Serazat, 1 Mart 2001
Alpay Durduran

BU KAÇINCI

Ekonomi gene battı diyorlar. Aslında bataktı da bir an çark ters dönü. Batış olsaydı bu kaçıncı atış da gene ayni patronlar battık diye bağırır. Karabatak batar balığı kapar çıkar, kapamaz gene çıkar ve batıp çıkmaktan vaz geçemez. Yaşamı bu. Bunlar da karabatak. Batmaları balık tutmak için. Hakikaten bağıranlar balığı tutamayanlardır, anlaşılan.

Millet İMF'ye bağırıp duruyor. İMF kahrolsun diye yürüyüşler yapıyorlar. Halbuki karabataklar balık tutmak için batıp çıkacaklar, İMF mi dinlerler. Yürüyüşlere katılanlara İMF değil İMF kafasında olduğunu söyleyenleri seçmenin veya onların seçilmesi için muhalefeti yani solu ezenleri suçladıklarını anlatabilmek gerek yoksa çare yok. Bakın Cotarelli gidiyor ama yerine daha az tanınmış ve sessiz biri gelecek veya hiç gelmeden ayni işleri yapmak için başkaları gelecekler ve İMF'ye rapor verip finans çevrelerine yeşil ışık yakmasını sağlayacaklar.

Hatırlayan varsa bilir 1996'da AB ile gümrük birliği andlaşması yapıldıydı. Hemen kurumsal olarak makro ekonomik politikaların uyumu için işbirliği başlayacaktı. Yani İMF'ye değil AB'ye uyum sağlayıp İMF aracılığı ile dayatılan para politikaları AB'ye satacaklardı.

İMF başkanı Stanley Fischer Türkiye'ye politikalarını dayatamadıklarını çünkü Türkiye'nin bir Tayland olmadığını NATO ve AB potansiyel üyesi olduğunu torpilli olduğunu söyledi. Mesele açık; emperyalizm burnu kıllı maşasını fazla sıkamıyor. Ama dönüp dolaşıp kapıya gene ayni politikaları dayayarak evrensel sömürü çarkından kaçmamasını sağlayacaklar.

Konu buna alternatif bir politikanın tanıtılamaması ve ufak açıkgözlüklerle İMF'nin dayattığı politikaları sanki uyguluyorlar gibi hareket edilerek evrensel soygunla yerel soygunu örten yürüyüşlerle yetinilmesidir. Hele böyle kriz anlarında sörfcünün dalgayı yakalaması gibi hevesle dalgaya binilmesi ve arkadan gelen binlerce protestocu ile bayram yapılmasıdır.

Protestolara katılanlara İMF olmasaydı bu rezalet olmazdı der gibi yapılıyorsa ve İMF politikası olmadığı zamanlarda uygulanmış olan sabit kurlu ve politikacının haram yediği yerler olan KİT'li politikalar daha iyiydi denilmiş oluyorsa yürüyüşler sadece İMF'nin suistimali kısıtlayacak ve devletin har vurup harman savurmasının açığa çıkmasını sağlayacak politkalara karşı vurguncu devlet ve yerli denen sermayenin semirmesi savunulmuş olacak. Yerli sömürürse tamam da yabancı ortak mı beğenilmiyor!

İMF'nin çoğu isteklerini solcu fikirler de isterler. Sağlam para olmayınca sol da politika uygulayamaz. Enflasyon sola yarar mı? Solcu bir yönetim de ki solcuların Sovyet modeli dışında devlete karşı allerjileri vardır, sevmezler, yoğunlaşmış sosyal sermayenin önünü görebilmesi için sağlam para politikası uygulamak ve uygulatmak zorundadır. Paranın olmadığı bir ekonomi öngörüsü solun bazı kesimlerinde vardı ama ilkeldi ve Marks'a yakıştırılamazdı. Marks'ın ekonomi anlayışını parasız izah etme olanağı yoktur. Hızlı ve büyük çaplı bir alış veriş kaydi ve maddi para olmadan sürdürülemez. Değerleri ise zamana göre değişmemeldir. Onun için sol yönetimler de sağlam para isterler.

Ama İMF kapitalist dünyanın ticari ilişkilerini ve aslında sermaye olarak da beş paralık değeri olmayan serseri paranın dahil olduğu tüm paraların savunmasını ve uluslararası sermaye adıyla paradan para kazanılmasını sağlamayı öngörür. Burda dünyanın menfaatına bir tutum yanında vurgunlar da saklıdır. Solcu elbette ki bir ülkenin diğer ülkeyi sömürmesini kabul etmez onun için İMF reçetelerinin soygun ve sömürü aracı olanlarına karşı çıkmak durumundadır. Ama reel döviz değerlerini reddetmez, edemez. Soguna çıkılmasını savunmaz. Nitekim Sovyetler zamanında para amaçlı dış ticarete önem verilmezdi. Gerçi Comecon aracılığı ile yapılan uydu devletler araında sömürü çarkı işletildiği geçerli bir iddiadır ama bu bir sömürü olsun diye değil yan etki olarak ortaya çıkar. İş bölümünün fiziki çevreye uydurulması çabası daha başatbir nedendir.

Ne kapitalist ne de sosyalist bir nitelik taşımayan Türkiye'de ise ne sermaya bellidir ne de emek. Dertlerine bakın. Bir tek derdi bile ne olduklarını değil ama ne olmadıklarını anlatır. Borsa kurmuşlar. Borsa batmış döviz kuru değişikliği kadar zarara girmiş ve batmışlar. Milli gelir kişi başına 3 500 Dollar iken 2 000li Dollarlara inmiş. Bora yatıma gidecek paralrın pazarlanması için kurulur, kağıt alıp kağıt vermekle para kazanılsın diye değil. Onun için soralım bakalım borsadan yatırıma kaç para gitmiş! Ona bakan yoksa milli gelirin 3 500 Dollar olduğu da yalandır. Döviz kuru yüksek faizlerle düşük tutuldu diye milli gelir o kadar görülürdü. Bugün daha hiçbir değişiklik olmadan 2 000li sayılara indi ise zaten o kadardı. Böyle bir ekonomi anlayışı kapitalist değil sosyalist hiç değil. Bu eski saltanat rejimlerine uygun bir ekonomidir. Sanayileşelim de savaşlarda üstünlük elde edelim kafasının günümüze yansimalarıdır.

Uzamayayım. Halk kızdı sokağa döküldü ama gene birşey öğrenmedi. Hatta bunun bilmem kaçıncı kez olduğunu bile unuttu ve ayni sloganlar ve acıklı haberle tepki verdi. Yazık.


Alpay Durduran|Ana Sayfa