Serazat, 23 Mart 2001
Alpay Durduran

ingilz elcisi dayanamadi

Kadınlar günü dolayısıyle kadınlarımızın birçok etkinlikleri oldu. Aralarında Kadın gördü mü yatağı hatırlayan ve kadınlara gittiniz Avrupalıların kucağına oturdunuz diyebilen, güzelsiniz diye iltifat eden Denktaş'ı da ziyaret edenler oldu;ama kusurlarına bakmadım. İngiliz eliçisi devletin (tabii o devlet demedi) insanları sürü olarak görüp gütmeye kalktığını yöneticilerin " düşünce denetleme fetişi" olduğu deyimiyle anlatacak kadar konuya vakıftı. Bunu veciz bir şekilde ortaya koydu.Ama ondan sonra yönetimin kadın eylemlerine böyle kısıtlamalar getirmesine ses çıkarmayanlar olunca ise kusurlarına göz yumamadım.

Ne erkeği ne kadını halk oy verdiği için seçildiklerini söylemek zorunda olan yönetim mensuplarının dönüp halkın düşüncelerini denetlemek için halktan aldıkları vergilerle topladıkları paraları kullanmalarına itiraz etmemektedirler. Beynimize müdahale etmeyin diye ayaklanıp hiç değilse milletvekili adayı olmalarını engellememekle yaptığımız enayiliği hazmetmek mümkün değil. Kadınlar kadın gününde, erkekler başka herhangi bir günde buna karşı çıkmakla yükümlüdürler. Bunu unutmanın olanağı yoktur. Beyinlerimizi yıkamalarına izin vermekle küçülmekte, enayiliği kabul etmiş olmaktayız. Ne yani hem onları seçme yetkisi bizim olacak hem de onlara nasıl düşünmemiz gerektiğini bize empoze etmeleri için para ve sair olanakları sağlamaya razı olacağız. Bu enyilik değil mi?

Şansımız var, aday olanları ona göre seçebiliriz. Partilere üye olan ve yerlerini doldurmanın olanaksız olduğu belli kadınlar da kadın hareketine katıldılar ve partilerden kontenjan istediler. Hade kocalarına ses çıkaramıyorlar kadınlara olsun beynimizin yıkanmasına izin vermeyecekseniz sizi destekleriz demeleri gerekmez mi? Yoksa beyinlerini erkeklerin değil kadınların yıkamalarıyla yetiniyorlar mı?

Kadınların bazıları erkekler tarafından sadece cinsiyet dolayısıyle dikkat edilen varlıklar gibi davranmaktan kurtulmak istedikleri için bu isteklerini cinsiyet ifade eden kılıklara karşı da çıkarlar. Bazı solcuların solcu gibi yaşamak için fazla para harcamaktan kaçınmaları gibi onlar da erkeklerin zevklerine göre giyinmezler ve saire... Ama öyle davranmasa bile erkelerle eşitliği savunan tüm kadınların düzene karşı da davranmaları gereklidir. Beyin yıkamaya katılacak olan Meclis'te örneği görülen kadınları seçmekle düzeni savunmuş olurlar. Kadın erkek eşitsizliğini de savunmuş olurlar çünkü eşitsizlik düzenin sonucudur. Düzen değişmeden değişecek değildir.

Kadınların düzene verdikleri destek apaçıktır. Onları ayrım yapmadan aralarına alanlar ve Denktaş gibi bir erkek şövenistini makamı dolayısıyle onurlandıranlar, hiç değilse o vesileyle kendilerine sarayda sarkıntılık etmesini ve erkek zevkine göre şehvet dolu imalarda bulunmasını kınamalıydılar.

Beyin yıkama mekanizmaları ya da İngiliz'in deyimiyle düşünce denetleme mekanizmaları kendine bağlı hükümet dışı örgütleri de gerektirir. O tür hükümet içi örgütlerle kadın hareketi savunmak olur mu? Hiç sanmam. Kadın hareketinden yararlanarak Meclis'e ve hükümete girmek için fırsatçılara fırsat vermekten başka birşey olmaz. Eğitim bakanlığına sahip partiden sağlık bakanı olan kadın ile kadın haklarına sahip olduğunu söyleyen başbakan yardımcısı başkanı ve eğitim bakanıyle hükümet ortağı olmaktan kadınlar ne kazandı. Mücahidelere plaketler vermekle mi kadın hakkı savunuldu?

Kadın erkek eşitliği için eğitim bakanlığından ve çalışma bakanlığı ile çevre bakanlıklarından başka daha ne güç beklenebilir ki!

Bizde bir moda oldu. Adam önem verdiği konular bağırır çağırır, hükümet üyesi olur gene bağırır. Yapmaya gelince elle tutulur bir halt olmaz. Hikmeti düşünce denetleme mekanizmasındadır. Yukardakiler aşağıdakilerin düşüncelerini belirleyebilirlerse herşey lafta kalır.


Alpay Durduran|Ana Sayfa