Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 13 Mart 2002
Alpay Durduran

DİNİNE GÖRE DİNLENSİN

DİNİNE GÖRE DİNLENSİN

Bir Rum öldüğünde dinine göre dinlensin derlermiş, Denktaş’tan tekrar duyduk. Malum Müslümansa “Allah rahmet eylesin” derler. “Toprağı bol olsun” diye Hristiyanlar’a söylenenlerdendir, onlara Allah rahmet etmeyeceği için “Allah rahmet etsin” denilmez. “Merhum” da denilmez, Hristiyana... Hristiyanlar’a saygılı olsun istersen “müteveffa” deyebilirsin. Numara çok.

Malum Spiros Kipriyanu öldü. Kilise ona Hristiyan Ortodoks Kıbrıs kilisesine yardımları dolayısıyle onur verdi. Baş Piskobos yatağında ziyaret etti. Meclis başlkanlığı yapmış olması nedeniyle diyerekten siyasi partilerin hepsi ziyaret ederek geçmiş olsun dediler ama olan oldu benim öleceğim gibi o da öldü. Bana göre öte dünya yok. Nerden geldikleri bilinmeyecek kadar esrarlı kurtcuklar kalıntılarımı afiyetlenip dünyanın organik mallar deposuna havale edecek o kadar. Ama Kipriyanu için öyle şey düşünmediler. Onun öte dünya diyen bir yere gidip bekleyeceğini sonra cennete gideceğini düşünüp fazla hırpalanmadan cennete buyur edilmesini temnni ettiler.

İşin ilginç yanı Denktaş da dava arkadaşını temennisiz bırakmadı. Davası vardı mücadele etti derken sanmayın ki “ben öyle davaya bilmem ne etmişim” dedi. Hayır. Öyle bir şey yok. Hatalar yaptığını ama doğru yolda hatalar yaptığını, “hard luck” mesela darbeyi tahmin edemeyen Makaryos’a inanmak hatası gibi piyangodan çıkma hatalar yüzünden davada yeteri kadar hedefe varamadığını anlattı. Ama onu kınamadı. Yaptığı hatalarla ülkeyi parçalayan ve halkın üçte birinden fazlasını göç ettiren, ülkenin üçte birinden fazlasını yabancı işgaline düşüren davanın eleştirisi yoktu, Dentaş’ın konuşmasında. Tam tersine inatla ölünceye kadar milli davasında direnen bir mücadele adamının arkasından mücadelesinin sonucunu göremeden ölmüş ama kendinin kazanmış olduğu hissini uyandıracak bir izlenim vardı.

Ona dinine uygun olacak şekilde en uygun duaları etti.

Denktaş’ın Rum bazı kişiler hakkında bu şekilde söz ettiğini ilk kez duymadım. 1970’lerin sonunda AHEPA adlı Amerikan Rum ve Tyunanlılarının derneğini Kıbrıs ziyaretinde de öyle konuştu idi. “Sanmayın ki ben sizi kınıyorum, kıbrıs’ta yaptıklarınız hakkında...” diye başlamış ve “Ne yazık ki başaramadınız ve yanildiniz.”diye bitirmişti. Yani ben sizin yerinizde olsaydım sizin yaptığınızı yapardım demişti. Daha ilginci, Amerika’dan da gelseler madem ki Rum veya Yunandılar onlardı Kıbrıs’ta yapılanları yapan. Ha Mahi gazetesinin muhabiri olarak İngilizler’den birilerini vurup sonra ortaya ilk varan gazeteci gibi fotoğraflarını çeken Samson ha Amerika’dan gelen doğma büyüme bir Yunan Ortodoks kilisesi mensubu ki samsun adam öldürüken o daha doğmamıştı. Hepsi de birdir Denktaş’a göre. Derler ya ulus ebedidir diye; yüy asır sonraki bir Yunan veya Kıbrıslı Hristiyan da aynidir.

Biz acaba ülkesini bu durumlara düşürenleri milli lider falan diye anmak doğru mu diye düşünürken Denktaş, onlara onur payeleri verir. Çünkü gün ola kendi de Türkler’i ezip üzüp Kıbrıs’ta tüketmiş de olsa nilli davası uğruna yaptığı için affedilmeye muhtaçtır. Başka türlü şuur altından bir yargı çıkamaz.

Onun için yazıma başlarken Kipriyanu’yu Denktaş’ın dava arkadaşı olarak anmıştım. Kipriyanu ne der bilemem ama... En azından Denktaş onu öyle görmektedir.

Denktaş’a göre Kipriyanu, federasyona inanmamıştı ( doğrudur inanmamıştı) ama onunla yıllarca federasyon konuşmuştu. Fakat sakın bunları söylerken Denktaş’ın öfkesini gösterdiğini sanmayın. O dava arkadaşına kızmazdı. Onun yerinde olsa o da aynini yapardı.

Bu anlayışlılar yetkili yerlerde durdukça barış beklemek ham hayaldir.


Alpay Durduran|Ana Sayfa