Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 9 Aralik 2002
Alpay Durduran

ANANIZ SİZE ÖĞREDDİYDİ

ANANIZ SİZE ÖĞRETTİYDİ

Annan Kıbrıs’ta bir çözüm olup da halkın birleşmesini istediğini hayal etiğini söyleyince Denktaş kızdı. Kıbrıs’ta iki milletin yaşadığını ve bunun muhafazasını istediğini söyleyerek öfkeyle Annan planına saldırdı.

Annan hayal kurabilir ama Denktaş yalnız değil CTP’nin başkan ve genel sekereteri de andlaşmadan sonra sakın ha Güney’de kalmayı düşlemeyin, Kuzey’e göçüp bizimle beraber mücadele edeceksiniz diye kükrerler. Televizyon ve radyo kanallarından halka barış propagandası yaptıkları havasını vererek Annan Planının nasıl Türk tarafının isteklerini azami şekilde gerçekleştirdiğini anlatırlar.

Tüekiye’de de barış (!) yanlıları fırsat bu fırsat. Bir daha bu fırsatı yakalayamayız diye konuşurlar.

Aklıma Erbakan’ın iki bölgeli yerine kantonal çözüm önerilerini savunmasındaki mantık geldi. Ona göre ilk fırsatta kantonlardan fırlayacak mücahitlerin nasıl Kıbrıs’ın hepsini işgal etme fırsatı elde edeceklerini harita önünde izah etmişti.

Mehmet Ali ve Ferdi’ye göre de andlaşmada elde edilen fırsatlarla Kuzey’de yoğunlaşıp mücadeleyi doruğa çıkaracaklar. Mehmet Ali planı iyice tetkik ederek Rumlar Kuzey’e geçerek üçte bir oranına yükseleceklerini ve siyasi eşitliği bozacaklarını tesbit etti; fakat hemen harekete geçerek bu şen’i tehlikeyi bertaraf etti. De Soto dahil ilgililere anlatarak onların dikkatini çekti ve düzeltieleceği sözünü aldı. Denktaş gibi bağırıp çağırmayla değil böyle uyanıklıkla ancak tehlikelerin bertaraf edilebileceğini gösterdi.

Rumlar’ın Türklere ait olacak yollardan geçip gitme hakları olamsının tehlikesinin de hemen farkına vardılar ama neyse ki diğer haritayı seçerek bundan kurtulmak mümkün diye teselli vedikleri gibi gelip geçecek oldukları yolların üstünden veya altından yapılacak geçitlerle de tehlike bertaraf edilebilecektir diye plandan örnekler verdiler.

Denktaş korkmasın ondan daha bilinçli siyasi liderlerimiz var. Onun gibi hayır deyip de kesmek yerine evet deyip böyle çözümler bulabilirler.

Andlaşma mı? O siyasi liderlerimizin takdir edecekleri birşeydir. Bu iki toplum yan yana getirilmemeli ki her dönem dış tehdit karşısında lidelerin ferasetlerine mutaç olsunlar.

Rumlar’a barış mesajı vermek onların da arzusudur. Bir birlerini barış mesajı vermemekle suçlamada kulanabilecekleri iyi bir araçtır. Yalnız onların Türk toplumuna seslenirken söylediklerine, mesela Magusa yolunun bir tarafından diğer tarafına geçme olanağının bile göze alınamayacak bir tehlike olduğuna dair söylediklerini anlamalıdırlar ki iç tüketim için söylemektedirler. Onun yerine Dillirga türküsünü çaldırıp hop hop hopladıklarına baksınlar.

Andlaşmadan yirmi sene sonra bile aramıza yerleşecek Rumlar oy kullanırlarsa Kıbrıs için değil Türkler’i mahvetmek için kullnacaklardır. Hiç bir zaman Rum’dan dost domuzdan post olmaz. Rumlar bunun kabul etmek zorundadırlar. Hele 28 yıl bir Türk’ün Kıbrıslı olmasa da Rum’un evini şereflendirdiği için rahatsız edilmesini istemek barışla bağdaşmaz; akıllarını başlarına almalıdırlar. Dinleyip ebedi düşmanlık olmaz, barış zamanıdır, çözüm istememek akıl işi değil, geçmişi bırakıp geleceğe çalışmalıyız gibi veciz sözlerle idare etmeyi baul etmelidirler. Onlar bu lafları ederler Denktaş etmez çünkü barışçı değil geçmişin adamıdır.

Zaten Rumlar henüz Türkler kadar barış yanlısı insan sahibi değildirler. Barış için uğraşan daha çok Türklerdir. Onun için ayaklarını bir AB’ye atsınlar barış için çalışmaya ihtiyaçları da kalmayacak ve söylmiyorlar ama tek yanıt kalıyor savaş için çalışacaklar.

Rumlar’dan post olmadığı gibi AB içinde de AB politkalarına göre hareket etme yeteneği beklenemez. Bunu sakın yanlış anlamayın geçmişe saplanıp kaldıklarından dolayı böyle değerlendirmiyorlar, acı gerçekler böyle olduğu için böyle değerlendiriyorlar.

Zaten onlar en iyisini bilirler. Analarınız size büyüklerinizin iyiyi bildiğini öğretmedi miydi?


Alpay Durduran|Ana Sayfa