Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 6 Mart 2002
Alpay Durduran

MECLİS DÖĞÜŞE SAHNE OLDU

MECLİS DÖVÜŞE SAHNE OLDU

Arslan muhaliflerle birleşen iktidar(!) ortağı bir paerti öteki ortağa kazık atmaya kalktı ve meclis bir birine girdi. Konu herhalde çok möhim olmalı değil mi?

Bunu bir haber olarak CNN internasyonala yayımlatsan yer yerinden oynar mı oynamaz mı, en azından duyanlar aman çok möhim kararlar alınıyor her halde diye merakla haberin gerisini aramaz mı? CNN iyi reytin yapmaz mı?

Onların merakını gidermek ve sukut u hayale uğratmamak için napmalı? Ne haber vermeli? Muhtarları ilgilendiren seçimlerde partiler aday göstermesin gibi bir maskaralık uğruna savaştıklarını ve anayasal sorunlar ortaya salıp Yüksek mahkeme’ye bile başvuracaklarını veya cumhurbaşkanına yasayı iade ettireceklerini söyleyip patırtı çıkardıklarını anlatsak acaba ne derler? İnanırlar mı? Sukut u hayale uğramazlar mı?

İsterseniz aslan muhalefet, iktidar ortağı partiyi diğerinin karşısına çıkarma becerisini gösterip rejimi ortadan çatlattı diye devrimci bir gelişme olduğundan bahsedebiliriz.

O kadar da değil. Dahası var. Muhtar seçimlerinde iktidar yemleme yapıp partileri zayıflatmakta idi, buna fırsat yaratmayarak partileri yarasız beresiz yerel seçimlerden kurtardılar ve gelecek iktidarın seçimlerinde iktidarın büyük ortağını devirme ve demokrasinin yolunu açma şansı elde ettiler diyebiliriz.

Sıkı durun, daha diyecek şey de bulabiliriz. Mesela mı? Şimdi yerel seçimlerde partili çıkmadığı için yıpranmayan veya muhalif görünmemek için oy verilmesi zor olan değerli muhalefet mensupları çaktırmadan muhtar seçilecekler ve gelecek milletvekilliği seçimlerinde halka baskı yapılamsını önleyecekler. Rejim bu yolla yıkılabilecek.

Daha da isterseniz bulunur denilecek şeyler. Mesela muhtarlar halka eşit muamele ederek iktidarın büyük ortağından kurtulmanın yararlarını anlayacaklar ve gelecek seçimlere avantajlı girilecek. Tabii yerel seçimlerde geçen dönemden de daha berbat bir sonuç alıp da rezil olmuş olarak milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine girme tehlikesini atlatmaktan sakın ola bahsedilmemelidir. Çünkü bunun lafı bile yerel seçimlerde bozguna uğramaktan beter kötü sonuçlar verir.

Bunların hiç birini kabul etmeden de muhtarların partilerden seçilmeleri halinde partizanlık yapmaya zorunluluk hissettiklerin ve köye nifak sokulduğunu söyleyebilir, kahvelerin bile partiler arasında taksim edildiğini belirtebilir ve birlik beraberlik ama milli demeden toplumsal birlik ve beraberliğin bozulmamasını çok değerli olduğunu iddia edebilirsiniz.

Korkmayın size faşist falan demezler. Muhtar olmak için bir kişiye partisini soramazsınız, bu ne biçim demokrasi diye bağıran olabilir ama ona sadece partiler aday göstermesin idyoruz diye demagoji yapar atlatırsınız. Kalkarlar da köylü olunca partileşmesin diyorsunuz ama genel oya inanıyorsunuz bu ne biçim lahana turşusu derlerse artık bilemem duymazlığa gelirsiniz. Ne yapayım yani!

Kasabalı partileşince kahve ayırmaz. Onlar olgun ve dolgun olurlar. Onun için belediye seçimlerinde partiler aday gösterebilir. Muhtar için bölünen köylüler, milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı için bölünmezler demiş olmamak için böyle bir soruya muhatap olmamak için isterseniz fes bulup saklanın beni ilgilendirmez. Ona da cevabım yoktur.

Türkiye’de bu tür maskarlıklara çare diye ocak bucak teşkilatları lağvedildi, yerel seçimler olsun da sonra siyasi hayata geçilsin denildi, aday gösterme usulleri kanunlara konuldu, daha bir sürü kural yazıldı çizildi açre bulunamadı. Rejim boktan, çaresi olamaz diye vaz geçileceğine ve rejimi değiştirmeye uğraşılacağına palyatif tedbirlerle zaman tüketildi.

Bu hayırlı işi yapabilmek için iktidarın meclisteki küçük ortağı, cumhurbaşkanlığında ve yeraltındaki büyük ortağı ile işbiliği yapmakla ne kazandınız be mubarekler? Diye de ben sorayım bakayım. Cevap var mı?

UBP’den 6’lar olarak ayrıldıklarında da peşlerine takıldılardı, uyarılarıma rtağmen gene takılıyorlar. Ansızın onu da muhalif sayıp UBP’ye karşı ehven telakki edilmesine çanak tutuyorlar. Hade hayırlısı. Zaten al birini çal ötekine.


Alpay Durduran|Ana Sayfa