla beraber Türk gibi davanmadıklarını söleyenler oluyor. TV’lerden bu şekilde konuşanlar Türk’ün ganimet hakkı savunucusu olduğunu düşündüğü açıktır. O zaman onun Türk tanımına girmediğimi söylemem gerek. Başka türlü kendimi kirlenmiş hissedeceğim. Bir kere gerçekleri görmeyip aslında ganimet savunması yaptıklarını farketmemek insanı öyle durumlara düşürür ki inanılmaz. İnanabilir misiniz Almanya’da başbakan seçim konuşmasında “çok sıkıntılı bir durum, göç arttı ama devlete küsmek için neden yok oyunuzu gene bana verin” diyor. Kendinden başka devleti savunan olmayacağına inanmış ve inandırmak istiyor. Faşistlerimiz yani devlet yüce ve kutsaldır anlayışında olan ve fütuhat hakkını kabul edenlerimiz partilerini bırakıp başka partilere dağıldılar. Onlar da almam demediler. Bir birlerine uyduklarına göre Atatürk ideolojisi dedikleri düşüncelerin aslında faşist düşünceler olduğunu ve Atatürk’ün de lanetini aldıklarını kanıtladılar. Şimdi el birliği ile Rum’a vermeyiz derken diğer taraftan da UBP’den aday olan DP için DP’den aday olan UBP için bunlar batırdılar ama bizim devletin savunulması hırsızlara kaldığı için sineye çekin ve onlara oy verin diyorlar. Reisleri Denktaş açıkca desteklediği hırsızlara arka çıkarken muhalefetinin de para için ülkeyi satılığa çıkardıklarını söylüyor. Ona göre iktidar muhalefet hırsız ve yalançı olmakla birlikte birilerini bulup bu hırsızlıkların devamı için devlete bağlı olanlara oy vermelidirler. Konuşmalarının temelinde bu saf ahali hırsızlıklara son verilsin diye yabancı boyunduruğunu tercih eder hale gelmiştir. Onun için tedbir alıp bu yoldan çevrilmeldir. Ama hırsızların önleneceğini iddia etmemektedir hatta onlara oy verilmesi gerekmektedir. Bir başbakanın, bir başbakan yardımcısının ve bakanların ayni nakaratı tekrarlayarak hırsızlılar oldu ama bunlara bakarak devleti satmayın demesi “bizi affedin” demek değil. Affedilecek bir şey görseler istifa edecekler. İstifa edip gençleri destekleseler bu halk daha kolay oy vermez miydi? Lakin efendiler bizi seçmezseniz devlet mahvolur demekle oy almayı ve devam edecek olan TC KKTC ortaklığındaki hırsızlığın devamını istiyorlar. Bunlara tahammül zorunda olduğumuz için ne ızdırap! İkinci binde ganimet elde etmek için savaşılacağını kabul etmek, zorbalıkla elde tutulanları korumaya çalışmak ve nüfusunun yarıdan fazlasının ülkesini terkedip yabancı bir ülkede yaşamayı tercih ettiği bu zamanda AB’ye girmeyi kabul ettiği halde içimize yabancı alamayız hadise çıkar diyebilmek inanılmaz bir şey. Utanç verici bir şey. Demek ki gücü yetse bunlar denizleri tutup kara korsan gibi ganimet savaşı yapcaklar. İyi ki ellerinde yeter silah yok. Yok kardeşim bizim bunlarla bir ünsiyetimiz yok. Bizim adımıza muhalefetlerinin de “haklarımızı çeke çeke alacağız” gibi lafazanlıklar etmelerine iznimiz yhoktur. Hakkımzın tehlikede olduğunu iddia edecek biri yok. Azınlıkı olmayız diyorlar da azınlık haklarının kavgasını yaptıkları açık. Eşit olarak kabul edilmeliyiz diyene sorarlar: Sen Senato’da eşitliği aldın, Temsilciler’de de hüfus oranında hakk tanındı daha çekip alcağın ne ki?
| ||