Serazat, 10 Nisan 2001
Alpay Durduran
KOPENHAG KRITERLERI
KOPENHAG KRİTERLERİ
Türkiye Kopenhag kriterlerini kabul ettiğini ilan ederek AB'ye üye olmak için başvurdu. Ona göre her adaya yapılan muamele yapılırsa kendi de bunları yaparak üye olacaktır. Hatta iddiasına göre eski Doğu bloku ülkelerinden daha önce üye olabilecektir.
Daha önce de gümrük birliğine girme andlaşmasını yapmıştı ve aday olmaya daha yakındı. Nasıl olsa diğerleri böyle bir süreçten geçmemişlerdi.
Ama Türkiye'nin gümrük birliğinde yapmayı kabul etiği şeyler az buz şeyler değildi. 100 temel yasasını değiştirip Pazar ekonomisine sahip şeffaf ve hesabagelir bir yönetim olacaktı. Yani öyle olamlıydı ki Mersin limanına gelen bir mal Marsilya limamına gelmiş gibi muamele görecek ve malın kalite kontrolü ve fiyatına gelecek etkiler tamamen ayni olacaktı. Hile olmayacaktı. Tüm kurallar güvenilir bir şekilde işleyecekti. Halbuki gümrükler bakanının dediği gibi Türkiye'nin içinde bile bir limanda başka başka bir limanda başka bir muamele yapılmakta idi.
Türkiye sözlerine rağmen sadece rekabet kurulu oluşturan bir yasa geçirdi ve tüzükleri çıkacak dedi. Tüzkleri tamamlanmadan beş yıl geçti. Üstelik geçirdiği yasanın da AB kurallarına aykırı olduğunu onun için üç ay içinde yenisini geçireceğini açıkladı ve 3 ay da geçti gitti.
Gümrük birliği sadece mallarla ilgili değildi. Döviz kurları ile de ilgili idi. Onun için makro ekonomik politkaların birlikte saptanıp uygulanması için ortak komitelerin kurulmasını da içeriyordu. Yani şimdi Derviş'in yapmaya çalıştığı paketin içerceği politikaları AB ile beraber yapmayı kabul etmişti. Yapsaydı şimdiki rezaletler yaşanmayacaktı. Döviz kurları AB'nin kabul edebileceği sınırlar içinde kalacaktı.
AB ile bu işi yapmadılar. AB ekonomisi hayvancılık dahil bunların bazı sektörlerini yakıp kavurdu, mali destek de alamadılar çünkü Kıbrıs konusunda da verdiği sözleri kapıdan çıkar çıkmaz reddetilerdi. Şimdi İMF'ye söz verdiler. Ona da içişlerimize karışamazsınız pohpohlanması ile yanıt veriyorlar ama ayni anda Derviş tersini söyleyip milli gelirdeki paylar hakkında öneri yapabilir dedi.
Konu askeri harcamalardı. Papandreou askeri harcamaları azaltacaklarını açıklayıp Türkiye'den de azaltma istedi diye Papandreou'nnu karşılıksız değil İMF'nin Türkiye'den azaltma istediğini önceden öğrendiği için yaptığını iyi inyetli olmadığını belirtmek için ortaya attılar. Gavurdan dost domuzdan post olmaz fikrini yaşatmak için bunları ortaya attılar. Halleri perişan. Papandreou İMF'nin önerisini blerek yapmasının da iyi olduğunu anlamayacak kadar aptal mı bu cemaat.
Herneyse Türkiye verdiği sözleri tutmayarak güven bunalımı yarattı. Bunun cezasını da çekecek. Halkı çekecek idare edenler de dış ve iç tehditlerle egemenliklerini sürdürecekler.
Kıbrıs bu saşmalıkların cezasını daha ne kadar çekecek? Her gün bir darbe yiyor. Bu arada ise fırsatlar kaçıyor. AB gümrük birliğinden yararlanamadı. Güya kızmışlar. Ya AB Rum başvurusunu reddeder yoksa görüşme olmaz diyerek AB yardımlarını reddettiler. AB başvuruyu reddetmedi. Öyle bir aşamaya geldi ki üyelik görüşmeleri başladı. AB Türkler de gelsinler tam olarak toplumlarını temsil etsinler dedi, Rum tarafı kabul etti. Bunlar reddettiler. Başvuruyu dondursunlar ve birlikte yeni bir başvuru yapılsın dediler. AB kulak asmadı. Şimdi en ileri durumda aday olmaya hazırlanıyor. Tek engel Kıbrıs sorunu. Bzimkiler de ha deseler 2 yıl sonra askersizleştirilmiş Kıbrıs AB üyesi olacak.
Papandreou gelin askersizleştirelim dedi bizimkiler gelin görüşel,im bile demedi. Daha görüşmeden öylesi olamz böylesi olmaz diyerek reddettiler. CTP bile askerlikten bunalan o gençlere rağmen görüşme çağrısı yapmadı.
Allah akıl. Bunlardan ne köy olur ne kasaba. Bunların gitmelerini sağlayacak bunalımlarla akıllarını başlarına getirmeye çalışacaklar. Halkın çektiği de bu kafalara engel olmamaları.
Sadece Kopenhag kriterlerine baksalar çözüm ordadır.