MAHKEMENİN MERDİVENİ
Mahkemeler uzun bir mücadeleden sonra yerlerinde kaldı ve restorasyonu kısmen bitirildi. İngiliz koloni devrinde inaa edilen bu tarihi binalar manzumesi geçmişe bir belge olarak kaldı. Boşaltılsalar ve Adliye sarayı diye Türkiey taklidi bir beton binaya taşınsalardı Türk düşmanı Unops aracılığı ile Türkiye'yi parçalamaya çalışan ve Kıbrıs'ı Rum'a peşkeş çeken Amerikan ve AB parasıyla yenileninceye kadar bir kenarda çürümeye terkedileceklerdi.
Mahkemelerin Sarayönü'ne bakan yüzünde olan kürsünün üzerindeki İmğaratorluk armasının başına gelen de onların başına gelecekti. Armadaki tek boynuzlu at ve arslan kabartmaları bir gece ansızın milli bir saldırı ile kırılmıştı. Hala darbelerin izleri duruyor.
Mahkemelerin restorasyonu iyice oldu. Oldukca diyemiyorum çünkü çağdaş Türkçe oldukcayı artık çok iyi olarak kullanıyor. Her on yılda bir sürü abuk sabuk kelime eski kelimeleri sollayıp geçiyor. Ben Kıbrıslı olduğum için sollamayı bilmem olsa olsa sağlarım ama gençliği bilemem, Türkçenin asıl sahibi de Türkiye.
Geçen gün restore edilen kısımların kabulü yapılıyordu. Oldukca iyi idi ama olan gene oldu. Merdivenleri listeye koymayı devlet inşaat planlama dairesi unutmuştu. Onun için merdivenler üstlerine düşen bir kasanın kırdığı kırıklar dahil planlama yeteniğimizin numunesi olarak öylece kaldı. Kontraktor yapıcı da bu merdiven ne olacak dememiş olmalı ki itirazsız öylece teslim alınmış oldu.
Halipürmelalimiz işte böyle. İnsanlarımız büyük düşünürler. Kendilerine herşeyi layık görürüler ve bir çok şeyi yakıştırmazlar. Bunu Rumlar'la temas edenlerde bilhassa görürüm. Rumlar'dan daha barışçı ve daha ilerici olanların sayısından bahsederler. Örneğin Mahkemeler'in ahşapları yıpranmasın diye rendeleyip temizlememek gerektiğine karar verenler onlar, cilayı rendelenmemiş yani aşındırılmamış halde cilalayanlar da onlar ama hemen kabaracak cila vuranlar ve rendelemeden cilalamayı nasıl yapacağını bilmeyenler ve sormayanlar da onlar.
Herşeyi yüzümüze gözümüze bulaştırmakta devam ediyoruz.
İngiliz imparatorluğunun beşyüz yıllık hukuk mirasını Kıbrıs'a taşıyan ve mahkeme ictihatları olarak hizmetimize sunan mahkeme kütübhanemizin önünde dururken binanın önündeki bu binanın yapım tahini taşıyan tabelanın sahibi çıkar mı diye düşünürdüm. Yıllarını vermiş mahkeme memurlarının tabelanın farkında olmadıklarını öğrendim. Onlar farkında değil de o üstün hukukun farkında olması gereken yargıçlar farkında mı?
Olsalar hukukumuzu Türkiye hukukuna çevirmek için yapılan toplantılarda onlar yerine Türkiye hukukcuları mı üstün olan taraflarının korunması gerektiğine işaret ederlerdi?
Milliyeti dolayısıyle yurdunu ve toplumunu inkar eden münkirler ülkesinden bu kadar. Lefkoşa'nın merkezine işaret eden tabelayı bandabulya'nın yakınında gören ve bilenimiz olmazsa çarşı denetiminin nasıl başarıldığını kim bilebilir ki!