Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 21 Aralik 2001
Alpay Durduran

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

Yeni bir yıla giriyoruz. Esksinde ne vardı ki yenisinden birşey umalım diyecek halde olmadığımıza göre yeni yıla umutla bakalım diyorum.

Umutu olmak için birşey var mı diye sorarsanız söyleyim. Evet vardır. Geçmişin deneyimlerinden yararlanmak şartıyla fıratları değerlendirmek ve geleceklere karşı hazırlıklı olmak mümkün olursa yeni yıl iyi olacak.

Rum tarafının başsavcısı iki taraf arasında yani Ada içinde ticaretin tamamen yasasal yani meşru olduğunu söyledi ve hükümet sözcüsü de yasasallığa katılarak ticaretin kurallara tabi olmak koşuluyla serbest olduğunu yineledi. Bazıları zart zurt ettiyse de hükümetin gerilememesi yeni bir şey. Eskiden böyle şetler olmazdı. Bunu hükümete kabul ettiren yenilik AB olsa gerek. Artık hükmü karakuşi yok. Hukuk devleti gibi davranmak şart.

Hatırlarsanız Pile’de Türk tarafından geldiği iddiasıyla balık alan birisi dava edilir ve ceza yerdi. Şimdi böyle bir ceza verilemeyeceği açıklanmış oldu. Tabii herşey satılamayacak. Mesela Kıbrıs’a yasal yollardan ithal edilmeyen, vergisi ödenmeyen, ithalat kurallarına uymayan, sağlık karnesi aldığı belli olmayan ve sair kurallara uymayan mallar satılamayacak.

Bir balıkçı denizden balık çıkarıp da satmaya kalktığında sağlık karnesi aranmadığına göre satışı serbest olacak. Benzer şekilde ithal malı ihtiva etmeyen imalat ürünleri de ön izne tabi değilse satılabilecek ama nümunesi görülüp standartlara uyması denetlemeye tabi imalatlar da satılamayacak.

İsterseniz hayal edip ithalatciların malları denetime sunup standartlara uygunluğuna kara verilmesini sağlayabileceği malları da listeye dahil edebilirsiniz. Ama buna bizim yönetimin madem denetlenecek de izin verilecek, Rum tarafının müdahalesi olacak demektir deyip onlara yasak koyacağını da düşünebilirsiniz. İnsanlara pasaport verilmesini bu kadar mesele yapan bir yönetim bunu da yapar tabii.

Öyle bir yönetimimiz var ki bu yeni durumu izlemek ve tepki vermek için çene yormayı gerekli görmedi. Adam olsaydı; bu yeni bir durum, bakalım ne anlama gelecek(?), derdi ve kendi de karşı iyi niyet harteketi yapardı. Sanki ambargo yiyen bizim taraf değil de Rum tarafı. Gık bile çıkarmadı.

Kıbrıs’ta yeni bir durum olduğu belli. Bu yeni durumun da bizim tarafa hayırlı olmaması için Türkiyeli makamlar ellerinden geleni yapacaklar. Onlara göre biz hacir konmuş bir zavallıyız ve vasimizdirler. Başkalarının aldığı önlemlerle veya verdikleriyle yarar sağlamamız kabul edilebilecek birşey değildir. Onlar bize yardım gerekirse yapacaklar ve biz şükran duyacağız. Başkasından birşey görürsek onlara ram olmaktan kurtulacağımıza inanırlar.

Yıllarca AB yardımlarından istifade etmemize izin vermediler. İzin vermemek için aramızdan çıkan hainleri de kullandılar ve onlara bu kararları ilan ettirdiler. O hale geldiler ki o hainler Türkiyeliler’den daha kralcı oldular. Onlardan beter şartlat koyarak, akıllarına göre engeller çıkararak KKTC’yi tanıtmış oluyorlar. Evvel Allah tanıttılar da. Onun için kimse devlet olarak kabul etmez. Mesela Mümtaz Soysal “ AB kktc’yi tanır ve üye alırsa sorun olmaz” dediğinde “ Herşey bir tarafa biz Kuzey’e baktığımızda bir devlet görmüyoruz ki tanındı tanınmadı diye karnımız ağrısın” diye yanıt aldı.

Bunların bu hallerini biz nasıl değiştireceğiz. Böyle idare mi olur? KKTC’ci olup da halka saygı duyarak hukukun üstünlüğünü kabul edecek birini bulmak olanaksız olduğu için üst kademeler hep böyle gabaklarla doldu. Kendini herkesten ve halktan akıllı görüp halk için doğru olanı kendileri tayin ederlermiş gibi öyle verilen yardımı alırız, böyle verileni almayız, oyle olursa izin veririz, böyler olursa vermeyiz diyebilmekte, sonra ona Güney’ye veya başka yerdeki bir toplantıya izin veririz, buna vermeyiz deyip inasanlarımızın haklarına da müdahale ederiz demektedirler.

Lüksemburg’da bir karar alınmış o bizim seyahat özgürlüğümüzü kısar. Ne ilgisi var ve ne hakkın var diye sorarım ik mık ederler. Bizi insan olarak kabul etmelerini sağlayamıyoruz.

Yarın bizi gene tutsak olarak tutmak için yeraltında örgüt besletecekleri aşikardır. Federal devletde bile ipleri ellerinde tutmak isteyeceklerdir. O hainlere de ödenek verebildikleri sürece onlara uşaklık edeceklerdir.

Ama UHH’ya kaşı takındığımız tutum artık işlerinin kolay olmadığına inanmızı sağlıyor. Satılıklar Kıbrıslılar’a çektirdiklerinin hesabını vermeye hazırlansınlar. Onları emirlere uyduk mazeretlerine saklanlamalarına izin vermeden terbiye etmye hazır olmalıyız.


Alpay Durduran|Ana Sayfa