Alpay Durduran|Ana Sayfa


Serazat, 25 Nisan 2002
Alpay Durduran

AFRİKA AB'YE KARŞI

Solana, çözüm olur olur yoksa Kuzey dışarda kalır demiş. Aman ne güzel olur değil mi? Denktaş bayıldı bu işe. Bir de Afrika bayıldı. Hele Fransa’da Le Pen seçimi kazansa ve kan dökülse bayram yapacaklar.

Afrika nerde o umut tacirleri gibi sözler ederek umudunu Avrupa’ya bağlayanları akıllarını başlarına almaya çağırdı ve biz egemenliğimizi alalım dedi. Niye almaz bu Kıbrıslıtürkler diye şaşıp duralım mı? Yoksa nerde bulup kaybettin de geri alacaksın diye soralım mı?

TMT’nin arşivini de alıp Türkiye’ye götürdükten sonra bizim sadece emir kulluğu yapıp Türkiye’ye toprak kazandırmaya çalışmaktan başka bir şey için desteklenmediğimiz ve bizimkilerin de bunu benimsedikleri, karşı çıkanları da hain yani Türk vatanına ihanet etmiş kişi, Kıbrıs’a ihanet etmiş değil, diye ilan ettikleri ortadadır. Bizi stratejik azınlık yani bir başka ülkede yaşayan kendi ulusundan isanları o ülke aleyhine kullanmak ve olursa bir parçasını koparıp ilhak etmek için kullanılabilecek bir azınlık sayan Rum tarafının haklı olduğu apaçıktır. Nitekim Ada’yı bir insanlık suçu olacak şekilde böldüğümüz ve orada egemenlik iddia etmeye kaltığımız ortada. Bunu bazıları “ben Komünistim, mülkiyet tanımam, Rum’un malını da düşünmem” diye ileri sürerler (bazıları çoktan hak ilan etmiş) gerekçe sunmadan egemenlik ilan ederler.

Afrika da barışçı ama mülkiyet hakkını tanımama iddiasıyle ayni yolda gider. Yalnız bir nokta karanlık. “siyasi irademize sahip çıkmazsak ne yazık ki durum bu...” derken bu siyasi irade tanımı ile milliyetcilerin egemenlik tanımı arasında ne fark var, belli değil. Hazırlanan ve Rum tarafından daha toprak isteyen ve hakları reddeden öneriye bakılınca esasta bir ayrılık yok denebilir ama denmese de olur çünkü çok da önem verdiklerini sanmam. Öyle olmasa da böyle olsa ne olacak yani?

Afrika bizi AB’nin de kurtaramayacağını göstermeye çalışmaktadır. Bunu reddederseniz olmaz. Ertesi güne de kalamazlar. Zaten her zaman öyle yaparlar, dur bakalım teyit olur mu diye haberi beklemezler. Sık sık yanlış haber üzerine yorum yapmaktan çekinmediler gene beklemezler işte.

Bu tutumları güven diye birşey bırakmazsa da umursamazlar. Tehlikeli işler yaptıkları ve rejimin tepkisini çektiklerini biliriz ama gene de rejimin dışındakilerini olsun bombalamayalım demezler.

Bu kez de atladılar.

Solana, Kuzey’e seslenerek AB’yi isterseniz gayret edin demek için yalnız Güney’in üye olacağını söylemeye çalıştı ama onlar tüm Kıbrıs’ın üye sayılacağını dolayısıyle Türkiye’nin bir AB ülkesinde işgalci ülke durumuna düşeceğini düşünenelerin yanıldıkları sonucunu çıkardı ve taksimcilikle onu suçladılar.

Bu arada bizi de hayalcilikle suçladılar ve kendilerinin haklı çıktığını ilan ettiler. Halbuki Gazetelerini yayımladıkları gün AB’nin genişlemeden sorumlu komiserliği AB’nin Kıbrıs politikasının değişmediğini ve Kıbrıs’ın müracaatının tüm Kıbrıs adına yapıldığını ve kabul edildiğini açıklamış bulunuyordu. Bu haberse Türk basınında yayımlanmadı.

Afrika gazetesi bir kez daha yalan bir yorum yaparak iç politikada kullanmış oldu. Bunun Afrka’yı rahatsız etmeyeceği bellidir. Ama bizi rahatsız etti. Acaba yanılmış mıyız diye sorulara muhatap olduk. Durup Solana’nın ne dediğini ikinci el haberlerden toparlayıp öyle değil de böyle demek istemiştir diye çene yormak zorunda kaldık. Dostumuz görünenler de politikamızın iflas ettiğini söleyip emperyalistlere güvenirseniz işte böyle olur dediler; onlara da yanıt vermek durumunda kaldık. Tabii geri çekilip kıs kıs gülenlere yanıt veremedik.

Bizim bütün yaptığımız olayları izelemek ve nereye yöneldiğini tahmin etmektir. Bir tahmin yanlış çıksa ne olur? Bunun iki sonucu olur. Ya tahmini yaptıktan sonra o tahmin çıkacakmış gibi bazı işler yapar ve sonunda boşa çıkınca vah vah dersiniz ya da bir şey yapmanız gerekmez boşuna emek sarf etmediğiniz için vah vah demeye de değmez. Kıbrıs’ın tümü üye olmazsa da yarısı olur diye hangi emeğimize acıyacağız?

Bir kere biz AB üyeliği gündemde olsa da olmasa da çözüm istiyoruz, ayni zamanda tüm Kıbrıs’ın AB üyesi olmasını da isteriz. Kıbrıs çözümden sonra da AB üyesi olmak için çalışmak zorundadır. En iyi güvenlik böylece sağlanır. Komşularımızın tasallutundan da korunmuş oluruz. Diğer yararlarını saymayayım ama hatırlatayım ki çözüm olmadan AB üyesi olamayacağının tekrarlanıp durulduğu 90’lı yıllarda da Kıbrıs’ın AB üyeliğini istemekteydik.

AB 15 üye ülke ve 13 aday ülkeden oluşan bir ortaklıktır. Bu ortaklık aldığı kararların aksini yapamaz, bir kere yaptı mı kendi kendini inkar eder. Solana kalkıp da Helsinki kararının aksine hareket edileceğini söyleyemez, söylerse boşuna konuşur. Bunu unutan ve bir haberi ona göre yorumlayan hata eder.

Tahmin olasılık demektir, her olanağa bir olasılık tekabül eder. Kesin birşey varsa tek bir olanak ve tek bir olasılık zardır ve bire eşittir. Öyle olsa hayat ne kolay olurdu?


Alpay Durduran|Ana Sayfa