Serazat, 4 Mart 2003
Alpay Durduran
BUNLARI HAMAMBÖCÜLER TEMİZLER
BUNLARI HAMAMBÖCÜLERİ TEMİZLER
Tam hamamböcüleri gerektiren bir hal. Bu pisliği onların temizlemesinden başka yol yok.
Lafa bak. Egemenlikleri varmış da Annan ellerinden almaya kalkıyormuş Soruyor ahali: Biz referanduma sunulup halkın görüşünün alınmasını istiyoruz. Siz seçtiğimiz adamlar buna evet demelisiniz. Ne yani sizi seçen halkın arzusuna karşı mı çıkacaksınız? Yanıt: Bakalım. Biz de hlka gidilmesine itiraz etmiyoruz ama Türkiye ne der, bilmemiz gerek.
Haberlere bakıyoruz. Bir muhalif DP evet dedi ama UBP kabul etmedi diyor. DP başkanı Serdar, “bırakınız da ben açıklayayım. Kim dedi kabul ettik diye...”
Ne oluyoruz demeyin. Serdar halkın istediği bir şeye hayır demeden Babasının dediğini savunmak için bir numara yapıyor. Muhalif efendi de onun adına açıklama yapıp aklınca onu bağlamaya kalkıyor. Serdar öyle bağlanacak adam mı? Cıva gibi maşaallah. Onu sulu dereye götürür susuz getirir.
Ahaliye gelince... Onlar Serdar gibi kurnazlara hayran. Bravo adama! Enayi mi da halka karşı gibi görünecek diye onu takdir eder.
Bizim safdiller de bunların bol olduğu yerde demokrasi bekler.
BM bunlardan oturup planı tamamlamasını ve 30 Mart’ta referanduma gidebilmek için gerekli önlemleri almasını bekler. Bunlarsa görüşme talebi yapmaya bile kalkmayan sözde görüşmeciye karşı önlem almaya ve meclisten bir karar geçirip yeni bir görüşmeci atamaya kalkacağına referandum için geçici komite kurdular. UBP hayır mı diyecek? O da hukuk kamitesi görevlendirilsin dedi. Yani komite kurulmasına evet dedi ama komitede anlaşamadılar. Napolyon’un sözü var. Bir işi çıkmaza sokmak isterseniz komiteye havale edin der. Onlar da komiteye havale etiler.
Komite ta toplansın da üyeler atandıktan sonra aralarında başkan ve başkan yardımcısı seçsin Annan’ın davetine gitme tarihi gelir geçer.
Türkiye meclisi Kıbrıs hakkında bir karar almıştı. O kararı hatırlatan Denktaş KKTC meclisinin ona rağmen karar alamayacağını ilan etti.
Egemenlik ve saire hikaye ama sıra Annan planına gelince egemenlik elden gidiyor diye bağırıyorlar. Bazi inanlar da gerçekten egemenlik ne kadar kalacak diye merak ediyorlar. Şaşılacak şey değil. Ne yazık ki insanlar böyle düşünebiliyor. Türkiye’nin buradaki yetkilileri ne bırakmış ki kaybedecek diye üzülüyorlar diye üzülmeye gerek yok. Konu Türkiyeli makam olunca bundan kurtulmak ve Annan planı ile tüm Kıbrıs’ın üzerindeli egemenliği paylaşmak teraziye konamıyor. Annan planı kabul edilsin diyenler bile Türkiye’nin müdahale olanaklarını azaltmak için kafa yormuyorlar.
Plan taraftarlarının bağırmaları yüzünden Türkiye askeri sayısı azaltılamadı ve Türkiyeliler’in Kıbrıs’ta kalacaklarının sayısı arttırıldı. Bunlar ortak idare zamanında eliçiliğe çağrılıp da milletvekilerimizin ne yönde oy vereceklerini dikte ettirdikleri ortamın devamını sağlayacak şeyler ama hassasiyet yok.
Parçalanan tıprakları birleştirmek için önlem alınacağında bunu Türkler aleyhine bir komplo saydıkları için yalniz Rumlar’a uygulanmasına karar verilmişti de iyi mi olduydu? Yenişehir’e sosyal konut yapılmasını Türkler’in kuşatılmasına bağlayıp da karşı çıkılınca iyi mi olduydu? Mesarya’da ağaçlandırma baltalandı da başları gçğe mi erdiydi? Vergi yasasına karşı çıktılardı da bir şey mi kazandılardı?
Say say bitmez. Türkiyeli amkamlar başta asker olmak üzere Kıbrıs’ta Türkler’i stratejik bir azınlık olarak kendi poltikalarına alet olarak kullanmışlar ve siyasi faaliyeti terörle önlemişlerdi. Şimdi buna tekrar başvurulabilmesi için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyorlar.
Güney’e dönüp de yaşamak isteyebilecek Türk oabilir diye önelmeye çalışıyorlar. Hem de en hararetli nutukları CTP ve TKP’liler atıyorlar. Sakın ha Güney’e geçmeyin, köyünüz Güney’de kalırsa kaçın Kuzey’e gelin diyorlar.
Bu kadar pisliği temizlemek için hamamböcülerini davet ediyorum.