Serazat, 26 Mart 2001
Alpay Durduran
BU DA DAYANIŞMA
BU DA DAYANİSMA
Aramızda iki toplumun İngilize karşı dayanışma içine girdiği tek örnek olarak Çoroniğin seçilmesi gösterilir. Başka şeyşerden bahsedilmez. Tarih kitaplarımızda da İngiliz'in bakanlar kurulu görevi yapan organda 6 Rum 3 Türk ve 3 hükümet memuru koyarak dengelediğini ve bu suretle Türkler'in her zaman oyunu alarak Kavanin meclisi'nde dilediğini yaptırmaya muvaffak olduğunu anlatırlar.
Bu pek doğru değil pek ala Kıbrıslılar'ın canları istediğinde birlik ve beraberlik içinde İngiliz'i defetmeyi başarırlardı.
Bir örnek tabii ki alagibri olduydu. Hem de çok eskilere bile gidiyor. Konu bugün de güncel. Kıbrıslı bilindiği gibi midesine düşkünlüğü ile tanınır. Geçen yıllarda hava alanında silah arkadaşım Derviş Özal ile karşılaşmıştım. Naber yaa! Deyip Türk kültüründen örneği sunduktan sonra "Seni göremiyoruz?" dedi. Nerden nereye, pek Angara'ya uğrayamıyorum ki görüşelim deyince cevabı ilginç oldu.
Herkes gelip beni buluyor, damarlarını açıyorum dedi. Sen uğramadın, yoksa şeftalicik, guzucuk yememing diye sordu. Kahkahalarla güldük.
Gibri bu guzucuk kebabını, şeftaliyi yemeden, mangalı alıp pikniğe gitmeden edebilir mi?
Kavanin meclisinde de dayanışma konusu evvel Allah yemek üzerine oldu. İngiliz vali bir yasa önerisi hazırlatarak amberebulya kuşunun avlanmasını yasaklamak istedi. Bu zavallı göçmen kuş uzun seferinin sonunda Kıbrıs'a Touch Down yapar ve o yorgunlukla inecek yer arar. Ya ökseleri konak yapar yem olur ya da ağa yakalanır yem olur. Daha bilmem hangi tür avlama şekilleri icat eden Gibriler onların gelmesini dört gözle beklerler. Utandıkları için onu da deniz bayramı "gadaklizmo" falan gibi bir şey ilan etmediler yoksa pulyalar, amberebulyalar geldi gelmedi diye kış çıkışı birbirlerine sorup dururlar.
Ergene Kunde yani ergenekon bayramını Magollar'dan aşırdılardı, amberebulla bayramını da bir yerlerden aşırabilirlerdi. Ama yapmadılar, tabii bildiğim kadar.
İngiliz vali yasayı sununca Kıbrıslı mebusan hemen birleşip ne pahasına olusa olsun onaylamayacaklarını ilan etmişler ve İngilere imparatorluğu pulya ve amberebulla yasağını koyamamış. Hamdi Bey'in Papahristu ile beraber cesetlerimizi çiğnemeleri gerek dediği rivayet edilir. Rumlar Türklerin cırlayacaklarını düşünmeleri yüzünden 1925 yılında onlara rüşvet teklif ettikleri ama onların bu rüşveti onurlu bir şekilde reddettikleri de rivayetler arasında.
Bundan yıllar önce yani Vasiliyu başkan iken Aytotoro'ya gideceğimizi öğrenince afiyet olsun benim için de amberebulles yeyin dediğini de ben ifşa edeyim,bari.
Dahası da var o gün bize maberebulya ve pulya avını yasaklamayı düşünmemüz bile mümkün değil. Alimallah darbe olur dedi.
Klerides son yıllarda sağlığı bozulduğu için bir amberebulla ile yetinmiş. Olmaz agam demişler, onun adı amberebullo sen ise amberebulles yani çoğul istedin en az bir daha yemelisin demişler. O da yemiş tabii.
Yaşasın toplumsal dayanışma.
Denktaşçıların vatan haini ilan ettikleri Sir Munir bir toplantıda maarifin ayrılmasını yani Rum Türk iki maarif dairesi olmasını isteyenlere karşı çıkmış ve rakkam rakkam maarifin tekliğinden dolayı fakir fukaranın nasıl istifade ettiğini anlatarak özellikle müslümanların ( o zaman daha Türk demek hakaret sayılırdı ) yararlandığını kanıtlamış. Müslümanların okul sayılarının arttığını ve okullaşma oranının çoğaldığını kanıtlamış. Ama milliciler onu hain ilan ederek Rumlar'la işbirliği içinde Vali'yi dize getirip maarifi ayırmışlar ve Türkiye müfredatı ile kitapları aydınlanmamıza hizmet etmişler. Rumlar da Yunan mitolojisi ile kafalarını doldurmaya başlamışlar.
Toplumsal dayanışma, ürünlerini kan dökmek için de vermiş, anlayacağınız.