Serazat, 17 Nisan 2001
Alpay Durduran
İMF Mİ HÜKÜMET Mİ
Milli parayı bu vatandaş bu kadar da terketmez ya! Olacak iş değil diye sesini yükseltti NTV’nin ekonomik program tartışmalarında. Üç kafadar ki biri pantolon askıları ile City’den geldiğini simgeliyordu, allamelik taslayarak basit bir alıcı verişi davranışını tahlilden öteye gitmeyen sözler söylüyorlardı. Borsaların ekonomideki rolünü iyi öğrenmiş gibi idiler ama bazı konularda o tiplere hiç yakışmayan şeyler söylüyorlardı.
Birinci dikkatimi çeken şey REPO’dan kötü bir hastalık olarak bahsetmemeleri tam tersine normal birşeymiş gibi faizi yüzde şu kadar oldu ah vah veya aman ne güzel demeleri idi. Nasıl olur da birileri yüzde 1 500 ve bazan da daha fazla faizle borçlanma mecburiyetinde kalır, arkasında yasadışı bir iş şüphesi var dediklerini hiç duymadık. Bunu ben yazar ben söylerim. Ama uluslararası mali sektör bunu bilir ve ona göre Türkiye’ye para vermek yani para göderip de faiz kazanmak isterse faizi de ona göre talep eder ya da hiç para göndermez.
Alayiş yüklü laflara bakmamalı. Bu basit bir alacak verecek işidir ve faiz de taş atmadan kazanılan bir paradır. Ne kadar yüksek faiz ödersen gelecekten okadar borçlanmış olursun. İMF para verecekmiş. Verir ama faizini de alır. Geri alabileceğini bildikten sonra faiz için para göndermekten hiç çekinmez. Tek engel var. İMF düşük faizli borç verdiği için dünya ticaretini en çok arttırmaya hazır yerlere gitmesini ister. Fakat İMF korkmaz da verirse diğer para kiralayanlar da sıraya girerler ve faiz için para verirler. Yani sorun parasını geri alıp alamayacakları yani faizi ile alıp alamayacakları sorunudur. Türkiye ne yapıyor? Yüksek faizle ha bre borçlanıyor. Öyle bir noktaya geldi ki borçlarını ödeyemeyecek. Gene de borçlanmak istiyor. Bunun için İMF Türkiye’ye aldığı borçları ödeyebilecek hale gelmesi için ekonomiyi kendi (İMF’nin) tanımladığı bir hale getirmesini istiyor ve devletin bunu müdahalesi ile berbat etmemesini istiyor.
Hükümetler bunu berbat ederken paranın kağıt para halinde olmasını ve matbaanın anahtarının da kendi elinde olmasını kullanıyor. Bu üçkağıtçı hükümet ha bre para basıp duruyor. Ayrıca allamelik taslayan işadamları da ileriki tarihli çekler, bonolar, beş parasız işleri finanse etmek için başka türlü araçlar ve REPO ile körüklüyorlar. Hangisi daha fazla para yaratıyor bilen kalmadı.
Hal böyleyken bilge ekonomistler veya finanscılar milli parayı yurdunu seven Türklerin mutlaka koruyacaklarını söylüyorlar.
Türk bu akdar aptal mı?
Gelelim Hasan Erçakıcı’nı değindiği anti emperyalist veya solcu politikalara. Dünya bankası ve İMF aracılığı ile savunulan ve dünyaya dayatılan günün kapitalist politikaları ile Türkiye’nin geri ülke kapitalist politikaları ki ahlaksızlık ve halkın oyuyla halkı soymaya dayanan politikalardır kapışıyorlar. Bunlardan ne çıkar? İMF başkanı Türkiye’ye
Devlet kasasını şeffaflaştır, halk görsün,
Merkez bankasını boşaltma,
Bankaları denetle ihtiyatları sorumluluklarını karşılasın,
Şirketlerin özkaynaklarının %30’undan fazla borçalnmamalarını sağla,
Batanları devlet parası ile besleme,
Üretim alanlarına devlet yardımı vereceksen halktan aldığın para milli gelirin bir kısmı kadar olsun,
Açıklarını zenginden alacağın vergilerle kapa,
Kalkınacağım diye halktan alacağın parayı ona buna verme,
Döviz kurları ile oynayarak yabancıları soyma,
Haksız rekabet olmaması için sosyal güvenliğini arttır,
diyor.
Bunlara mı taraf olacaksın yoksa Türkiye hükümetlerinin Baba devlet olarak halkı koruduğu, kalkınmayı hızlandırdığını, sosyal sigortalara yatırım yaptığını ve ülke bütünlüğünü koruduğunu söyleyen ama tam tersine bir avuç beş parasız adamın borç parayla kurduğu ve devlet yardımı olmadan yaşayamayacak işler yapmasını sağlayan ve bunu sağlayan parayı veren devletin politikacı ve bürokratlarını zenginleştiren sonucu veren politikalara mı?
Hangi solcu Türkiye hükümetine halkı refaha götüren politikalar atfedebilir? Uluslararası soygunu önleyecek politkalar bu hükümetten çıkar mı? Aha 1950’ler. Ben yaşadım ve gördüm. O devirde Türkiye daha az sömürülmüyordu.
Şimdi kalkıp da kahrolsun İMF mi diyeyim? Bana ne? İMF’nin sadece devlet ve diğer kurumlaşmaların ileri devletilerin rekabetine karşı korunmasına izin vermeyen politikalarına karşıyım, bu kavgada taraf değilim. Bazıları İMF’nin dayatmalarına karşı çıkmaya çalışırken kahrolsun İMF diye ortaya dökülenleri desteklerlerken aslındaTürkiye hükümetinin dün yaptılarını desteklemesine kaşıyım. Gerçekten İMF’ye karşı çıkarken yerine konacaklarda anlaşamazsam, İMF’nin politikasını tecih ederim. Hiç değilse sağlam para politikası ile hükümete çöreklenmiş vurguncuların eline para geçmesini azaltır. Kanlı uygulamaları finanse edecek daha az para bulur. Şeffaflaşma dayatmasını da becerirse halka parasını nasıl yuttuklarını gösterme şansı olur.