Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 6 Subat 2003
Alpay Durduran

BÖYLE DE OLMAZ Kİ

BÖYLE DE OLMAZ Kİ

Ağzı olan konuşuyor. Annan planını kabul ettiğini söyleyen de redden de başladı konuşmaya. Keşke konuşmasalardı. Çünkü 28 Şubat’a kadar kabulü veya kabul edilecek birşey olmadığına göre tamamlanması çok zor oldu. Onun için plan değil sonrası sorulup duruluyor.

Türkiyeli 12 Aralık’ta bile AB’nin karar değiştirip Kıbrıs’ı üye almayacağını düşünüp uğraştığına bakarsak hayal güçlerinin ve kendi güçlerinin ne kadar inanılmaz olduğunu anlarız. Onun için 16 Nisan’dan sonra da Kıbrıs’ta statükoyu koruyabileceklerini, hiç değilse Annan planında görülen egemenlikte ortaklık, güçlü kanatlara dayalı federasyon, Türkiyeliler’e bol keseden yurttaşlık ve garantörlük lüksünün kalacağını sanabilirler.

Türkiye’ye bunun olmayacağı ve AB ile Kıbrıs arasında imzalanacak üyelik andlaşmasında ne varsa onun kalacağı anlatıldı mı bilemiyorum. Evren rejiminin Kıbrıs için bir harita hazırladığı ve görüşmelerin başladığı zamanda Rum idaresine verilecek bölgelerde yaşayanlara cesaret vermek için köy köy gezmiştim. Bir yıl sonra TC dışişleri bakanı Kıbrıs’a geldiğinde “köy köy gezip Denktaş’ı vatan haini ilan etmen ve toprak tavizine karşı halkı tahrik etmen doğru olmadı” demişti. Yani bunların istihbaratı bu kadar. Onun için söyleyebilirsiniz ama anladıkları sanmayın. Bu nedenle Verheugen’in durumu iyice ve tekrar tekrar anlatmasında yarar vardır.

Bir olasılıkla AB Kıbrıs andlaşması ilerde Aquis Communautaire’in ne zaman ve nasıl uygulanacağını tanımlayacaktır. Veya sadece işaret edecektir. Tanımlasa bunun bir referandum ile halka onaylatılması gerekecektir ama bir toplumun katılmasına izin verilmeyen bir referandum nasıl yapılacaktır?

Bunları düşünmek ve yardımcı olmak gerek. Ama planı kabul ettiğini söyleyenler bile değiştirilmesini önşart olmadan dahi olsa ya insan haklarının daha da kısıtlanmasını ya da daha temiz bir etnik sonucu sağlamayı Türk leyhine diye sayıyor. O zaman her müdahalenin palnı iyileştirmesi değil bozması olasıdır.

Ne kadar etnik temiz ne kadar insan haklarına aykırı ise o kadar iyi olur mu?

Kıbrıs için ne istiyorsun, Rabbena hep bana olur mu? Yok mu bir kişi de Rum için birşey istesin? Yok mu bir Rum Türk için de bir şey istesin diyemiyorum çünkü bu devlet sakatlanıyor Türkler’in de aleyhinedir diye konuşanlar var.

Kıbrıs’ın gelecekteki yapısı artık AB tarafından belirlenecek ve AB Kıbrıs üyelik andlaşmasında ortaya çıkacak. Türkiye’nin bunu değiştirmesi ancak Türk tarafından hayal edilebilir.

Sonunda avcılar tarafından sıkıştırılıp aç bırakılan tilkinin yavrularını yemek için aman ne güzel civciv dediği gibi ne cevherler yumurtlayıp kabul edecek o zamanki hükümete kalacak. Bahane uydurmakta ustalıklarına göre seçilenler onlardan daha usta askerlerle bu işin üstesinden gelirler nasıl olsa.

Size garantilerin ve Türkler’in yönetimdeki ayrıcalıklarının çok önemli olduğunu söylüyorlar değil mi? Aldanmayın. O kadar da önemli değil. Olsaydı oturur da kulak verirlerdi ne kalacak geriye diye...Onun için siz kendiniz ne istediğinizi onların verdiği öneme göre değil aklınıza göre karar verin. Skandal üstüne skandal olan yasaları ve diğer mevzuatı çıkaran ve uygulamada kendi yaptığı mevzuatı bile çiğneyip kayırma yöntemi ile halkı bir birine kırdıran bir yönetimin güçlü olmasını mı yoksa ortak olunca bir birine karşı denetçi kesilip daha temiz olması beklenen merkezi devletin mi güçlü olmasını istersiniz? Sorun ve cevap verin.

Planı savunacak diye insan haklarını daha da kısmak isteyen ve etnik temizlik yarışına katılan muhalefete bile güven duyamazsınız sanırım. Bu kadar da olmaz ki deyip kendi fikrinizi oluşturun.


Alpay Durduran|Ana Sayfa